Şu An Okunan
Ay’da İlk İnsan: Hollywood, Bir Sorunumuz Var!

Ay’da İlk İnsan: Hollywood, Bir Sorunumuz Var!

Oscar ödüllü genç yönetmen Damien Chazelle’in imzasını taşıyan Ay’da İlk İnsan, Neil Armstrong’un hayatını konu alan konvansiyonel bir biyografi. Apollo 11 uçuşuna giden süreci anlatan bu filmin ABD’de milliyetçilik eksenli bir tartışmayı alevlendirmesiyse yaratıcılarının niyetinden bağımsız bir yanış anlamanın sonucu. 

Prömiyeri açılışını yaptığı 75. Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen yeni Damien Chazelle filmi Ay’da İlk İnsan (First Man, 2018) etrafında çok garip bir tartışma döndü geçtiğimiz günlerde. Film, aynı adı taşıyan Neil Armstrong biyografisinin sinema uyarlaması. Josh Singer’ın kaleme aldığı senaryo 1960’lı yıllar boyunca Neil Armstrong ve ailesinin yaşamına içeriden bakmayı deniyor ve bu gerçek karakterlerin yaşadıklarını Armstrong’un Ay’a ayak bastığı göreve hazırlık süreci üzerinden ele alıyor. Venedik’in hemen arkasından Telluride ve Toronto film festivallerinde gösterilen film etrafında ABD’de kopan tartışmaysa şu: Ay’a ayak basma sahnesinde Amerikan bayrağının özellikle gösterilmediği, millî duygulara ve tarihî gerçeklere saygısızlık yapıldığı iddia ediliyor. Filmi bir anda Amerikalı muhafazakârların hedefine dönüştüren, hatta “âdeta Amerika’nın başarılarından utanıyorlar” yorumuyla Başkan Trump’ın bile katıldığı bu absürd tartışma, içinde yaşadığımız dönemin ruhu ve tüm dünyada giderek agresifleşen milliyetçilik üzerine çok şey söylüyor. Aynı zamanda, tam tersine 60’lı yıllara apolitik bir tavırla bakmayı tercih etmesiyle eleştirilebilecek Ay’da İlk İnsan’ı bambaşka bir pozisyona itiyor.

Bir Kahramanlık Hikâyesi Değil Ama…
Ay’da İlk İnsan üzerine Amerikalı eleştirmenlerin yazdıkları ekseriyetle olumlu. Filmin en çok takdir edilen taraflarından biri, Armstrong’un hikâyesine bir kahramanlık öyküsü gibi değil de mesafeli yaklaşması. Bu bütünüyle haksız bir iddia sayılmaz. Gerek Singer’ın senaryosu gerekse Chazelle’in yönetmenlik tercihleri Armstrong’u alışıldık anlamda bir ulusal kahraman gibi göstermiyor. Kızının ölümü sonrasında içine kapanıp kendini çalışmaya adayan, psikolojik derinlik katılmaya ve çok yönlü çizilmeye uğraşılmış bir karakter bu… Ryan Gosling’in yorumu ve o bildik üzgün ifadesi de özellikle karizmatik bir karakter koymuyor karşımıza, filmin kahramanı tam tersine mutsuz, zaafları olan bir adam.

Diğer yandan Apollo 11 uzay uçuşu ve Ay’a ayak basma sahnesi süre olarak filmde gerçekten de geniş bir yer kaplamıyor. Chazelle, bilimkurgu meraklısı bir nerd gibi, göreve hazırlık sürecine ve çeşitli teknik ayrıntılara ağırlık veriyor. Detay planlar ve hızlı bir kurgunun öne çıktığı deneme uçuşları ya da NASA’yı içeriden görmemizi sağlayan kimi sahneler özellikle akla kazınıyor (bu sahnelerdeki çeşitli imgeler ve bunların cinsel çağrışımlarıysa, ergenlikten çıkamayan yetişkin erkek hâlleri üzerine bir okumanın ve başka bir yazının konusu).
Fakat her ne kadar klasik anlamda bir ‘kahramanlık destanı’ olmasa da Ay’da İlk İnsan önünde sonunda söz konusu görevi ve ABD’nin büyük başarısını ziyadesiyle olumlayan bir finale ilerliyor. Neil Armstrong’un karakteri kızının ölümü sonrasında girdiği yas süreci üzerinden çizilirken, gerek yaşadığı bunalım gerekse işine düşkünlüğü nedeniyle giderek ailesinden uzaklaşan bir adam izliyoruz. Fakat başarıyla tamamlanan Apollo 11 uçuşu sonrasında aile içinde huzur yeniden sağlanıyor.

Başka bir deyişle, senarist Singer ve yönetmen Chazelle farklı bir yoldan gitseler bile, bu konuyu ele alan herhangi bir konvansiyonel sinema örneğinde karşılaşacağımız finale ulaşıyoruz. Amerikan bayrağının Ay’a dikilişini görmesek de filmin bir imge olarak bayrak göstermekten kaçındığı iddiası asılsız. Ay’da İlk İnsan’ın anti-Amerikan bir tavrı olduğunu savunmak için başka sahnelerde defalarca kez kadraja giren Amerikan bayrağını ve daha da önemlisi anlatısındaki pek çok unsuru görmezden gelmek gerek.

60’lara Apolitik Bakış
Damien Chazelle bayrak tartışmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, Amerikan bayrağının Ay yüzeyine dikilmesi ânına odaklanmayı seçmediğini ama bunun politik bir tavırdan kaynaklanmadığını söylüyor. Zaten Ay’da İlk İnsan olabildiğince politikadan uzak tutulmaya çalışılmış bir film. Öyküsü 60’ların tamamına yayılan filmde, dönemin politik atmosferine dair pek bir şey bulmak mümkün değil. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişki, daha ziyade bir spor filminde birbirini alt etmeye çalışan iki takım arasındaki rekabet gibi işleniyor. Vietnam Savaşı ya da Afrikalı Amerikalıların vatandaşlık hakkı mücadelesi de bu anlatıya pek sızamıyor. Tüm dünyada cinsel devrim yaşanırken, biz Amerikan banliyösünde hayatları eşlerinin sorunlarından ibaret ev kadınları görüyoruz. Hippiler uzay araştırmalarına harcanan vergileri protesto ederken tek bir sahnede gözüküyorlar. Bu sahneyi takip eden final bloğunda da Apollo 11 uçuşunun başarıya ulaşmasını izliyoruz. Yani, pek de dolaylı sayılmayacak biçimde bu protestoların yersizliği ima ediliyor.

Elbette 60’larda geçen her filmin bu konulara değinmek gibi bir zorunluluğu yok. Fakat Ay’da İlk İnsan’da anlatılan uzay araştırmalarının dönemin siyasi atmosferinden bütünüyle bağımsız olduğunu da kimse iddia edemez. Dolayısıyla, 60’ların ruhunu bu anlatının dışında bırakmak ve beyaz orta sınıf bir ailenin yeniden kenetlenmesine odaklanmak başlı başına politik bir karar. Bu tercih nedeniyle Ay’da İlk İnsan’ın durduğu yer de muhafazakâr anlayışa daha yakın.

Çizdiği 60’lar tablosuyla ABD’deki muhafazakâr kanadı tatmin edebilecek bir filmin yaratıcılarının, sırf Amerikan bayrağını ‘yeterince’ heybetli göstermedikleri için ülkeleri aleyhine çalışmakla itham edilmeleri, ancak tüm dünyanın giderek çıldırdığı ve milliyetçiliğin tehlikeli bir boyut aldığı bugünlerde gerçekleşebilirdi. Başka bir zaman gösterime girse Chazelle’in zanaat olarak başarılı yönetmenliğiyle beğeni toplayacak ve belki ödül sezonunda ses getirecek Ay’da İlk İnsan’ı muhtemelen zaman içinde de bu tartışmayla değil, yönetmenin filmografisinde durduğu noktayla anılacaktır. Zira kimilerinin önceki filmleri Whiplash (2014) ve Âşıklar Şehri’nde (La La Land, 2016) başarı kavramına fazla takıntılı yaklaşımı nedeniyle eleştirdiği Chazelle, yeni filminde de insanlık tarihinin en büyük başarılarından birisini anlatmakta. Her ne kadar Donald Trump tarafından “Amerika’nın başarılarından utanmakla” suçlansa da…

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.