Şu An Okunan
Umut Tazeleyen Filmler: Çocukluk

Umut Tazeleyen Filmler: Çocukluk

Richard Linklater imzalı Çocukluk‘ta, geleceğin belirsiz kapsayıcılığının kıyısında iki gencin utangaç, ağızlarından taşıverecekmiş hissi taşıyan kocaman heyecanındaki küçücüklüğe tanık oluyoruz.

Dağların arasında, kayalık, morumsu bir günbatımı manzarasının karşısındayız. Havada yirmili yaşların arifesine özgü, elle tutulur bir heyecan var. Hayat hakkında büyük laflar etmenin hor görülmediği, geleceğin belirsiz kapsayıcılığının kıyısında iki gencin utangaç, ağızlarından taşıverecekmiş hissi taşıyan kocaman heyecanındaki küçücüklüğe tanık oluyoruz. Bir anda kararan perde, filmin bittiğini söylüyor. Mason’ın altı yaşında, çimlere uzanıp bulutları izlerken başlayan hikâyesi on sekiz yaşında, yeni bir başlangıçla bitiyor. Küçük anların ifade gücünde ısrarcı bir film için, tek mümkün final belki bu. Kararan perdenin karşısındaki seyircinin ortaklaştığı his, az çok belli: Zaman, çok hızlı geçiyor.

Çocukluk, zamanı geride bırakmak üzerine bir film. Bugüne kadar onlarcası filme çekilmiş bütün büyüme hikâyeleri gibi. Yönetmen Richard Linklater’ın bu “büyük” projesi, Teksaslı bir oğlan çocuğunun altı yaşından on sekizine kadarki gelişimini izliyor. On iki yıl boyunca her yıl tekrar edilen birkaç haftalık çekimlerle oyuncu kadrosunun filmin hikâyesine paralel olarak yaş almasını, zamanla değişen şartlara uyum sağlayarak takip eden bir film Çocukluk. On iki yıllık bir zamanı 2 saat 45 dakikaya sığdırmaya çalışan bir prodüksiyon deneyi öte yandan.

Richard Linklater, zamanı film evreninde ağırlamak konusuna kafa yoran, yönetmen-oyuncu, anlatıcı-hikâye ilişkilerinin hiyerarşisi üzerine düşünen bir yönetmen. İki karakterin yıllara yayılan hikâyesini oyuncuların senaryoya katkısını da filme katarak, zamansal durakların huzurunda çektiği Before Üçlemesi bunun en belirgin örneği elbette. Oyuncularını uzun uzun hayat hakkında konuşturan, kitabi olmaktan çekinmeyen, küçük anların peşinde bir evrene aittir Before Üçlemesi’nin filmleri. Saça doğru yönelip son anda teğet geçen bir dokunuşun, istemsiz kaçırılan gözlerin, tadı çıkarılması gereken kısıtlı zamanların zarafetini gözetirler. Bu koca hayatın büyüklüğüne gönüllü olarak teslim olmuş, zamanla kavga etmeyen, kadirşinas bir olgunluk bırakırlar dokundukları zihinde.

Çocukluk’un da en büyük becerisi, hikâyesini anlattığı karakterin küçük anlarına yatırım yapması. Karakterinin yaşamındaki dramatik anları kurgulamak yerine “herhangi an”lara değip geçen, bu anları biriktiren bir film bu. Linklater’ın tabiriyle “bir küçük anlar koleksiyonu”. On iki yıllık çekimleri bir araya getirirken karakterinin gelişimini, zamanın geçişini büyük anlarla vurgulamak yerine zamanı âdeta gizleyen, hayatın akışında eriten bir kurgu anlayışında ısrar ediyor film. Kümülatif bir etkinin, bir film içi hafızanın inşası olarak sonuç veriyor bu. Belki de o yüzden, o morumsu manzaranın karşısında aklımıza düşen şey, zamanın ne hızlı akıp gittiği oluyor. Belki de o yüzden, Mason’ın yeni tanıştığı Nicole’ün taze bir heyecanla ağzından dökülüveren büyük lafın söylediği gibi ânı yaşamaktan çok kendini o anlara emanet etmekte bir tür kurtarıcılık vardır. Ve Mason’ın bir ilkokul çocuğuyken yetişkinliğe dökülmesine tanık olmakta umut tazeleyici bir şeyler bulunur.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.