Şu An Okunan
Berlinale’de Bir Yeniden Keşif: Bazı Anlamsız Olaylara Dair

Berlinale’de Bir Yeniden Keşif: Bazı Anlamsız Olaylara Dair

Yapımından yıllar sonra bulunan ve Berlinale’nin Forum bölümünde gösterilen Fas filmi De Quelques Événements sans Signification, Yeni Dalga ile Üçüncü Sinema arasında gidip gelen sıradışı bir örnek.

Bu yıl Berlinale, Üçüncü Sinema külliyatı ve teorisi açısından önemli bir ‘yeniden keşif’e tanıklık etti. Mostafa Derkaoui’nin 1974’te çektiği, Fas’ta sansürlenen ilk uzun metrajı De Quelques Événements sans Signification’un (Türkçeye ‘Bazı Anlamsız Olaylara Dair’ şeklinde çevrilebilir) bir kopyası Katalonya Sinemateki tarafından bulunmuş ve restore edilmiş. Zamanında sadece Paris Film Festivali’nde gösterilmiş olan bu film, yapımından yirmi beş yıl sonra Berlinale’nin Forum bölümünde, Mostafa Derkaoui’nin katılımıyla seyirciyle buluştu.

Belgesel ve kurmaca arasında bir yerde duran filmin Üçüncü Sinema literatürü açısından önemi, sadece sansürlenme ve yeniden bulunma hikâyesine dayanmıyor. Önemli bir kısmı “Nasıl bir Fas sineması?” sorusu üzerine yapılmış söyleşilerden oluşan De Quelques Événements sans Signification aynı zamanda kendi başına Üçüncü Sinema üzerine bir düşünce pratiği olma özelliği taşıyor. İzleyeni, sinemaya dair bugün unutulmaya yüz tutan radikal soru ve arayışlarla yeniden yüz yüze getiren bir film bu.

Neydi o sorular ve arayışlar dersek, yine Forum bölümünde gösterilen yeni bir belgesel olan Nos Défaites’e (2019) göz atabiliriz. Zira Jean-Gabriel Périot’nun filmi, Mayıs 68’in filmlerine ithaflarla döşeli. Belgeselde zamane üniversite öğrencilerini Jean-Luc Godard, Chris Marker, Marin Karmitz gibi yönetmenlerin Mayıs 68’le özdeşleşmiş filmlerinden çeşitli sahneleri yeniden canlandırırken izliyoruz. Fransız Yeni Dalgası’nın 68’le radikalleşen isimleri nasıl kendilerini temsil etme araçlarına sahip olmayan işçileri sinema pratiğine dâhil etmeye çalıştılarsa, Périot’nun da bir bakıma (her ne kadar yer yer didaktizme kaçsa da) öğrencileri ‘hatırlama pratiği’nin öznesi kılmaya çalıştığı söylenebilir. Film bir yandan günümüz Fransa gençliğine dair bir portre sunarken diğer yandan da 68’in açtığı politizasyon zemininde yapılan bu filmlerin sokaktaki mücadeleyle ne denli hemhâl olduklarını tekrar hatırlatıyor.

Avrupa sinemasında 68’in rüzgârı yeni dalgalara evrilirken dönemin siyasal jargonunda Üçüncü Dünya olarak nitelenen ülkelerdeki sinemacıların temel hedefi ise kültürel sömürgeciliğe karşı kendilerine ait bir sinema inşa etmekti (örneğin, Senem Aytaç’ın Güney’den Belgeseller başlıklı yazısında bahsettiği Talking About Trees’de hikâyeleri anlatılan Sudanlı yönetmenlerin çabası). Solanas ve Getino’nun manifestolarında Üçüncü Sinema olarak tanımlanan ama her ülkede farklı bir karşılık bulan bir arayıştı bu. Mostafa Derkaoui’nin De Quelques Événements sans Signification’u işte bu dönem çekilmiş ve bu dönemin radikal estetik-politik hayal gücünü taşıyan bir yeniden keşif. Filmde bir yandan, Fransız Yeni Dalgası’nın ve komünist rejimlerde gelişen yeni dalga akımlarının etkisini görmek mümkün. Derkaoui, Lodz Film Okulu’nda eğitim görüp Fas’a geri döndüğünde çekmiş filmi. O dönemki hayalinin tamamen yakın plan yüz çekimlerinden oluşan bir film yapmak olduğunu, okuldaki hocalarının bunun mümkün olmadığını söylemeleri üzerine De Quelques Événements sans Signification’u çekmeye karar verdiğini söylüyor. Filmin sahiden de neredeyse yüzde doksanı yakın planda gösterilen yüzlerden oluşuyor. Kazablanka’nın dumanaltı barlarında konuşup duran, tıpkı filmin isminin işaret ettiği gibi çoğunlukla anlamsız şeylerden bahseden kafalar ve onların muhabbetlerini kaydetmek için cebelleşen küçük bir film ekibi… Filmin bu yönüyle, sinemayı kafelere sıkıştırmakla eleştirilen Fransız Yeni Dalgacılarına nazire yaptığı bile söylenebilir. Derkaoui’ninki belki şöyle bir kafa tutma aynı zamanda: Siz Fransa’da tamamen kafelerde, barlarda geçen filmler yaparsınız da biz Fas’ta yapamaz mıyız?

Ancak film ilerledikçe yönetmenin daha ziyade sinemanın toplumsal konumuna dair özeleştirel bir bakışı olduğu belirginleşiyor. Sürekli barlarda ve çevrelerinde takılan, beğendikleri kadınlara entelektüel itibarlarını kullanarak kur yapmaktan geri durmayan film ekibinin “Nasıl bir Fas sineması?” sorusuna aldığı iki çeşit yanıt var: Yoldan geçenler (yani “sıradan insanlar”) genellikle Bollywood ve Mısır sinemalarına referansla daha fazla aksiyon ve melodram talep ederken, entelektüeller (Derkaoui’den bu simaların filmin bütçesine katkı sağlayan Faslı sanatçılar olduğunu öğreniyoruz), kaçışçı olmayan, halkın gerçek sorunlarından bahseden bağımsız bir ulusal sinema inşa edilmesinin gerekliliğinden dem vuruyorlar. Kısa sürede De Quelques Événements sans Signification’un tam da bu uçurumdan, radikal sinemanın üstesinden gelemediği bu derin sınıfsal açmazdan bahseden bir film olduğu ortaya çıkıyor. Kamerayı sokağa çıkardıkları bir noktada, filmin yönetmeninin gözü, daha sonradan bir sendika üyesi olduğunu öğrenecekleri genç ve bıçkın bir adama takılıyor. Kamera bir yandan barlarda takılmaya devam ederken, diğer yandan da –film ekibinin hiç kuşkusuz “halk”la özdeşleştirdiği– bu genç adamı takip etmeye başlıyor. Sonlara doğru yine bir barın içindeyiz ama bu kez alelade sarhoş muhabbetlerinin yanı sıra “gerçek” bir şey oluyor: Sendika mensubu genç adam patronunu bıçaklayarak öldürüyor. Film ekibi genci hapishanede ziyaret ettiğinde, yönetmenin “öldürerek bir yere varamazsın” şeklindeki nasihatine genç adam şu minvalde bir cevap veriyor: Peki ya siz beni filminize malzeme etmek dışında ne yaptınız?

Herhâlde sinemanın kendisine yönelik bu kadar haşin bir eleştiri ancak sinemayı sömürgesizleştirmeyi hedef edinen bir coğrafyadan çıkabilirdi. De Quelques Événements sans Signification, gerek siyasi baskı, sansür ve yıldırmalarla, gerekse de piyasa koşullarının beraberinde getirdiği sınıfsal yarıkla yaralanan Üçüncü Sinema ufkuna dair bir alegori olarak bile okunabilir. Hiç kuşku yok ki, artık pek çok teorik çalışmada ve tarih anlatısında Yeni Dalga ile Üçüncü Sinema arasında gidip gelen bir garip örnek olarak karşımıza çıkacak. Bugünlerde ciddi bir hastalıkla mücadele eden Mostafa Derkaoui’nun ise yeni bir film hayali kurduğunu ve ayrıca De Quelques Événements sans Signification’u çekme süreci ve sansürle mücadelesini konu alan Sophie Delvallée imzalı Librement, Mostafa Derkaoui (Freely, Mostafa Derkaoui) adlı bir belgeselin de yolda olduğunu belirtelim.

-->
© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sepetim
Sepetiniz boş.