Şu An Okunan
Beşten Yediye Cléo: Şehrin Zamanı

Beşten Yediye Cléo: Şehrin Zamanı

Fransız Yeni Dalgası’nın en kendine has örneklerinden Beşten Yediye Cléo; şehrin ritmine, zamanına ve şimdisine dair pek çok şey söylüyor.

“Bir kadının, bir Paris belgeseline resmedilmiş portresi” diyor Varda Beşten Yediye Cléo (Cléo de 5 à 7, 1962) için. Şehirde oradan oraya salınmayı huy edinmiş Fransız Yeni Dalgası’nın en kendine has örneklerinden Beşten Yediye Cléo; şehrin ritmine, zamanına ve şimdisine dair pek çok şey söylüyor. İsmi her ne kadar 7’ye kadar dese de, genç şarkıcı Cléo’ya 6:30’a kadar eşlik ediyor, onunla beraber oradan oraya salınıyoruz. Nereye gittiğimiz hiç belli değil, neden gittiğimiz de. Kararın, kesinliğin ve geleceğin olmadığı bir dünya burası. Belki o yüzden tarot kartlarıyla başlıyor; bir tane geçmiş için, bir tane şimdi için, bir tane de gelecek için. Geleceği tahmin eden ve zamana söz geçirmeye çalışan bu kartlar filmin kararsızlığıyla tezat oluşturuyor, o nedenle de renkliler sanki. Cléo gibi biz de saatin kaç olduğunu bilmemize ve ara ara ekranda da görmemize rağmen zamanın içinde kayboluyoruz.

Cléo falcının söylediği gibi kanser olup olmadığını öğrenmek için test sonuçlarını bekliyor. Ama zaman tahmin ettiği gibi akmıyor; o ise sıkılıyor, bekliyor, unutuyor, hatırlıyor, ağlıyor, gülüyor, bağırıyor, sinirleniyor, yürüyor, koşuyor, arzuluyor. O âna dek belki de hiç düşünmediği bir geleceğin karara bağlanacağı endişesiyle birçok farklı duyguyu iki saate sığdırıyor. Bu yolculukta ona eşlik edense şehir, şehirdeki insanlar, sesler, tatlar ve kokular oluyor. Cléo iki saatliğine bir gezgin oluyor şehirde; gözleri açılıyor, duyuları farklı çalışmaya başlıyor. Söylediği romantik şarkıyı bu sefer daha iyi anlıyor sanki, “sensiz boş bir evim” derken gözleri doluyor. Girdiği dükkândaki şapkaların hepsi birbirinden güzel geliyor Cléo’ya, her birine sahip olmak, hiçbirini kaçırmamak istiyor. Yumuşacık sabahlığını giyerken, kedisinin tüylerini okşarken, sıcak su torbasına sarılırken bir başka mutlu oluyor. Yalnız başına sokağa çıktığında ise üzerindeki bakışlar bir yük gibi gelmeye başlıyor; şehrin hızından, zamanın akışından korkuyor. Sadece duyuların değil, zamanın da farkına varış Cléo’ninki. Varda bu belirsiz ve korkak salınma hâlini yaratırken titrek el kamerasıyla takip ediyor karakterini, etrafından dolaşıyor, bazen de ıskalıyor onu. Cléo şehrin hızına yetişmeye çalışırken kamera da onun hızına yetişmeye çabalıyor. Zaman sadece Cléo’nun zamanı da değil üstelik, onun hayatından geçip gidenlerin de hikâyesi bu. O nedenle bazen değişiyor sahibi, 5:18’den 5:25’e Angèle’in, 6:12’den 6:15’e ise Antoine’ın oluyor. Çünkü zaman, içinden geçip giden herkese ait.

Cléo bir yandan da kendi zamanının çok dışında bir karakter. Etrafındakilerin ona bir çocuk gibi davranması, kendisinin ise sürekli olarak asistanı Angèle’in yardımına ihtiyaç duyması bundan belki. Bu iki saatlik hikâye aynı zamanda Cléo’nin büyüme hikâyesi. Zaman ilk defa tam anlamıyla akmaya başlıyor ve Cléo büyümek zorunda kalıyor. Sona ya da ölüme dair bu farkındalık onun tüm uçarılığını, vurdumduymazlığını ve şımarıklığını kırıyor. Filmin aynalarla ve yansımalarla bezeli dünyası Cléo’nun ölüm ya da yaşlılık korkusundan çok, bu özgür ve zamansız tavrın kaybolma ihtimaline işaret ediyor. Zamanın, geleceğin, dolayısıyla kendinin farkına varmak ve büyümek. “Eğer geç gelirsen” diyor Cléo şarkısında, “beni mezara koyulmuş bulacaksın. Çirkin ve mosmor olmuş, sensiz, sensiz.” Bu şarkının basitliğinde zamana dair bir sitem de gizli. “Sensiz” derken gözleri doluyor ama bu şarkının bir öznesi yok. Ne bir sevgiliye, ne de kayıp bir aşka söyleniyor. Dönüp kendisine bakıyor bu şarkıda. Geç gelen kendisi oluyor, bir başkası değil. Büyümeye direnen, şimdiki zamanın içinde kalmak isteyen, gelecek kartını çekmeyi reddeden bir karakter Cléo. Yeni Dalga’nın ânın ve şehrin içinden salınarak geçip giden tüm karakterleri gibi zamanın uçarı ve geçici ruhunu yansıtıyor. Belki tam da bu yüzden Varda bu filminde zamanla hiç ‘oynamıyor’. Geçmişe götürmüyor, geleceği göstermiyor, zamanı uzatmıyor ya da kısaltmıyor. Hep kelimenin tam anlamıyla şimdinin içinde kalıyoruz. Kendisi Cléo’yu ânbeân takip ederken bize de burada kalın diyor sanki Varda; saati unutun, şehirde yürüyün ve etrafa bakın.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.