Andrey Tarkovski’nin En Sevdiği Filmler

,

Bir Taşra Papazının Güncesi

Andrey Tarkovski’nin bir sohbet sırasında kaleme aldığı on filmlik liste, aynı zamanda usta yönetmenin en sevdiği yönetmenleri de gözler önüne seriyor.

4 Nisan 1932’de doğan Andrey Tarkovski, elli dört yıllık kısa yaşamına sığdırdığı Solaris (Solyaris, 1972), Ayna (Zerkalo, 1975) ve İz Sürücü (Stalker, 1979) gibi başyapıtlarla sinema tarihinin en saygın isimlerinden biri kuşkusuz. ‘Sinemanın şairi’ olarak anılan ve kendinden sonraki kuşaklarda derin etkiler yaratan Tarkovski’nin Nisan 1972’de eleştirmen Leonid Kozlov’la yaptığı söyleşi sırasında hazırladığı on filmlik liste ve o günle ilgili olarak Sight & Sound dergisinde yayımlanan yazı, yönetmenin ilham kaynaklarına ışık tutuyor.

Kozlov, Andrey Tarkovski’yle havanın kapalı olduğu bir nisan günü ortaya çıkan listenin hikâyesini şöyle özetliyor: “İkimiz bir pencerenin kenarında oturmuş çeşitli konular hakkında sohbet ediyorduk. Konu nasıl olduysa Otar Ioseliani’nin Iko Shashvi Mgalobeli (1970) filmine geldi ve Tarkovski filmi çok güzel bulduğundan bahsetti. Bu yorumu üzerine ben de ona en sevdiği filmlerin neler olduğuna dair bir soru yönelttim ve işler hiç beklemediğim bir şekilde ciddileşti. Önüne bir kâğıt aldı ve ciddi bir ifadeyle düşünmeye başladı. Birkaç dakikanın ardından sevdiği yönetmenlerin isimlerini teker teker not etti: Buñuel, Mizoguchi, Bergman, Bresson, Kurosawa, Antonioni, Vigo ve Dreyer. Daha sonra yönetmen adlarının yan tarafına bazı filmler yazdı ve onları titizlikle numaralandırdı. Listeyi bana vermek üzereyken bir anlığına durdu, kalemi yeninden eline aldı ve onuncu filmi ekledi; Chaplin’in Şehir Işıkları’nı.”

Kozlov’un notları şöyle devam ediyor: “Sinema tarihinin en saygı duyulan yönetmenlerini içeren bu özenli liste, aynı zamanda ilginç bir biçimde fazla bir çeşitlilik sunmuyordu. Örneğin Şehir Işıkları dışında herhangi bir sessiz filme rastlamak mümkün değil. Listede Chaplin’in filmiyle en eski ikinci film arasında yirmi sene var. Tarkovski’nin bu hususla ilgili düşüncesi ise gayet açıktı. O, sinemanın ilk elli senesini bir prelüt, gerçek film yapmanın öncesindeki hazırlık aşaması olarak görüyordu. Ayrıca, kendisinin de bir parçası olduğu Sovyet sinemasından bir filmin bile listede yer edinememiş olması da onun iyi sinemacılığın başka coğrafyalarda geliştiğini düşünmesinden kaynaklanıyor olabilir. Benim gözümde bu liste usta yönetmenin en sevdiği filmlerden ziyade, eserlerini en çok beğendiği yönetmenlerden oluşuyor. Listenin gözbebeğinin Ingmar Bergman olduğu görmekse hayli kolay; zira kendisi listede üç filmle birden yar alıyor.”

 

Bir Taşra Papazının Güncesi (Journal d’un Curé de Campagne, 1951)
YÖN. ROBERT BRESSON

Kış Işığı (Nattvardsgästerna, 1963)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Nazarín (1959)
YÖN. LUIS BUÑUEL

Yaban Çilekleri (Smultronstället, 1957)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Şehir Işıkları (City Lights, 1931)
YÖN. CHARLIE CHAPLIN

Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Hikâyeleri (Ugetso Monogatari, 1953)
YÖN. KENJİ MİZOGUCHİ

Yedi Samuray (Shichinin no Samurai, 1954)
YÖN. AKİRA KUROSAWA

Persona (1966)
YÖN. INGMAR BERGMAN

Mouchette (1967)
YÖN. ROBERT BRESSON

Kumların Kadını (Suna no Onna, 1964)
YÖN. HİROSHİ TESHİGAHARA