Şu An Okunan
Levan Akin ile Ve Sonra Dans Ettik Üzerine Söyleşi: ‘Sıcak Bir Kucaklama’

Levan Akin ile Ve Sonra Dans Ettik Üzerine Söyleşi: ‘Sıcak Bir Kucaklama’

Levan Akin

Gürcistan’da bir halk dansları ekibinin genç üyesi Merab’ın muhafazakâr bir toplumda kendini ve cinselliğini keşfetmesini konu alan Ve Sonra Dans Ettik 2019 yılında Cannes’daki prömiyerinden sonra büyük ses getirdi. Gürcistan asıllı İsveçli yönetmen Levan Akin senaryonun ortaya çıkış sürecini anlatıyor, genç izleyicilere umut vermek istediğinden bahsediyor.

Söyleşi: Engin Ertan

Fotoğraf: Gizem Bayıksel


Bu yazı, Altyazı’nın Kasım-Aralık 2019 tarihli 192. sayısında yayımlanmıştır.


İlk gösterimi Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gerçekleşen Ve Sonra Dans Ettik (And Then We Danced, 2019) bu yılın festival gözdelerinden biri. Gürcistan devlet halk dansları ekibinin umut vaat eden üyelerinden genç dansçı Merab’ın hikâyesini anlatan filmde, kahramanımız tutucu bir toplumda geleneğin koyduğu sınırlara çarparken hem fiziksel hem de duygusal anlamda acıyı tadıyor. Dans gurubuna yeni katılan Irakli’ye âşık olduğunda hem eşcinselliğini keşfediyor hem de esasında kendini ifade etmek istediği dans biçimini… İsveçli Levan Akin’in üçüncü uzun metrajı gösterildiği her festivalde eleştirmen ve seyircilerin gönlünü fethetti. Bu yıl Oscar yarışında İsveç’i temsil etmek üzere seçilen Ve Sonra Dans Ettik’i, Filmekimi ve Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’ne konuk olan yönetmenle Ayvalık’ta konuştuk.

Ve Sonra Dans Ettik’in çıkış noktası neydi?

2013 yılında başka bir film çekerken televizyonda haberlerde bazı görüntülere denk geldim. Haber Gürcistan’daki ilk Onur Yürüyüşü’nü düzenleyen ama ne yazık ki saldırıya uğrayan elli gençle ilgiliydi. Ortodoks Kilisesi ve sağcı gruplar bir araya gelerek onlara karşı bir eylem düzenlemişlerdi. Söz konusu elli gencin karşısında saldırganlar binlerce kişiydiler. Neyse ki gençler bir otobüse sığınmayı başarmışlardı ama görüntüler çok vahşi, hattâ barbarcaydı. Bu görüntüleri izlerken gerçekten utandım. İsveçli ama Gürcü asıllıyım ve Gürcistan’ı hep gelişen bir ülke olarak düşünürdüm. Fakat haberlerde gördüğüm yer bildiğim ya da bildiğimi sandığım Gürcistan değildi. Bu nedenle Gürcistan’a gitmeye karar verdim. Çekmekte olduğum filmi bitirdikten sonra, araştırma yapmak için 2016’da Gürcistan’a gittiğimde Ve Sonra Dans Ettik’le ilgili süreç de başlamış oldu.

Söz konusu haberde gördüğünüzün bildiğiniz ya da bildiğinizi sandığınız Gürcistan olmadığını söylediniz. Aşırı sağın Gürcistan’da özellikle son yıllarda mı güçlendiğini düşünüyorsunuz?

Gürcistan bir değişimden geçmekte ve ne yazık ki bu iyiye doğru bir değişim değil. Bunun önemli bir nedeni Kilise’nin giderek güçlenmesi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana bölgedeki tüm ülkelerde benzer bir durum var. Ben kendimi agnostik olarak tanımlıyorum ama dine asla karşı değilim. Dinin toplum hayatında önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Fakat yobazlık ciddi bir sorun. Diğer yandan Doğu ile Batı arasındaki propaganda savaşı da var. Rusya Batı karşıtı algıyı güçlendirmek için LGBTİ+ nefretini pompalıyor ve bu Gürcistan’ı da etkiliyor. Aslında o bölgede Gürcistan, kâğıt üzerinde LGBTİ+ haklarının en iyi korunduğu ülkelerden biri. Bu konuyla ilgili yasalar gerçekten çok iyi ama olması gerektiği gibi uygulanmıyor.

Ve Sonra Dans Ettik’i çekmeden önce Gürcistan’daki LGBTİ+ topluluklarla bir bağınız var mıydı?

Hayır, yoktu.

Peki, yaptığınız araştırmalar sonucunda onlar hakkında neler öğrendiniz?

Gürcistan’da aynı anda kendi dünyalarında yaşayan iki farklı grup var. Bunlardan birisi gençler. İnternet döneminde büyümüşler ve dünyayla bağlantı hâlindeler. Daha farklı bir dünya algıları var, daha açık fikirliler. Diğer yandaysa ebeveynleri var. Gelenekselci, başka bir gerçekliği yaşayan bir kuşak… Bu iki ayrı dünya arasındaki uçurum çok ilginç.

Gürcistan’a ilk olarak küçük bir kamerayla gittim ve LGBTİ+ örgütleri aracılığıyla tanıştığım insanlarla röportajlar yapmaya başladım. İlk röportajlarımda seks işçileriyle görüştüm. Onların bazılarını filmde de görüyorsunuz. Bu bağlamda filmin yer yer Yeni Gerçekçi bir tarzı var diyebilirim. Çok az paramız vardı. Çoğunlukla gerçek mekânlarda ve gerçek insanlarla çalıştık. Zaman zaman gizli çekimler yaptık. Kafamda bir giriş, gelişme ve sonuç yapısı vardı ama araya eklenen unsurlar, oradaki deneyimimin parçaları ve gördüklerim oldu. Çok organik bir süreçti.

And Then We Danced

Gürcistan’a bu proje için ilk gidişinizde hikâye kafanızda oluşmuş muydu?

Hayır. Aslında röportajlara başladığımda aklımda bir belgesel fikri bile vardı. Sonra hikâye kafamda yavaş yavaş gelişmeye başladı. Bir ara belgesel ve kurmacayı karıştırmayı, filmde röportajlar da kullanmayı düşündüm. Fakat çoğu kişi filmde kendi ismiyle anılmak istemediği için röportajları kullanmak mümkün olmadı. Klasik bir çalışma yöntemiyle ilerleyemeyeceğim için, tüm bunları bildik bir hikâye etrafında birleştirmeye karar verdim. Gelenekle karşı karşıya gelmek, kuralları yıkmak, güçlenmek, kendini bulmak ve kendi geleneğini yaratmak üzerine bir hikâye bu. Bazı cahillerin ve bağnazların bir ülkenin kimliğini, geleneğini esir almasını kabul etmiyorum. Kimin ne kadar Gürcü veya Türk olduğuna bir başkası karar veremez. O kimliği veya geleneği herkes istediği gibi yorumlayabilir. Benim için Ve Sonra Dans Ettik bunun üzerine bir film.

Dans bedenle ilgili bir kavram, beden de doğal olarak kendini bulma yolculuğuyla ilgili. Tüm bu denkleme dansı ekleme süreciniz nasıl oldu?

Elbette bahsettiğiniz ilişkiler yüzünden ekledim. Gelenek ile kuralları yıkmak arasındaki karşıtlığın altını çizmek için öykünün gelenekçi bir topluda geçmesi önemliydi. Ayrıca dans çok görsel bir sanat. Özellikle halk danslarını çok seviyorum. Kültürün dans üzerinden temsil edilmesi çok cazip bir şey, beni hep duygulandırıyor.

Bazen gizli çekimler yaptığınızı söylediniz. Bu gerilla tarzı çekim süreci nasıl gelişti?

Bazı mekânları kullanabilmek için insanlara farklı bir hikâye anlatıyorduk. Belediyeden izin almamız gereken bazı çekimlerde dürüst davrandık ama işimizi çok zorlaştırdılar. Çekimi engellemiyor ama sürekli ertelememize sebep olacak bahaneler üretiyorlardı. İkide bir tadilat yapıyorlardı mesela… Filmin ne hakkında olduğu geniş kitlelerce bilinmese de kulaktan kulağa duyulmuştu. Hattâ ölüm tehditleri bile aldık. Sette güvenlik görevlileri vardı.

Peki, Cannes’daki gösterim sonrası neler oldu?

Cannes’daki gösterim âdeta bir bomba etkisi yarattı. Bir anda Gürcistan’da tüm medya bu filmden bahsediyordu. Şunu tekrar söylemeliyim, Gürcistan ikiye bölünmüş bir ülke. Bu filme karşı olanlar bir yana, sahip çıkan birçok kişi de var. Neyse ki Gürcistan’da hâlâ özgür medya var ve onlar bize çok destek oluyorlar. Hattâ bu konular üzerine şu âna kadar hiç düşünmemiş insanlar bile Ve Sonra Dans Ettik’le gurur duyuyorlar çünkü film bir anda Gürcistan’a müthiş bir görünürlük kazandırdı.

And Then We Danced

Filmin yer yer Yeni Gerçekçilik’e yakın bir tarzı olduğunu söylediniz. Gerçekten de öyle başlıyor ama filmin biçimi öyküyle beraber gelişiyor ve iddialı bir hâle geliyor. Özellikle finale doğru gelen plan sekanslar ve düğün sahnesi bu açıdan çok etkileyici. Bu bilinçli bir tercih miydi?

Evet, bu hep tercih ettiğim bir tarz. Önce seyirciyi yakalamak istiyorum. Kendi kendimi tatmin etmek ya da neler yapabileceğimi başka sinemacı arkadaşlarıma ispat etmek için film çekmiyorum. Filmde biçimsel olarak gördüğünüz her şey, anlatı bunu gerektirdiği için var. Mesela düğün sahnesi… Hemen hepimizin başına benzer bir durum gelmiştir. Bir partidesinizdir, etrafınızdaki herkes çılgınca eğleniyordur ama sizin içinizde bir hüzün fırtınası kopmaktadır ve bunu anlatabileceğiniz, paylaşabileceğiniz kimse yoktur. Sadece orayı terk etmek istersiniz. Eğer o sahnede kesme yapsaydım asla aynı etkiyi yakalayamazdım. Merab ve Irakli arasındaki ilk sevişme sahnesinde de hiç kesme yok örneğin. Hayatınızda önemli bir şey olduğunda o âna ve o mekâna dair gelişen bir anınız vardır. Seyirciye bu hissi vermek istediğim için o sahnede kesme yapmadım.

Tutucu toplumlarda var olamayan insanların önündeki az sayıdaki seçenek, gitmek ile kalmak arasındaki tercih, hem gerçek hayatta hem de sanatta çok sık tartışılan bir konu. Ve Sonra Dans Ettik’te de Merab’ın kendini bulma yolculuğunda bu sorunsal önemli bir yer tutuyor. Bu çatışma hakkında ne düşünüyorsunuz?

Pek çok genç insanın bu nedenle Gürcistan’ı terk ediyor olması çok üzücü. Ülkenin geleceği onlar; baskı uygulayan yaşlılar değil. Elbette kalmak ve mücadele etmek de bir seçenek, hattâ bazılarına göre doğru olan da bu. Fakat herkes bunu yapabilir mi? Yaşamayı, sevmeyi ve sevilmeyi istemek de insanların hakkı değil mi? Merab da bu ikilemi yaşıyor.

Aslında soruya cevap verirken şunu da düşündüm. Gürcistan’da LGBTİ+ topluluklardan kişilerle, özellikle de gençlerle yaptığım röportajlardaki gözlemim şuydu: Eşcinsellik toplumsal anlamda iyi karşılanmadığı ve marjinalleştirildiği için, yaşadıkları ilk cinsel deneyimler de genellikle gizli saklı olmuş. Çoğunlukla yaşça kendilerden büyük kişilerle, yasak bir şey yapıyor olmanın merakı ve tedirginliğiyle, istismara çok açık şekilde yaşanmış birliktelikler. Belki bir arabada ya da bir kulübün darkroom’unda.(1) Yanlış anlaşılmak istemem, kesinlikle ahlakçı bir yerden bakıyor ya da yargılıyor değilim. Ne darkroom’lara karşıyım, ne jerontofiliye (2) ne de sadece seks amaçlı buluşmalara… Herkesin zevki kendine. Bunları söylediğim için naif bir İsveçli olduğum düşünülebilir ama kabul edelim, erken yaşlarda yaşadığınız ilk cinsel deneyimler genellikle hayatınızın geri kalanı için de bir emsal oluşturuyor. Belki de bu tarz toplumlarda pek çok kişi bu nedenle asla güvenli bir ortamda birisiyle tanışıp birlikte olamayacağını düşünüyor. İşte bu yüzden Ve Sonra Dans Ettik’in genç insanlara umut vermesini, karanlıktan çok sıcak bir kucaklamayı çağrıştırmasını istedim.


NOTLAR

(1) Bazı gece kulüplerinde cinsel ilişki amacıyla kullanılan karanlık bölümler.
(2) İleri yaştaki insanlara duyulan cinsel arzu.


Ve Sonra Dans Ettik, BluTV’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.