Şu An Okunan
Usta Yönetmenlerin Kısa Filmleri – IV

Usta Yönetmenlerin Kısa Filmleri – IV

The Grandmother (1970) – David Lynch

Süre: 34 dk.

Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nde okurken, yaptığı resimleri hareket ederken görme arzusunun sinemaya merak salmasına neden olduğunu söyleyen David Lynch, bir dakikalık animasyon filmi Six Men Getting Sick (Six Times)ın (1967) başarılı olmasının ardından The Alphabet (1968) ile sinema denemelerine devam etti. Bu iki kısadan sonra Amerikan Film Enstitüsü’nün beş bin dolarlık desteğiyle çektiği The Grandmother, bizi daha sonra Eraserhead’den (1977) Mulholland Çıkmazı’na (Mulholland Dr., 2001) birçok kâbusuna ortak edecek yönetmenin sinemasının doğumu olarak görülebilir.

The Grandmother bir doğum sahnesiyle başlıyor. Hareketli sürreal resimlerle tasvir edilen doğum süreci, kuru yapraklarla kaplı toprağın altından çıkan bir kadın ve erkeğin canlı çekim görüntüsüyle tamamlanıyor. Ardından bu kadın ve erkeğin yine toprağın altından çıkarak doğan erkek çocuklarıyla karşılaşıyoruz. Daha sonra neredeyse tamamı her yeri siyaha boyanmış bir evin içinde geçen The Grandmother çok temel bir Ödipal çatışma üzerine kurulu. Yatağını ıslattığı için babasından şiddet gören, annesinin sevgi gösterirken bile zarar verdiği bir çocuğun kâbusu içinde geziniyoruz. Anne babasının zulmünden kaçmak için kendisine bir büyükanne yaratıyor çocuk. Bir yatağın üzerine kovalarca toprak döküyor, bir tohum çuvalının içinden seçip beğendiği bir tohumu toprağa ekiyor ve toprakta büyüyen insan benzeri bir ağaç formunun içinden bir büyükanne çıkıyor. Şefkat görememekten kaynaklanan boşluğu, onu koşulsuz seveceğine inandığı bir büyükanne yaratarak doldurmaya çalışan çocuk, idrarını yaptığı yere toprak dökerek yetiştirdiği büyükanneyle utancından şefkat çıkarıyor.

Filmde diyaloğa yer vermeyen Lynch, tekinsiz mekân tasarımı, animasyon ve gerçek görüntüleri bir arada kullanan eklektik kurgusuyla tedirgin edici sinemasının tohumlarını atıyor. Daha sonra birçok filminde beraber çalışacağı ses tasarımcısı Alan Splet’in doğanın seslerini ve elektronik tınıları birbiri içine geçirerek tasarladığı ses bandı ise filmin eklektik kurgusunu bir arada tutuyor.

Bir çocuğun kültürel alana entegre olmaya başladığı bir dönemde, ergenlik çağına girişte yaşadığı trajediyi deneysel bir üslupla anlatan Lynch’in, etrafımızda olan bitenleri anlamlandırmaya başladığımız bu dönemi irrasyonel bir şekilde anlatması özellikle dikkat çekici. Sonradan üretilmiş anlamlarla çevrili bir dünyanın içine düşen çocuğun doğumu ve büyümesi, anlamın çöktüğü yer olarak imleniyor böylece. Bu noktada The Grandmother’da başlayan Lynchvari sinemanın özünde bu anlam arayışının ‘anlamsızlığı’nın da önemli bir yer kapladığı söylenebilir. Lynch’in The Grandmother’dan yıllar sonra verdiği bir röportajda söyledikleri de bunu kanıtlar nitelikte: “İnsanların her şeyde anlam aradığını söyleyebilirsiniz fakat aramıyorlar. Etraflarında süregiden bir hayat var, orada anlam aramıyorlar. Bir filme gittiklerinde anlam arıyorlar. İnsanlar hayatın hiçbir anlam ifade etmediğini kabullenmelerine rağmen, neden sanatın bir anlam ifade etmesini beklerler bilmiyorum. Ali Deniz Şensöz

<<<

>>>

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.