Şeref Dayı ve Gölgesi

,

Buğra Dedeoğlu’nun ilk kısa filmi Şeref Dayı ve Gölgesi, yaşlı bir adamın kendini terk eden gölgesinin peşine düşmesini anlatırken gerçeküstücü dokunuşlarla mizahi bir hikâye anlatıyor.

Söyleşi: Berke Göl

Kıbrıs gazisi bir adamın kendisini terk eden gölgesinin peşine düşmesine dair bir hikâye anlatma fikri nasıl ortaya çıktı? Senaryo nasıl şekillendi?
Amacım insanın arkasından gelen gölgesini, yaşamına tanık olan bağımsız bir varlık olarak anlatmaktı. Diğer öğeler bu fikrin etrafında şekillendiler. Sanırım burada –size alakasız gelebilir ama– içerik olarak Red Kit’in, görsel anlamda ise Carl Theodor Dreyer’in Vampyr (1932) filminin etkileri mevcut. 

Şeref’in gölgesiyle sorun yaşayan bir adam olarak Kıbrıs’ta vurulmuş olması fikrinin benim için tamamlayıcı bir tarafı var. Yani, Ankara’nın bakış açısı düşünüldüğünde, Kıbrıs da Türkiye’nin gölgesi gibi görülebilir. Biraz da ondan dolayı böyle bir geçmiş oluşturdum Şeref için.

Şeref Dayı ve Gölgesi gerçeküstü öğeler ile naif sayılabilecek bir mizah anlayışını bir araya getiriyor. Senaryo sürecinden çekimlere ve kurguya, filmin duygusal tonunu nasıl belirlediniz?
Yapısal anlamda yalın bir film yapmak istiyordum. Coğrafi ve duygusal olarak realist, öyküsel anlamda ise gerçeküstücü. Bunlar zihnimde yan yana gelince bana çok eğlenceli geliyordu. Şeref’in gölgesi olmadan köy meydanından geçerken mağrur olma çabası gibi mesela. Salih Kalyon ve rahmetli Ayşe Selen’le de bunları konuştuk. Onların oyununa göre bazı şeyleri gözden geçirdim. Filmi çekerken de çok şey değişiyor tabii. Türlü aksilikler oluyor. Çocuk oyuncumuz tavuklardan korkuyordu mesela. Sonrasında, kurgu aşamasında öykü daha da sadeleşti.   

Başroldeki Salih Kalyon’la nasıl bir çalışma süreciniz oldu?
Salih Kalyon’a ajansı aracılığıyla senaryomu gönderdim. Sonrasında beni arayıp senaryoyu sevdiğini ve dâhil olmak istediğini söyledi. O sırada film için mekân bakıyordum. Onunla tanışmak için Bodrum’a gittim. Güzel bir görüşme oldu. Sonrasında da hazırlanıp sete çıktık. Kendisi gerçekten çok yetenekli bir oyuncu, ilk başladığımızda potansiyelini tam çıkarmadan oynadığını fark ettim. Bunu daha önce çalıştığı işlerde ondan yeterince verim almak gibi bir gaye olmamasına bağlıyorum. Tekrarların sayısı artınca alışmaya başladı. Kafanızdakini düzgün bir biçimde anlattığınızda iyice düşünerek oynuyor. Zaten çok zeki ve bir o kadar da enteresan bir adam. İşini de çok seviyor. Rahmetli Ayşe Selen’le hemen bir uyum yakaladılar. Prova sırasında onları izlemek ayrıca eğlenceliydi.

Bu aralar üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?
Destek bulmadan film çekmek çok zor gerçekten. Bir uzun metraj için bazı girişimlerimiz oldu fakat başvurularımız sonuç vermedi. Tabii denemeye devam etmek gerekiyor. Onun dışında da ben film kurgulayarak hayatımı kazanıyorum. Geçtiğimiz yıl kurgusunu yaptığım üç uzun metrajlı film oldu. Bu aralar onların yolculuğu için heyecanlanıyorum açıkçası. Bir an önce büyük perdede gösterilip, izleyiciyle buluşsunlar istiyorum.

 


Buğra Dedeoğlu kimdir?
1984’te doğdu. İzmir’de geçirdiği üniversite yıllarında video klip ve kısa film denemelerinde bulundu. Körfezin Ayırdığı Biladerler (2007) isimli bir belgesele imza attı. 2013 yapımı kısa filmi Şeref Dayı ve Gölgesi çeşitli festivallerde ödüller kazandı. Senarist, kurgucu ve yönetmen olarak çalışmalarına devam etmektedir.