10. Kan Dökülecek (There Will Be Blood, 2007)
Daha otuz yaşına gelmeden Amerikan sinemasının en saygın yönetmenleri arasına adını yazdıran Paul Thomas Anderson, 2007 tarihli beşinci filmiyle bu konumunu daha da sağlamlaştırdı. Zira Upton Sinclair’ın 1920’lerde kaleme aldığı ‘Oil!’ romanından uyarlanan ve ânında bir klasiğe dönüşen Kan Dökülecek, gerek tematik zenginliğiyle gerekse estetik iddiasıyla, Welles’in Yurttaş Kane’i (Citizen Kane, 1941) ve Stanley Kubrick’ün Cinnet’i (The Shining, 1980) gibi devasa başyapıtlarla boy ölçüşüyordu. 19. yüzyıl sonlarında Güney Kaliforniya’da açtığı kuyularla süratle zenginleşen Daniel Plainview’un kan, ter ve petrole bulanmış yükseliş ve düşüşü üzerinden gözükara bir kazanç hırsının, beklemeye hiç tahammülü olmayan bireysel başarı hayalinin, sınıf, inanç ve kapitalizm arasındaki amansız çatışmanın dökümünü yapan Kan Dökülecek, Amerikan Kâbusu’nun dehşet verici bir tablosunu çıkarıyor. Sadece içeriğiyle değil kılı kırk yaran görsel ve işitsel yaklaşımıyla da tutku ile cinnet arasındaki sınırı aşındıran film, Robert Elswit’in muhteşem görüntü yönetimiyle, Jonny Greenwood’un sinir bozucu müzikleriyle ve tabii Daniel Day-Lewis’in akıl almaz performansıyla kendini hafızalara kazımış bir başyapıt. Paul Thomas Anderson erkekliğin, iktidarın, hırsın, ataerkil düzenin kodlarını kâh büyülenerek, kâh tiksinerek kurcalamaya bu filmden sonra da doludizgin devam etti ama Kan Dökülecek’in tahtını sarsacak bir film yapması pek kolay görünmüyor. Berke Göl
1980’de İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimi gördü, Bilgi Üniversitesi’nde Kültürel İncelemeler yüksek lisansı yaptı. 2003 yılında katıldığı Altyazı’da çeşitli görevler üstlendikten sonra 2015-2022 arasında Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştı. Ulusal ve uluslararası festivallerde SİYAD ve FIPRESCI jürilerinde yer aldı. 2022'de Berlin Film Festivali'nin Panorama bölümünün seçici kuruluna katıldı.







