Şu An Okunan
Altyazı’dan Filmekimi Tavsiyeleri

Altyazı’dan Filmekimi Tavsiyeleri

Filmekimi heyecanı yaklaşıyor. 28 Eylül-6 Ekim tarihlerinde İstanbul’da başlayıp daha sonra birçok şehri gezecek olan bu yaklaşık 40 filmlik seçkinin içinden 10 filmlik bir liste hazırladık. Claire Denis, Jean-Luc Godard, Peter Greenaway, Michael Winterbottom, Kim Ki-duk ve Ari Folman gibi isimleri listemizin dışında bırakmak durumunda kaldığımızı düşünürsek, bu sene oldukça zengin bir programın bizi beklediğini söyleyebiliriz.

Mavi En Sıcak Renktir / La Vie d’Adèle (Yön: Abdellatif Kechiche): Abdellatif Kechiche’in Cannes’da bu sene Altın Palmiye’yi kucaklayan filmi, iki genç kadının arasındaki tutkuyu yönetmenin imzası olan doğal diyaloglar ve çekincesiz, sert bir üslupla anlatıyor. Başroldeki iki kadın oyuncunun performansı Cannes jürisini öylesine etkilemiş olacak ki, jüri üyeleri Altın Palmiye’yi yönetmenle birlikte bu iki oyuncuya vererek, festivalin tarihinde bir ilke imza atmıştı.

Geçmiş / Le Passé (Yön: Asghar Farhadi): Bir Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin, 2011) ile duygu ve gerilimi yüksek bir aile dramından yola çıkıp günümüz İran toplumuna dair söz söylemeyi başaran Asghar Farhadi, Berlin’de Altın Ayı’yı kazanmış, daha sonra Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını da ödül koleksiyonuna eklemişti. Farhadi’nin son filmi Geçmiş, Bir Ayrılık’ın devamı olarak okunabilecek, yine sağlam karakter portrelerine, derinlikli psikolojik tahlillere ve nefes nefese izlenen kurguya sahip bir aile dramı.

Sen Şarkılarını Söyle / Inside Llewyn Davis (Yön: Joel Coen & Ethan Coen): Coen Kardeşler, Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Sen Şarkılarını Söyle’de, 60’ların New York’unda geçen bir dönem filmiyle karşımıza çıkıyorlar bu kez. ABD’de o dönemde yeniden canlanmaya başlayan folk müziğe de bir güzelleme olan film, hayata tutunmaya çalışan bir folk şarkıcısının elinde gitarıyla türlü badireleri atlatmasını anlatırken Coenler’in tanıdık mizahının yanından melankoli de eksik olmuyor.

Günahın Dokunuşu / Tian zhu ding (Yön: Jia Zhangke): Çin’in geçirdiği dönüşümü mekânlar üzerinden perdeye aktardığı kendine has filmleriyle tanınan Jia Zhangke, Cannes’da bu sene Altın Palmiye’nin güçlü adaylarından biri olan ama En İyi Senaryo ödülü ile yetinmek zorunda kalan Günahın Dokunuşu’nda, sıkı takipçilerini şaşırtan bir işle çıkageldi. Çin’in sosyal medya ağı Weibo’da karşısına çıkan şiddet ve aşırılık dolu dört öyküyü filmleştiren Zhangke, Çin’in toplumsal iklimine bu kez farklı bir açıdan yaklaşıyor.

Sadece Aşıklar Hayatta Kalır / Only Lovers Left Alive (Yön: Jim Jarmusch): Jarmusch Kontrol Limitleri’nden (The Limits of Conrol, 2009) dört sene sonra, Tilda Swinton’lı bir vampir filmiyle dönüyor. Adem ile Havva adlı iki vampirin yüzyıllara yayılan aşkını anlatan Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’da Jarmusch, vampir ikonografisini yeniden yorumlayarak, oldukça stilize bir atmosfere sahip romantik bir film ortaya çıkarmış.

Benim Babam, Benim Oğlum / Soshite chichi ni naru (Yön: Hirokazu Koreeda): Kimse Bilmiyor (Dare mo shiranai, 2004) ve Bitmeyen Yürüyüş (Aruitemo aruitemo, 2008) filmleriyle akıllarda yer eden Japon yönetmen Hirokazu Koreeda, altı yıl önce bebekleri hastanede karıştığı için başkasının çocuğunu yetiştiren iki ailenin öyküsünü, sade ve dokunaklı bir üslupla anlatıyor. Baba olma olgusunu sorgulayan film, Cannes’da bu sene Jüri Ödülü’ne layık görülmüştü.

Gerçeğin Dansı / La danza de la realidad (Yön: Alejandro Jodorowsky): Tarottan Şamanizme, Hıristiyan mitolojisinden sürrealizme birçok farklı koldan beslenen, Köstebek (El Topo, 1970) ve Kutsal Dağ (The Holy Mountain, 1973) gibi kült filmleriyle tanınan Alejandro Jodorowsky, 23 yıl sonra, 84 yaşında sinemaya dönüyor! Ruhani temalara düşkünlüğüyle bilinen Jodorowsky, bu kez kendi zihninin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkıyor. O zihnin nelere kadir olduğunu bilenler, bu yolculuğun hiç de tekdüze olmayacağını tahmin edebilir.

Gloria (Yön: Sebastián Lelio): Bu sene Berlin Film Festivali’nde eleştirmenlerden en çok övgü toplayan film olan Gloria, Gümüş Ayı’yla birlikte En İyi Kadın Oyuncu ödülünün de sahibi olmuştu. Şilili yönetmen Lelio’nun filmi, 58 yaşındaki boşanmış ve yalnız bir kadının hayattan elini eteğini çekmeyi kabul etmemesinin öyküsü. Paulina García’nın muhteşem bir oyunculukla perdeye yansıttığı Gloria, gece kulüplerinde aşk peşinde koşarken, mutluluğu da hayal kırıklığını da bir arada deneyimliyor. Kısacası, yaşadığını hissediyor ve hissettiriyor.

Genç ve Güzel / Jeune et Jolie (Yön: François Ozon): Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde Evde (Dans la maison, 2012) ile yine ustalığını konuşturan François Ozon, hız kesmeden devam ediyor. 17 yaşındaki genç bir kadının portresi olarak tanımlanabilecek Genç ve Güzel, cinsel uyanış ve aşk arayışı temalarını fahişelik yapan Isabelle karakteri üzerinden anlatıyor. Birçoklarına göre film, Buñuel klasiği Gündüz Güzeli’nin (Belle de Jour, 1967) yeni bir yorumu.

Büyülü Tarla / A Field In England (Yön: Ben Wheatley): Sıradışı korku filmi Ölüm Listesi (Kill List, 2011) ve geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nin en iyi filmlerinden Garip Turistler (Sightseers, 2012) ile kendini kanıtlayan İngiliz yönetmen Ben Wheatley, yine melez bir türle, psikedelik bir gerilim filmiyle karşımıza çıkıyor. 17. yüzyılda İngiltere’nin kırsalında geçen bu tuhaf dönem filmi, halüsinatif görüntüleriyle deliliğin eşiğinde gezinen bir kara mizah örneği. Siyah-beyaz estetiği de iştah açıcı.

 

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.