Şu An Okunan
Venedik Günlükleri 2021 #5: Illusions Perdues, L’Événement, Vidblysk, Kapitan Volkonogov Bezhal

Venedik Günlükleri 2021 #5: Illusions Perdues, L’Événement, Vidblysk, Kapitan Volkonogov Bezhal

Illusions Perdues

Venedik Film Festivali’nin sonuna geldik. Son günlerin dikkat çeken filmlerinden bazıları Xavier Giannoli’nin Balzac uyarlaması Illusions Perdues, Audrey Diwan’ın yasadışı kürtaj temalı filmi L’Événement, Valentyn Vasyanovych’in savaş draması Vidblysk ve Aleksey Chupov ile Natasha Merkulova’nın Stalin döneminde geçen ahlak anlatısı Kapitan Volkonogov Bezhal oldu.

Venedik Film Festivali’nde yarışan Fransız filmlerine insan ister istemez önyargıyla yaklaşıyor. Sanki Cannes’ın kapısından içeri alınmayınca son çare buraya gelmiş gibi… Ama festivalin son dönemecine girdiğimiz şu günlerde Ana Yarışma’da gösterilen iki Fransız filminin de seyirci tarafından epey beğenildiğini belirtmek gerek. Xavier Giannoli’nin Balzac’ın aynı adlı romanından uyarladığı Illusions Perdues (Lost Illusions), 19. yüzyıl Paris’ine şair olma hayalleriyle gelip kendini yalanlar ve üçkâğıtlarla çevrili gazetecilik dünyasında bulan Lucien de Rubempré’nin hikâyesini anlatıyor. Kalabalık oyuncu kadrosu, gösterişli dekorları ve kostümleriyle tipik bir kostümlü drama gibi gözükse de filmin hikâyesi medya-politika-ekonomi üçgenine dair güncel konularda yankı buluyor. Kültür-sanat eleştirmenliğinde de benzer bir rüşvet ve üçkâğıt mekanizmasının mevcut olduğunu gösteren Illusions Perdues, film eleştirilerinin bile yapım ve dağıtım şirketlerine bağlı olduğu günümüz sinema ortamını da akla getiriyor.

L’Événement
L’Événement

Giannoli’nin uzun süresine rağmen seyirci dostu olarak nitelendirebileceğimiz filminin yanında Audrey Diwan’ın Annie Ernaux’dan uyarladığı L’Événement çoğu seyirci için seçkinin en rahatsız edici filmi olabilir. Kürtajın henüz yasal olmadığı 60’lar Fransa’sında hamile kalan Anne isimli bir edebiyat öğrencisinin yaşadığı güçlüklere odaklanan anlatı, ister istemez Cristian Mungiu’nun 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’ünü (4 Luni, 3 Saptamâni si 2 Zile, 2007) ve Eliza Hittman’ın Asla Nadiren Bazen Her Zaman’ını (Never Rarely Sometimes Always, 2020) anımsatıyor. Kabaca ‘kürtaj dramı’ olarak tanımlayabileceğimiz anlatısıyla, ana karakter Anne’in mücadelesine ortak olmaya çalışıyoruz. Diwan, yakın ve amors çekimleri tercih ederek seyirciyi Anne’in iç dünyasına dâhil etmek isterken, ana karakterini basmakalıp temsillerden kurtarmak konusunda yetersiz kalıyor. Anne sanki bir birey değil de o dönemde yaşayan kadınları kucaklayan genel bir çerçeve sadece. Nitekim özellikle kürtaj sahnelerinin tüm detaylarıyla gösterilmesi yönetmenin Anne’den çok yaşadığı olayın sarsıcılığına yoğunlaştığını kanıtlar nitelikte. Ele aldığı konuyla ilgili seyircide çarpıcı bir etki yaratmak konusunda başarılı olan film, biricik ve öznel bir kadın hikâyesi anlatmaya sıra gelince sınıfta kalıyor. 

Vidblysk
Vidblysk

2019 yılında Atlantis filmiyle Venedik’in Orizzonti Ödülü’nü kazanan Valentyn Vasyanovych bu yıl çektiği Vidblysk’le Ana Yarışma’da yer alıyor. Bir önceki filminde olduğu gibi Ukrayna–Rusya Savaşı ortasında travmalar yaşayan asker figürünü merkezine alan Vidblysk yönetmenin âdeta imzasına dönüştüğünü söyleyebileceğimiz steril, mesafeli, simetrik ve geniş ölçekteki hareketsiz çekimleriyle dikkat çekiyor. Filmde, asıl mesleği cerrah olan ve Rus ordusu tarafından yakalanıp işkence gören Serhiy’nin normal yaşantısına dönme sürecine eşlik ediyoruz. Yaşadığı evin camına çarpıp ölen bir kuş ve geride bıraktığı izde, Serhiy için çektiği acıların ve travmanın etkileri vücut buluyor. Filme adını da veren yansıma ve kuş metaforlarının anlatı boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkması ve Vasyanovych’in imgelerinde seyirci yorumuna izin vermeyecek kadar net bağlantılar kurması, Vidblysk’in estetik yetkinliğini baltalıyor ne yazık ki.  

Kapitan Volkonogov Bezhal
Kapitan Volkonogov Bezhal

Yine aynı coğrafyadan bir başka filme Aleksey Chupov ve Natasha Merkulova ikilisi imza atıyor ve bizi bağımsız sanat sinemasının ele almayı pek sevdiği Stalin dönemi Sovyet Rusya’sında gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Güvenlik güçlerinde yüzbaşı olan Volkogonov’un meslektaşları tarafından tutuklanacağını fark etmesiyle bir kovalamaca filmi gibi başlayan Kapitan Volkonogov Bezhal (Captain Volkonogov Escaped), yüzbaşının öteki dünyadan bir arkadaşının gelip cennete gitmesinin tek yolunun birinin onu affetmesi olduğunu söylemesiyle ahlaki yönü ağır basan bir drama eviriliyor. Güvenlik güçleri tarafından haksız yere infaz edilen kurbanlarla teker teker görüşüp onlardan af dileyen Volkonogov eşliğinde baskının, ihanetin ve güvensizliğin insan ilişkilerinin ne kadar derinine işlediğine şahit oluyoruz. Film, başarılı mekân kullanımı ve çekimleriyle öne çıksa da ahlaki kurtuluş yolunda tekrara düşen bir anlatıya sahip. Bu yıl hem Petrov Grip Oldu (Petrovy v Grippe) hem de 6 Numaralı Kompartman (Hytti Nro 6) filmlerindeki performanslarıyla dikkat çeken Yuriy Borisov, Volkonogov rolünde de ustalığını konuşturuyor. 

Gelelim kulislerde ve biz eleştirmenler arasında dolaşan ödül dedikodularına. Performansı festivalin en çok beğeni toplayan isimlerinden biri elbette Kristen Stewart. Dolayısıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında Volpi Kupası için şansının yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu ödülün sürpriz kazananı ise L’événement filminin başrol oyuncusu Anamaria Vartolomei olabilir. Erkek Oyuncu dalında tahminler biraz daha muğlak. Sevmeyeni çok olsa da Benedict Cumberbatch’in The Power of the Dog’daki performansı kesinlikle öne çıkıyor. Buna karşın seçkide Qui Rido Io ve È Stata la Mano di Dio filmlerinde özellikle İtalyan seyirci tarafından çok beğenilen Toni Servillo’nun daha önce hiç Volpi Kupası almadığı düşünülürse, onun da şansının yüksek olduğu söylenebilir. En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Film dallarında Spencer, The Power of the Dog ve È Stata la Mano di Dio filmleri öne çıkıyor. Yine de En İyi Senaryo dalında Maggie Gyllenhaal’un kazanmasının sürpriz olmayacağını belirtelim. Jüri Büyük Ödülü ve Jüri Özel Ödülü içinse Il Buco, L’événement ve Vidblysk güçlü adaylar arasında. Ödül törenini sabırsızlıkla beklerken herkes için en büyük sürprizin Bong Joon-ho başkanlığındaki jürinin üç buçuk saatlik Filipinler aksiyonu On the Job: The Missing 8’e Altın Aslan’ı vermesi olacağı kesin!


78. Venedik Film Festivali’ni takip eden Öykü Sofuoğlu’nun festival izlenimleri Altyazı’da. Günlüklerin tamamına ulaşmak için tıklayın: ‘Venedik Günlükleri 2021

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.