Şu An Okunan
Kuyu

Kuyu

Issızlığın ortasında bir kuyu imgesi üzerinden yas sürecini anlatan bir film.

Dilek Aydın

Selman Nacar’ın yönetmenliğini yaptığı ilk kısa film olan Kuyu, kuraklığın hüküm sürdüğü bir yerde, ıssızlığın ortasında bir kuyu açmaya çalışan genç bir adama odaklanıyor. Muazzam açılış sahnesinde, şafak sökerken toprağı kazmaya çalışan Ali’nin görüntüsü, insanın doğayla mücadelesine referans olarak kullanılabilecek bir imge. Gün doğduğunda mavi-mor bir renkten kurak bir sarıya dönen filmde, karakteri yakından, hattâ tam ensesinden görmeye devam ediyoruz. Bu doğa-insan mücadelesi, Ali’nin abisine bir şey olduğu için çağrılmasıyla dönüşmeye başlıyor.

Ali kadrajdan uzaklaşırken, toprağa bırakılmış büyük taşa yaklaşan kamerayla sanki bir gizemi sürdürmeye çalışan anlatının hissi, seyirciyi de yakalıyor. Bu noktadan itibaren, filmin adının da belirmesiyle, Ali’nin yas süreci ve kuraklıkla baş etmek için açmaya çalıştığı kuyu arasında bir özdeşlik kuruluyor. Filmi baştan sona saran sessizlik, toprağı delmeye çalışan bir adamın abisinin kaybıyla baş etmeye çalışmasının ses bandındaki imgesel karşılığı gibi.

Filmin, Siegfried Kracauer’ın belgesel sinemacı Paul Rotha’dan aldığı tabirle ‘basit anlatı’ (slight narrative) olarak adlandırılan sanat filmi geleneğinden geldiği söylenebilir. Diyaloglara neredeyse hiç yer vermeyen bu tip anlatılarda genelde karakterin yaşadığı dünyaya ve iç dünyasına yönelik metaforik bir anlatım ağırlık kazanıyor. Hikâyenin ve aksiyonun sürüklediği anlatılardan ziyade bir durum incelemesine yakın duran bu tip filmler gibi Kuyu da seyirciye zaman vererek, bu durumla ve karakterle zihinsel bir ilişki kurulmasını mümkün kılıyor. Kuyu’nun, güçlü bir mekân duygusu inşa eden, karakterin sessizliğini görselleştiren sinematografisinin ve kurgu ritminin seyirciyle filmin ilişkisini güçlendirdiği söylenebilir. Filmin yavaş akışı, Ali’nin yas sürecini imliyor. Köyün farklı mekânlarıyla, farklı durumlarıyla zenginleşen filmde, ölen
abinin hemen ardından gelen bebeği, Ali’de bir kırılma yaratıyor. Filmin en yüksek sesi ve Ali’nin tek diyaloğu, kuyunun içine attığı çığlık. Görür görmez “sırrını bir kuyuya verme” hikâyelerini hatırlatan son sahne, bu küçük anlatıyı mitolojiyle birleştiren, insanı kendinden büyük bir makro-kozmosa bağlayan bir rol üstleniyor. Bu noktada, açılış sahnesindeki toprağı kazan adam imgesi ile finaldeki kör bir kuyuya derdini açan adam imgesini birleştirerek dairesel bir anlatı oluşturmuş oluyor.

Sanat sinemasının en bilindik örneklerine yakın duran sembolik bir anlatımın hâkim olduğu Kuyu, öykündüğü sinema estetiğinin hakkını veriyor. Filmin özellikle sinematografik bir anlatı kurmak konusundaki başarısını takdir etmek gerek.

Selman Nacar kimdir?
1990’da Uşak’ta doğdu. 2015 yılında Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden, 2016’da aynı üniversitenin Sinema-TV Bölümü’nden mezun oldu. Şu anda Columbia Üniversitesi’nde yönetmenlik alanında yüksek lisans yapmaktadır.

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.