Şu An Okunan
9. Bir, İki (Yi Yi, 2000)
Advertisement

9. Bir, İki (Yi Yi, 2000)

Edward Yang’ın Bir, İki’si yaşamın sıradan anlarında gizlenen büyük duyguları sabırla takip eder. Filmde kamera, sekiz yaşındaki Yang-Yang’ın ellerinde tuttuğu fotoğraf makinesiyle aynı sezgiden beslenir. İkisi de dünyayı tanımlamanın değil, ona dokunmanın peşindedir. Kaldı ki Yang-Yang, yetişkinlerin dünyasında yaşanan her olayı bilmekle değil, onlara “göremediklerini göstermekle” ilgilenir. Onların önlerini gördüklerini ama arkalarını bilmediklerini düşünürken, tek bir yerden bakmanın her zaman eksik olduğunu fark eder. Bu eksiklik çocuk bakışına özgü bir sezgi olmanın ötesinde, filmin bütününe yayılan temel bir duygudur. Bir, İki, tamamlanamayan hayatları, söylenemeyen sözleri ve geç kalınmış karşılaşmaları bir araya getirerek yaşamın kırık parçalarından anlam kurar. Ailenin babası NJ, yıllar sonra karşısına çıkan ilk aşkıyla birlikte hayatını yeniden tartar. Yang-Yang’ın ablası büyüme sancılarıyla boğuşurken, amcası intiharın eşiğindedir. Annesinin komaya girmesiyle sarsılan anne Min-Min içinse yaşam anlamsız bir hâldedir. Ailenin çevresinde düğünler, cenazeler, doğumlar ve vedalar birbirini izler. Ancak zaman herkesin hayatında farklı bir eşikten geçer. Yang-Yang, tüm bu yetişkin deneyimlerinin arasında dolaşırken fotoğraf makinesini bir uzuv gibi kullanır. Kadraja aldığı her görüntü ona bakmayı ve dünyayı anlamayı öğretir. Ve bir gün havuzda, “çarpıldığı” kızın hareketlerini izledikten sonra bu merakı eyleme dönüşür. Önce banyoda su altında nefes tutarak kendi keşif yolculuğunun ilk hamlesini yapan Yang-Yang, daha sonra fırtınalı bir günde tek başına gittiği havuza atar kendisini. Tereddütsüz, cesurca, tıpkı aşk gibi. Henüz sekiz yaşında olmasına karşın bu yoğun ve biricik deneyimi kendi başına yaşamıştır. Yönetmen de anlatıyı Yang-Yang’ın dünyayı kavrayış biçimine paralel kurar; cesaret ânını büyütmeden, olağan hâliyle takip eder. Görmek burada bir eylem olmanın ötesinde, bir varoluş biçimi olarak ortaya çıkar. Bir, İki, birbirine temas edemeyen insanların dünyasında, bir çocuğun bakışından doğan o sade merakla nefes alıyor. Sıradan anları görmenin ve hissederek tanıklık etmenin gücünü hatırlatan film, “yaşamak” eylemini eksik yanlarıyla kabul ediyor; bütün kırılganlığına rağmen kucaklıyor. Berna Güler

© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.