Şu An Okunan
Anons: Kaskatı Üniformalar

Anons: Kaskatı Üniformalar

Çıkış noktası olarak Talat Aydemir ve arkadaşlarının 1963’teki başarısız askerî darbe girişimini alan Anons, darbenin merkezindekilere değil de kıyısında köşesinde kalan karakterlere dair bir hikâye anlatıyor. Mahmut Fazıl Coşkun’un 2018’de Venedik Film Festivali’nin ‘Ufuklar’ bölümünden ödülle dönen filmi MUBI Türkiye‘de yayında.

Bu yazı Altyazı’nın Kasım-Aralık 2018 tarihli 188. sayısında yayımlanmıştır.

Mahmut Fazıl Coşkun 2009 yılında tamamladığı ilk uzun metrajı Uzak İhtimal’de (2009), sade bir hikâyeyi sessiz sakin, soğukkanlı bir üslupla anlatıyordu. Başrolünü Ercan Kesal’ın üstlendiği ikinci uzun metrajı Yozgat Blues’da (2013), sözlerden çok sessizliklere öncelik veren dingin anlatımını sürdürdü. Ancak Yozgat Blues’da, bir mizah damarı da inceden kendini göstermeye başlamıştı. Çıkış noktası olarak Talat Aydemir ve arkadaşlarının 1963’teki başarısız askerî darbe girişimini alan ama bu gerçek olayı serbest bir biçimde uyarlayan, darbenin merkezindekilere değil de kıyısında köşesinde kalan karakterlere dair bir hikâye tahayyül eden Anons, her ikisinden de daha ‘komik’ bir film. Elbette bunda, senaryoya yönetmenle birlikte imza atan Ercan Kesal’ın payı büyük. Burada, sadece izleyiciyi sürekli kahkahalara boğmaya çabalayan popüler komedi geleneğimizde değil, bağımsız sinemamızda da fazla örneğini görmediğimiz türden, çok daha serinkanlı bir mizah anlayışı söz konusu. Bu anlamda Anons’un bu topraklarda fazla yapılmayan, yapılamayan bir işe kalkıştığını belirtmek gerek. Filmin, darbe girişimi gibi özünde son derece sert bir meseleden ‘komik’ bir anlatı çıkarmasını sağlayan ise, kendini büyük gören, görevini tereddütsüz yerine getirmeye kararlı, üniforması içinde kaskatı duran karakterleri ile bu insanların hiç de büyük olmayan gündelik dertleri ve gitgide içinden çıkılmaz bir hâl alan beceriksizlikleri arasındaki çelişkiye işaret etmesi. En ciddi anlarda, somurtan suratlar absürd bir Kore Savaşı anısıyla gevşeyebiliyor, tüm operasyon radyodan yapılacak anons üzerine kurulmuşken, darbeci subaylardan biri “yapamazsak da çok sorun olmaz, değil mi?” deyiverebiliyor. Buna karşılık, tüm bu absürdlüğü bıçak gibi kesen apansız şiddet patlamaları da var. Her şeyden habersiz bir taksi şoförünün ya da hain olduğuna kanaat getirilen bir başka subayın infazı, bu mizahla oluşturdukları tezatla filmin en kuvvetli anları belki de.

Anons’a hâkim olan absürd mizahın izlerini, Ercan Kesal’ın katkıda bulunduğu diğer senaryolarda, örneğin Bir Zamanlar Anadolu’da’da (2011) görmek mümkün. Nuri Bilge Ceylan’ın filminde de bir grup erkek son derece ciddi, resmî bir işe soyunmuş; bir katil zanlısını toprağa gömülmüş bir ceset peşinde gece boyu gezdiriyor ama araya sürekli en sıradan, gündelik meselelere dair konuşmalar sızıyor. Kesal’ın canlandırdığı muhtarın evinde, köyün ihtiyaçlarıyla ilgili sohbetleri hatırlayalım. Ya da beş kişinin gergin yolculuğu sırasında en iyi manda yoğurdunun nereden alınacağının uzun uzadıya konuşulmasını. Anons’ta, dört subayın gerginliğinin en fazla yükseldiği anlarda gündeme gelen buzdolabı bayiliği konusu, Kesal’ın ağır meseleleri alelade konulara dair diyaloglarla kesintiye uğratma becerisinin, bütün o büyük şeylerin küçük taraflarını ifşa etme eğiliminin çok benzer bir örneği.

MARTİNİDEN ÇORBAYA
Filmle ilgili bir röportajında Mahmut Fazıl Coşkun, Anons’un “Türkiye’nin Batılılaşma, modernleşme meselesi ve bunun başarısızlığı üzerine kurulu” olduğunun altını çiziyor.1 Filmin kendilerini Türkiye’nin en modern, Batılı yüzü olarak gördüklerini söyleyebileceğimiz darbeci subayları, modern Batı’dan yeni gelmiş, adını bile bilmedikleri buzdolabına hayretle, hayranlıkla bakıyorlar. Oysa kalkıştıkları operasyonun en basit teknik detayları için bile hazırlıksızlar. Silahlı Kuvvetler’in yönetime el koyduğunu İstanbul halkına duyurma görevini üstlenmişler ama teknisyenin o sırada radyoda olmaması ihtimaline karşı aldıkları bir önlem yok. Nihayetinde görevlerini yerine getirdiklerini zannettiklerinde “Batılılar gibi” birer kadeh içki içiyorlar ama martininin nasıl içilmesi gerektiği üzerine şakalaşmaları, içlerinden birinin kusmasıyla sona eriyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte de, akşamdan kalma hâlleriyle kendilerini gidilebilecek en “Doğulu” yerde buluyorlar: çorbacıda.

Darbecileri ve kalkıştıkları kanlı işi Batılılaşma/modernleşme üzerinden tanımlamak, ister istemez kültür-sanat tarihimiz boyunca sürekli başvurulan o kadim zıtlığı da geri çağırıyor ve diğer uca toplumun Batılı olmayan, modern olmayan “özünü”, “doğal hâlini” yerleştiriyor. Masum taksiciyi, sürekli kaçıp gitmek isteyen fırıncıyı, ciddiyetini korumasına rağmen subayları sürekli komik duruma düşüren radyo müdürünü yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan tablo, sanki alttan alta “biz böyleyiz, bu üniforma üzerimizde durmaz” der gibi. Yozgat Blues’da “Doğululuğun kalbi” denilebilecek Yozgat’a gittiğinde bile kötü bir aksanla aynı demode Fransızca şarkıyı söylemeyi sürdüren Yavuz nasıl oraya ait değilse, Anons’un dünyasında da darbeci subayların sözde idealleri benzer biçimde eğreti duruyor. “Yüksek” idealler ile gündelik hayata hâkim olan buralılık, “Doğululuk” arasındaki uzlaşmaz çelişki…

Mahmut Fazıl Coşkun’un yukarıda andığımız söyleşide vurguladığı konulardan biri de, politik bir sinema yapmadığı, doğrudan politik bir söz söyleyen filmlerden ziyade kişisel filmler yapmak istediği. Oysa Anons’un özünü oluşturan Doğu-Batı tartışması, Türkiye (ve Osmanlı) tarihinin en yüklü politik tartışması. Bu anlamda bir darbe girişimini birkaç beceriksiz subayın talihsiz macerası üzerinden anlatmak, tanklarla, toplarla ya da stratejilerle anlatmaktan daha az politik değil. Belirli idealleri temsil etme iddiasındaki karakterlerin politik olmayan, gündelik kaygılarının vurgulanma biçimi, son derece yoğun bir politik söylem koyuyor ortaya. Tabii bu söylemin filmin yapıldığı dönemden bağımsız olamayacağını, günümüz Türkiye’sinin siyasal konjonktüründen bağımsız değerlendirilemeyeceğini de unutmamak gerek.

Not
1 Tuba Deniz, “Mahmut Fazıl Coşkun: ‘Anons, Bir Modernleşme Hikâyesi’”, son güncelleme 19 Ekim 2018, <bit.ly/2DgNrfE>.

MUBI Türkiye’nin Altyazı’ya özel teklifini görmek için tıklayın.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.