İmparatorlukta Zor Bir Gün

,

Televizyon setlerindeki çalışma koşullarına ve setlerdeki cinsiyetçiliğe trajikomik bir bakış getiren İmparatorlukta Zor Bir Gün, bir dizi setinde sanat asistanı olarak çalışan Cansu’nun hikâyesine odaklanıyor. Kısa filmleriyle tanıdığımız Sezen Kayhan, kendisinin ve oyuncularının çalışma deneyimlerinden beslenen filmiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Söyleşi: Aslı Ildır

Hikâyenin nasıl ortaya çıktığını, senaryonun nasıl şekillendiğini anlatır mısınız? Bu süreçte kendi set deneyimlerinizden de faydalandınız mı?
Filmin hikâyesini yıllar önce sanat asistanı olarak çalıştığım bir sette yazmıştım. Filmdeki gibi mobbinge maruz kaldığım bir setti. Bunları yaşadığım ilk set de değildi tabii ki. Maalesef filmde yaşananlar setler için oldukça sıradan durumlar. Çok sinirliydim ve o sinirle yazmıştım. Bir nevi kendimi iyileştirmek için yaptığım bir eylemdi. Sonra bütçesel nedenlerle yapımı zor olduğu için senaryoyu rafa kaldırmıştım. Ama aklımın bir köşesinde tatlı bir intikam projesi olarak duruyordu. Aradan yıllar geçti, hikâyeye biraz daha mesafeli bakabildim ve yapım şartları da olgunlaşınca filmi raftan indirip yapmaya karar verdik.

Filmde dizinin yönetmeni ve padişah karakteri arasında bir tür paralellik var. Bu bağlantı sayesinde sanat asistanı olarak çalışan Cansu’nun da parçası olduğu eşitsiz ilişkiler ağı daha da görünür kılınıyor. Bu ‘film içinde film’ yapısını neden tercih ettiğinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Yapının ‘film içinde film’ şeklinde birbirine benzer iki örgüyle ilerlemesinin nedeni iktidarın geçmişteki temsiliyle güncel kullanımı arasında bir paralellik kurmak. Sahnenin içindeki ve dışındaki erk sahipleri güçlerini benzer şekilde kullanıyorlar. Bu aynı zamanda gücün suistimal ediliş biçimindeki devamlılığı da gösteriyor. Böyle iç içe geçmiş bir yapının bu paralelliği daha iyi yansıtacağını düşündüm. Bir de kurmaca ve gerçeklik arasındaki muğlaklığı ve böyle oyuncaklı anlatı yapılarını sevdiğim için sanırım.

Cansu karakterini yaratırken filmin başrolünde yer alan Ayris Alptekin’le nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz?
Filmin senaryo sürecinden itibaren Ayris’le birlikte çalıştık. Önce senaryo taslaklarını değerlendirdik, o görüşlerini paylaştı ve karakter üzerine birlikte düşündük. Aslında filmde yer alan tüm oyuncularla, Sezgi (Mengi), Murat (Kılıç), Cem (Baza) ve Reyhan’la da (Özdilek) benzer değerlendirmeler yaptık. Okuma provasında tüm oyuncular setlerde başlarından geçen benzer olayları paylaştılar, biraz grup terapisi gibi oldu. Onların görüşleri doğrultusunda bazı diyaloglar değişti, farklı anekdotlar eklendi. Senaryo kolektif bir süreç sonucu ortaya çıktı. Hattâ çekimlerde bile değiştirdiğimiz pek çok yer vardı.

Filmin yapım-fonlama süreci ve festival yolculuğu üzerine neler söylemek istersiniz? Fongogo üzerinden yürüttüğünüz kampanya dilediğiniz gibi sonuçlandı mı?
Kültür Bakanlığı ve Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Merkezi’nden destek almıştık. Ancak filmin bütçesi yüksek olduğu için sponsorluk desteği de bulmamız gerekti. MealBox, Melodika, Dijitalist ve MSN’den çekim için, Postbıyık, ColorUp ve Matrislab’dan post-prodüksiyon için destek aldık. Yine de bütçede açığımız kalıyordu. Bunun için de Fongogo üzerinden bir kitlesel fonlama kampanyası başlattık ve hedefimize ulaştık.

Filmin ilk gösterimi Fransa’da Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali’nde yapıldı. Daha sonra farklı ülkelerde elliye yakın festivalde gösterildi, bazı ödüller aldı. Festival yolculuğuyla ilgili en anlamlı kısım seyirciden güzel tepkiler almaktı. Soru cevap bölümleri çok eğlenceli geçti. Gidemediğimiz festivallerde filmi izleyen seyircilerden filmle ilgili mailler aldık, mutlu olduk.

Bundan sonraki projelerinizden bahseder misiniz?
Şu an Mor Menekşeli Kadınlar isimli bir belgesel projesi üzerinde çalışıyoruz. 1967 yılından beri Orduspor’a tutkuyla bağlı olan bir kadın taraftar grubu üzerinden mizahi bir dille kadınların tribündeki yerini, futbolun yıllar içindeki değişimini ve Türkiye’deki politik iklimin taraftar üzerindeki etkisini sorgulayan bir belgesel. Şu an çekim aşamasındayız.

 


Sezen Kayhan kimdir?
1986 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Resimleri, video çalışmaları ve enstalasyonları Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Yeni Antakya Müzesi ve İstanbul Modern gibi müze ve galerilerde sergilendi. Daha önce Erik Zamanı (2012) ve Elene (2016) gibi kısa filmlere imza attı.