Şu An Okunan
Altyazı’dan !f İstanbul 2015 Önerileri

Altyazı’dan !f İstanbul 2015 Önerileri

14. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde hangi filmleri takip edeceği konusunda kararsız kalanlara Altyazı’dan öneriler… !f İstanbul, 12-22 Şubat arası İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart arasında ise Ankara ve İzmir’de sinemaseverle buluşacak.

Sessizliğin Bakışı The Look of Silence

Kan dondurucu belgeseli Öldürme Eylemi’nde (The Act of Killing, 2012) 1965-66 yıllarında Endonezya’da gerçekleştirilen katliamın tetikçilerinin yaşamlarını perdeye taşıyan Joshua Oppenheimer’ın kamerası bu kez katilleri değil kurbanı takip ediyor. İlk filmin devamı niteliğindeki belgesel, abisinin katilleriyle yüzleşen bir adamın hikâyesi.

Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi Ma’a al-Fidda

Humus’ta yaşayan Suriyeli bir Kürt kadın, el kamerası ve cep telefonu ile çektiği görüntüleri internet üzerinden Suriye sinemasının yaşayan en önemli yönetmenlerinden Ossama Mohammed’e göndermesiyle vücut bulan etkileyici bir belgesel.

Kabile Plemya

Sağır ve dilsiz öğrencilere eğitim veren bir yatılı okuldaki organize suç ağını takip eden filmde Ukraynalı yönetmen Myroslav Slaboshpytskiy, diyalog ve sese ihtiyaç duymadan aşk, nefret ve şiddeti anlatmayı başarıyor.

Prenses Kaguya Masalı Kaguyahime no Monogatari

Japon peri masalı ‘Bambu Kesicinin Öyküsü’, Stüdyo Ghibli üstatlarından Isao Takahata’nın sade ve etkileyici fırça darbeleriyle beyazperdede hayat buluyor. ‘Ukiyo-e’ (geçici dünyanın resimleri) tekniğiyle üretilen film, dünyada kendine edinmeye çalışan ay prensesi Kaguya’nın hikâyesini anlatıyor.

At Parası Cavalo Dinheiro

Portekizli usta Pedro Costa’nın Yeşil Burun Adaları göçmenlerinin Lizbon’daki hayatları konu edindiği Fontainhas Üçlemesi’nin son filmi, ölümle yaşam, şiirle karanlık arasında gidip gelen zor ama etkileyici bir deneyim.

Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız A Girl Walks Home Alone at Night

İran’daki toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dair, siyah beyaz sinematografisi ve metaforik hikâyesiyle dikkat çeken ABD yapımı Farsça bir vampir filmi.

Yasaklı Oda The Forbidden Room

Tedavülden kalmış kameralar, harap olmuş film şeritleri, eskimiş görüntüler ve bir mecra olarak sinemanın ‘madde’sini açık eden tüm detaylar Guy Maddin’i cezbediyor. Son projesinde Maddin, türleri ve buluntu filmleri karıştırarak yine deneyselliğin sınırlarını zorluyor.

Narın Rengi Sayat Nova, Nran Guyne

Sergei Parajanov’un Ermeni şair Sayat Nova’yı kendine has üslubuyla anlattığı Narın Rengi’ni izlememiş olanlar restore edilmiş halini beyazperdede izleme şansını kaçırmamalı.

Bizdeki Koku The Smell of Us

Larry Clark, 1995 yapımı kült filmi Çocuklar’dan (Kids) 20 yıl sonra bu kez Paris’te, sokakta takılan, kaykaya binen, para için eskortluk yapan bir grup gencin hayatına bakıyor. Clark’ın kamerası, filmin adının da ima ettiği gibi, neredeyse filmdeki karakterlerin kokularını duyacak kadar rahatsız edici bir yakınlıkta. Bizdeki Koku’nun konu edindiği gençleri sömürdüğünü düşünmenin çok mümkün olduğu uyarısını eklemeden geçmeyelim.

Rüzgarlar Arasında In the Crosswind

1941’de anti-Sovyet unsurlar oldukları gerekçesiyle Baltık ülkelerinden trenlerle Sibirya’ya gönderilen yüzbinlerce kişi arasından Estonyalı bir anne-kızın ilişkisine odaklanan Rüzgarlar Arasında, şiirsel anlatımı ve ayrıksı sinematografisiyle kaçırılmaması gereken bir yapım. Bellek, kayıp mekânlar, sürgün ve unutuş üzerine bir meditasyon…

Fransa Prensesi La Princesa de Francia

Arjantinli genç yönetmen Matias Pineiro, Şekspiryen unsurlarla zenginleştirdiği dramatik yapılarıyla öne çıkan filmleriyle dikkatleri üzerine çekti. Son filmi Fransa Prensesi’nde bu kez büyük ozanın ‘Aşkın Çabası Boşuna’ oyunundan esinleniyor.

Mardan

Bahman Ghobadi’nin kardeşi Batin Ghobadi, Irak Kürdistanı’nın etkileyici coğrafyasında geçen atmosferik bir polisiye ile, bireysel bir öykü üzerinden toplumsal ve tarihsel yaralara temas ediyor. Yönetmenin ilk uzun metrajı.

Bir Gün Pina Dedi Ki…

Chantal Akerman’ın 1983 tarihli belgeseli Pina Bausch ve Tanztheater Wuppertal’a beş hafta süren bir Avrupa turnesi boyunca eşlik ediyor. Fazla söze gerek yok; Akerman’ın sinemasal ritim duygusuyla Bausch’un koreografilerinin buluşmasının hipnotik bir gücü var.

 

Bunlara da dikkat:

52 Salı (52 Tuesdays) Yön.: Sophie Hyde

Gül Suyu (Rosewater) Yön.: Jon Stewart

Ardınızdan Denizi Serpeceğiz (Et Nous Jetterons La Mer Derriere Vous) Yön.: Anouck Mangeat, Noemi Aubry, Clement Juillard, Jeanne Gomas

Tarlabaşı ve Ben (Tarlabaşı and Me) Yön.: Marianna Francese, Jaad Gaillet

Jean Genet için Üç Taş (Three Stone for Jean Genet) Yön.: Freider Schlaich

Hayatın Kendisi (Life Itself) Yön.: Steve James

Aylak Vampirler (What We Do in the Shadows) Yön.: Taika Waititi, Jemaine Clement

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.