Şu An Okunan
Cannes Günlükleri 2026 #4: Ödül Tahminleri
Advertisement

Cannes Günlükleri 2026 #4: Ödül Tahminleri

79. Cannes Film Festivali bu akşam düzenlenecek ödül töreniyle son buluyor. Selin Gürel, ödül gecesi öncesi öne çıkan ihtimalleri değerlendirdi.

Cannes’da hayli zayıf bir ana yarışma yılı geçirdik. Yarışmada festivalin müdavim yönetmenlerinin son harikalarını, yeni yönetmenlerin fark edilmelerine sebep olan o ışığı, büyük sürprizleri, özgün denemeleri mumla aradık doğrusu. Geçen seneki gibi birkaç kere daha izlemek isteyeceğimiz, aklımızı başından alan filmler yoktu. Ancak yarışma bu hâliyle de fikir ayrılıkları konusunda rekora koştu diyebiliriz. Bu sebeple bu akşam verilecek ödüllerle ilgili büyük bir fikir birliğinden bahsedemeyiz ama yine de bazı ihtimaller tartışılmaya değer. 

Altın Palmiye için birkaç filmin şansı diğerlerinden yüksek görünüyor. Bunlardan ilki, Andrey Zvyagintsev’in Minotaur’u. Yönetmenin yıllar sonra çektiği ilk film olması, savaş yanlısı ülkesini terk edip bir nevi sürgünde yaşıyor olması, pandemide ölümden dönmesi, filminde Rusya’yı sertçe eleştirmesi ve Altın Palmiye’sinin olmaması şansını yükseltiyor. Bu tür mağduriyetlerin ne kadar işe yaradığını daha geçen sene It Was Just an Accident örneğinde görmüştük. Bir diğer ihtimal, Cristian Mungiu’nun Fjord’u. Zira ödül sezonu için çekilmiş, masa başında ince ince planlanmış bir Avrupa eleştirisi, Cannes’da her zaman karşılık bulur. Bunun en yakın örnekleri de Triangle of Sadness ve The Square; hatta bir ödül konsepti olarak Ruben Östlund… Jürinin filmin dünyasına kapılması halinde ödül şansı olan üçüncü film, Ryûsuke Hamaguchi’nin All of a Sudden’ı. All of a Sudden herkese göre bir film değil ama evreniyle ve mesajıyla tam bir Altın Palmiye filmi. Bir ihtimal de filmin başrolündeki iki kadın oyuncuya (Virginie Efira ve Tao Okamoto) kadın oyuncu ödülü verilmesi elbette. Bu durumda All of a Sudden ödül şansını kaybeder. Bu kulvara Pawel Pawlikowski’nin Fatherland’ini de ekleyebiliriz. Aynı şekilde Sandra Hüller’e ödül çıkması halinde Fatherland’i de kaybederiz. En İyi Yönetmen ödülü, Grand Prix ve Jüri Ödülü de bu dörtlü arasında dağılabilir. Javier Calvo ve Javier Ambrossi’nin birlikte yönettiği İspanyol filmi La bola negra’nın Altın Palmiye şansı zor olsa da, diğer büyük ödüllerden birini alma ihtimalini göz ardı edemeyiz. Bunlar dışında, jürinin biraz daha çılgınlık yapmak gibi bir niyeti olabilir elbette. Şayet bu öyle bir yılsa, en sıradışı ihtimallerin izini sürdüğümüzde, karşımıza maalesef Valeska Grisebach’ın Das geträumte Abenteuer’ü ve şüphesiz ondan daha anlaşılır bir ihtimal olan Emmanuel Marre’ın Notre Salut’sü çıkıyor. Yine de özellikle Valeska Grisebach’ın dayanılmaz filmini dillendirmemekte fayda var. 

En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde El ser querido’daki kusursuz performansıyla Javier Bardem’in ödüllendirileceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Ancak bir sürpriz olması halinde, akla gelen tek ihtimal James Gray’in Paper Tiger’ında çok iyi performanslarını izlediğimiz Adam Driver ve Miles Teller. En İyi Kadın Oyuncu kategorisindeyse, yukarıdaki ihtimallerin dışında tamamen oyuncu performansına yaslandığı için kendi başına çok güçlü bir ihtimal gibi görünen Garance’taki Adèle Exarchopoulos başı çekiyor. Bu yıl yarışmada iki filmde birden izlediğimiz Léa Seydoux’nun Gentle Monster’daki performansı da bir köşede ödüle göz kırpıyor. Uzak bir ihtimal olsa da Minotaur’un kadın oyuncusu Iris Lebedeva’nın adını anmadan geçmeyelim. 

En İyi Senaryo ödülü için Cristian Mungiu’nun Fjord’u ve Ryûsuke Hamaguchi’nin All of a Sudden’ı başa baş gidiyor. Ancak Fjord’da bu ödül için daha çok yalvaran bir hâl var doğrusu. En iyi ilk filme verilen Caméra d’Or ödülüyse, festivalin en çok sevilen (ilk) filmine gidecek gibi görünüyor: La Gradiva. Görüntü yönetmeni Marine Atlan’ın bu ilk filmi, Semaine de la critique / Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterildi ve oradan ödülle döndü bile. Hiçbir ana yarışma filminin La Gradiva kadar konuşulmadığı bir festival geçirdik. Filmin neden ana yarışmada olmadığı sorusu herkesin dilindeydi. Bu yıl Cannes’dan izleme listenize eklemeniz gereken ilk film bu. İkincisi de Un Certain Regard / Belirli Bir Bakış bölümünden çok hak ettiği bir ödülle ayrılan Sandra Wollner filmi Everytime. Yan bölümlerdeki kadın yönetmenlerin harika filmleriyle böyle zayıf bir ana yarışmada neden kendilerine yer bulamadıkları yine meçhul. Cannes’ın ana yarışmasında neye göre kadınlara yer açma lütfu bulunduğu da öyle. Umarız gelecek sene bu açıdan çok daha adil bir yıl olur.

© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.