Şu An Okunan
Toronto Günlükleri 2021 #1: Mlungu Wam ve La caja

Toronto Günlükleri 2021 #1: Mlungu Wam ve La caja

Mlungu wam

Oscar yarışının önemli bir habercisi görülen Toronto Film Festivali 9 Eylül’de başladı. Festivalin dünya sinemasından örneklere yer veren, tek yarışmalı bölümü Platform’dan gösterilen ilk filmse Güney Afrika yapımı Mlungu Wam oldu. 46. kez düzenlenen festival 18 Eylül’e dek sürecek.

18 Eylül’e dek sürecek olan 46. Toronto Film Festivali, bir kez daha ödül sezonunun merakla beklenen filmlerinden dünya sinemasından bağımsız örneklere uzanan çeşitlilikte bir program sunuyor. Festivalin yarışmalı tek bölümü Platform’dan seyirciyle buluşan ilk film Jenna Cato Bass’ın yönettiği Mlungu Wam oldu.

Geçtiğimiz Perşembe günü başlayan 46. Toronto Uluslararası Film Festivali (TIFF) de pandemi koşulları nedeniyle programını hemen hemen eşit ağırlıklı fiziksel ve dijital erişime açan büyük festivaller arasında. Geçtiğimiz yıl da aynı şekilde gerçekleşen festival, bu yıl fiziksel gösterimlere ağırlık vererek eski havasına kavuşmuş gibi gözüküyor. Biletli dijital gösterimler sadece Kanada içinden izlenebilirken, akredite basın ve endüstri profesyonelleri dünyanın farklı noktalarından festivali çevrim içi takip edebiliyorlar. Fakat seçkinin tamamı çevrim içi gösterimlerde yer almamakta. Festivalin ağır topları diyebileceğimiz, ödül sezonunun merakla beklenen büyük filmleri sadece sinemalarda gösterilecek.

Belki bu noktada biraz TIFF’in nasıl bir festival olduğundan da bahsetmek gerek. Diğer büyük festivallerin aksine, TIFF’in programının merkez noktasında bir yarışma yer almıyor. Farklı bölüm başlıkları altında bambaşka tarzda filmleri buluşturan bir programcılık anlayışı söz konusu. Seçkisinde yakın tarihli Venedik ve Telluride festivalleri ile kesişen pek çok film de yer alan TIFF’in programı, yıldız oyuncuların rol aldığı gişe canavarları ya da Oscar şansı yüksek görülen filmlerden deneysel sinemaya uzanan bir yelpazede.

Her ne kadar festivalin merkez noktasında bir yarışma yer almasa da izleyicilerin oylarıyla belirlenen TIFF Halkın Seçimi Ödülü, o yılki Oscar yarışında en önemli habercilerden biri olarak görülüyor. Son yıllarda bu ödülü kazanan filmlerden bazıları: Nomadland (2020), Tavşan Jojo (Jojo Rabbit, 2019), Yeşil Rehber (Green Book, 2018), Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, 2017), Âşıklar Şehri (La La Land, 2016) veya Gizli Dünya (Room, 2015)… Geçen hafta Telluride’daki ilk gösterimi ertesinde kimilerinin En İyi Film Oscar’ını kazanmasına şimdiden garanti gözüyle baktığı Kenneth Branagh imzalı Belfast da 46. TIFF’in Galalar bölümünde yer alıyor ve Halkın Seçimi Ödülü’nün favorisi kabul ediliyor.

Geçmişin Travmaları

Festival programına 2015 yılında eklenen ve adını Jia Zhangke’nin filminden alan Platform ise TIFF’in tek yarışmalı bölümü. Ben de çevrimiçi takip ettiğim 46. TIFF üzerine çoğunlukla iki günde bir yayımlanacak yazılarımda Platform ödülü için bu yıl yarışan filmlere ağırlık vereceğim. Bölümden bu yıl seyirciyle buluşan ilk film, Güney Afrikalı Jenna Cato Bass’ın yönettiği Mlungu Wam ya da İngilizce adıyla Good Madam‘dı. Rafiki‘nin (2018) ortak senaryo yazarı olarak da tanınan, daha önce yönettiği filmlerle TIFF, Berlin, Busan gibi festivallere seçilmiş Bass, yeni filminde farklı bir tarza el atmış. Mlungu Wam, son yıllarda festival seçkilerinde daha sık rastlamaya başladığımız, “arthouse” sinema gelenekleriyle korku trüklerini birleştiren filmlerden. Filmin başkarakteri Tsidi, uzun yıllardır annesinin hizmetçilik yaptığı, kendisinin de çocukluk yıllarının geçtiği, beyaz bir aileye ait eve dönünce geçmişin travmalarıyla tekrar yüzleşiyor. Bass, bildik bir korku motifi olan perili evi Güney Afrika’nın sömürgeci geçmişi ve Apartheid üzerine bu hikâyeye uyarlamış. Kendisinin deyimiyle; sosyal adaletsizlik gibi gerçek hayattaki korkunç unsurlar üzerine bir korku filminin nasıl olacağını merak ederek Mlungu Wam‘ı yapmaya karar vermiş. Aslında Bass’in filmi özellikle geçen yılın övgü toplayan iki modern korku sineması örneğini, Azap (Relic) ve Onun Evi‘ni (His House) fazlasıyla andırıyor. Geçmişe dair travmaların olayların geçtiği evle özdeşleştiği bu benzer korku filmlerinin yaratıcı sanat yönetiminin epey gerisinde kalan Mlungu Wam, ne yazık ki ait olduğu türle ilgili öncelikli beklentileri karşılayamadığı için, toplumsal mesajı da çarpıcı bir hâl alamıyor. Oysa, evsiz kalmamak için beyaz “sahip”lerinin olabildiğince uzun yaşamasına çalışan siyah hizmetçilerin hikâyesi gerçekten de hiç fena sayılmayacak ama bu örnekte ne yazık ki harcanmış bir başlangıç noktası. 

La caja
La caja

Festivalin Özel Gösterimler bölümünde yer alan La caja da bir aile hikâyesi üzerinden geçmişin travmalarını ve toplumsal meseleleri ele almakta. Hatzin, babasının bir maden kazasında öldüğü haberini alır. Henüz ergenlik çağında olsa da yıllardır görmediği babasının bedeninden kalan parçaları bir kutu içerisinde teslim almak üzere yola çıkar. Fakat Hatzin babasının hâlâ hayatta olduğuna inanır ve geldiği bu yabancı şehirde yolda gördüğü bir adamı ona benzetir. Mario adlı bu adama yaklaşmak için eve dönüş yolculuğunu iptal eder, onu saplantılı şekilde takibe alır. Hatzin, Mario’nun hayatına dâhil olup güvenini kazandıkça, kendisini Meksika’da yasadışı işçi çalıştıran mafyanın içinde bulur. Altı yıl önce Uzaktan (Desde allá) ile Venedik’te Altın Aslan ödülünü kazanan Venezuelalı Lorenzo Vigas, yeni filminde daha konvansiyonel bir sinema dili seçmiş. La caja‘nın çok temiz bir işçiliği ve tüm tahmin edilebilirliğine rağmen neredeyse sorunsuz işleyen bir dramatik yapısı var. Gelgelelim, o kadar çok benzerini izledik ki bu eli yüzü düzgün filmi diğerlerinden ayıran bir nitelikten bahsetmek de neredeyse imkânsız. Hele ki söz konusu film Altın Aslan gibi büyük bir ödülden sonra gelince… La caja, dün sona eren Venedik Film Festivali’nin de ana yarışmasında yer alıyordu ama herhangi bir ödül kazanamadı.


46. Toronto Film Festivali’ni takip eden Engin Ertan’ın festival izlenimleri Altyazı’da. Günlüklerin yeni bölümleri önümüzdeki günlerde altyazi.net‘te olacak.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.