Şu An Okunan
Mr. Gay Syria’nın yönetmeni Ayşe Toprak ile söyleşi

Mr. Gay Syria’nın yönetmeni Ayşe Toprak ile söyleşi

Ayşe Toprak, Türkiye’deki eşcinsel Suriyeli mültecilerin Mr. Gay World yarışmasına katılma sürecine odaklanan Mr. Gay Syria belgeselini anlatıyor. 

Mr. Gay Syria belgeselini yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Mahmut’la nasıl tanıştınız?
Başkarakterlerimden Mahmut’la Al Jazeera’da çalıştığım dönemde tanıştım. 2011’de Hatay’daki Suriyeli çocukların eğitim sorununu inceleyen bir belgesel yapıyordum. Arapça bilmediğimden bir rehbere ihtiyacım vardı. Mahmut’la tanıştığımız gün, daha kendisine soru sorma fırsatı bulmadan bana gey olduğunu ve bununla bir problemim varsa beraber çalışamayacağımızı söyledi. Bu arkadaşlığımızın başlangıcı oldu. Mahmut yıllarca Suriye’de LGBTİ hakları üzerine çalışmış, ülkesindeki savaş ortamında kendi meselelerini nasıl dile getireceklerine kafa yormuş biriydi. Eski bir gazeteci olarak, her gün karşılaştığı insanlık dramının ortasında böylesi bir konuya farklı bir bakış açısı getirmezse, medyanın ilgisini çekemeyeceğini biliyordu. Mr. Gay World fikri buradan çıkmıştı.

Film bir yandan yarışmanın Türkiye ayağını düzenleyen Mahmut’un ve yarışmayı kazanan Hüseyin’in mücadelesini, bir yandan da Ömer ile Nadir’in birbirine kavuşma çabasını takip ediyor. Filmin bu çok-karakterli anlatısını nasıl tasarladınız?
Filmin hikâyesini ilk kurguladığımda aklımda sadece güzellik yarışmasını takip etmek vardı. Mahmut yarışma için adaylar bulacak, bu adaylardan birini seçecek, hep beraber Malta’ya gidilecek ve ses getiren bir uluslararası kampanya başlayacaktı. Mahmut da bu hikâyenin baş kahramanı olacaktı. Tabii bir belgeselde olaylar insanın hayal ettiği gibi gelişmiyor. Bu kurgunun hiçbiri gerçekleşmedi. Ayrıca, filmin karakterlerini zaman içinde daha yakından tanımaya başladıkça, hikâyeyi asıl ilginç kılanın güzellik yarışması olmadığını fark ettim. Burada benim için çarpıcı olan, Mahmut’un aktivizminden çok, Hüseyin’in aile dramı, arkadaş çevresi ve en yakın arkadaşı Ömer’in sevgilisine kavuşma çabaları oldu. Kısacası güzellik yarışması, homofobik toplumlarda gey olmanın zorluklarından mülteci sorunlarına kadar birçok temayı inceleyebileceğim bir araca dönüştü.

Türkiye karakterler için bir bekleme mekânı. Onların Türkiye’yle kurduğu ilişkiye bakarak, Mr Gay Syria’nın bir bekleyiş öyküsüne dönüştüğünü söyleyebilir miyiz?
Gey Suriyeliler hem kendi yurttaşları tarafından gey oldukları için dışlanıyor hem de Türkler tarafından Suriyeli oldukları için ayırımcılığa uğruyorlar. Toplumun dışına itilen bu bireyler genelde on beşer kişilik, ortaklaşa kullanılan, yerin dibinde evlerde yaşıyorlar. Başka iş bulamadıkları için gey hamamlarda çalışıyor, merdiven altı işlerden para kazanıyor veya hayatta kalabilmek için seks işçiliği yapıyorlar. Bu arka planın ışığında Hüseyin ve arkadaşları için Mr. Gey World Avrupa’ya bir kaçış ihtimali. Ancak karşılaştıkları pek çok engelden dolayı bu bekleme süreci kalıcı bir hâle dönüşüyor, umutları bir türlü gerçekleşemiyor.

Kamera mümkün olduğunca gözlemci bir pozisyonda kalmaya çalışıyor. Karakterlerinize yaklaşımınızı nasıl belirlediniz?
Filmi yaparken karakterlerimin benimle kurdukları ilişki o kadar yakındı ki, beni hayatlarında olan bitene o kadar çok entegre ettiler ki, sürekli etraflarında gezen kameranın varlığı belki de bu sayede akıllarından çıkabildi. Bunun yanı sıra ekipten çevirmenimiz dışında kimsenin Arapça bilmemesi de kamerayı unutmalarını sağladı. Hattâ önemli konuların konuşulduğunu zannettiğim pek çok sahnede, deşifrelerden sonra anladım ki kamera ekibini çekiştiriyor, dedikodumuzu yapıyorlarmış. Ara sıra bizden sıkıldıkları oldu, bu da varlığımızı tamamen görmezden gelmeleri demekti. Bazen de bizi çok sevdikleri ve hikâyelerini doğru yansıtacağımıza güvendikleri için, normalde paylaşmayacakları pek çok şeyi bizimle paylaştılar.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.