Şu An Okunan
Cannes’ın Ödüllerine Bakış

Cannes’ın Ödüllerine Bakış

Altyazı yazarlarından Eren Odabaşı, 68. Cannes Film Festivali’nin Coen Kardeşler eş başkanlığındaki ana jürisinin kararlarını ve Belirli Bir Bakış bölümünde ödüle uzanan filmleri değerlendirdi.

Başkanlığını Joel ve Ethan Coen’in üstlendiği jürinin dağıttığı ödüller büyük bir şaşkınlık yarattı. Altın Palmiye’yi kazanan Jacques Audiard imzalı Dheepan, genellikle kendi filmlerine karşı bonkör olan Fransız eleştirmenleri bile pek heyecanlandırmamıştı. Filmin final bölümünün geri kalanından kopuk olduğuna ve Audiard’ın Fransa’daki göçmenlerin durumuna sorunlu bir noktadan yaklaştığına dair görüşler çoğunluktaydı. Aslında iyi çekilmiş ve oynanmış bir film olan, kimi ilgi çekici fikirler de barındıran Dheepan belki daha küçük bir ödüle layık görülebilirdi; fakat Altın Palmiye’yi hak eden bir film olduğunu savunmak çok zor. Audiard’ın yine karanlık, gerçekçi bir suç draması olan ünlü filmi Yeraltı Peygamberi‘nin (Un prophète, 2009) gölgesinde kaldığı söylenen, göçmenleri şiddete eğilimli göstermekle de suçlanan film; son yılların en beklenmedik Altın Palmiye sahibi olarak tanımlanabilir. Ödülün açıklanması ile birlikte basın salonundan yükselen yuh sesleri de Dheepan’ın Altın Palmiye’sinin ne kadar yadırgandığının göstergesi.

Mon Roi, Chronic, La Loi du Marché (The Measure of a Man) gibi pek heyecan yaratmayan filmler beklenmedik ödüller kazanırken favoriler arasında gösterilen Youth, Mia Madre (My Mother) ve Shan he gu Ren (Mountains May Depart) gibi filmlerin tamamen görmezden gelinmesi pek anlaşılır değil. Özellikle Tim Roth’un performansı ve Michel Franco’nun yönetmenlik çalışmasıyla bir nebze takdir toplayan Chronic‘in en sorunlu yönü senaryosuydu, fakat film tuhaf biçimde senaryosu için ödüllendirildi. En büyük favori olarak gösterilen Carol‘ın tüm filmi birlikte sürükleyen kadın oyuncularından yalnızca biri (Rooney Mara) ödül kazanırken, ikinci en iyi kadın oyuncu ödülünün Emmanuelle Bercot’ya verilmesi de oldukça anlaşılmaz. Eleştirmenleri en memnun eden ödüllerin ise László Nemes’in güçlü Nazi kampı draması Saul Fia’ya (Son of Saul) verilen Jüri Büyük Ödülü ve Hou Hsiao Hsien’in yeni bir başyapıt olarak selamlanan Nie Yin Niang (The Assassin) ile kazandığı En İyi Yönetmen ödülü olduğu söylenebilir. Senaryo ve erkek oyuncu ödülleri için de adı geçen The Lobster‘ın jüri özel ödülünü alması da görece anlaşılabilir tercihler arasında. Festival boyunca başta Screen olmak üzere pek çok gazete ve dergide eleştiriler, yıldız tabloları ve tahmin listeleri yayınlandığı için yarışmanın nabzını tutmak oldukça kolay. Fakat tüm bu göstergelerin bu seneki jürinin tercihlerine işaret etmediğini vurgulamak gerek.

Alışılmadık biçimde uzun müzikal bölümlerle sekteye uğrayan ve birbirinden uzun teşekkür konuşmaları sebebiyle ritmini iyiden iyiye yitiren ödül töreninin belki de en hoş kısmı, Onur Palmiyesi ödülüne layık görülen Agnes Varda’nın uzun süre alkışlanmasıydı. Eleştirmenlerin Haftası (Critics’ Week) bölümünde gösterilip en iyi ilk filme verilen Altın Kamera’yı kazanan Kolombiya filmi La Tierra y La Sombra‘nın ve kısa film altın palmiyesini alan Waves ’98‘in genel olarak olumlu tepkiler topladığını da belirtelim.

Belirli Bir Bakış (Un Certain Regard) bölümünde Isabella Rossellini başkanlığındaki jürinin yine bir ölçüde şaşırtıcı kararlar verdiğini, bununla birklite iyi yorumlar alan filmlerin çoğunu da ıskalamadığını söylemek mümkün. Muhtemelen, daha önce ana yarışmadan büyük ödüller alan Apichatpong Weerasethakul, Naomi Kawase, Brillante Mendoza gibi isimleri yeniden ödüllendirme gereği duymayan jüri; Fipresci ödülünü de alan Hint filmi Masaan ve çok beğenilen İran filmi Nahid arasında Gelecek Vaat Eden (Promising Future Prize) ödülünü paylaştırdı. Bölümün en büyük favorisi sayılabilecek Romanya yapımı Comoara (Treasure) da özel bir ödül kazandı. Beklenmedik ölçüde sakin, romantik bir hayalet öyküsü anlatan, ilginç bir yol filmi olarak da görülebilecek Kishibe no tabi (Journey to the Shore) çok daha ürkütücü filmlerle tanınan Kiyoshi Kurosawa’ya En İyi Yönetmen ödülünü getirmesi de isabetli bir karar. Fakat kendi adıma bölümün ikincilik ödülünü kazanan Hırvat filmi Zvizdan’ı (High Sun) fazla şematik ve naif bulduğumu söylemeliyim. 1991, 2001 ve 2011 yıllarında geçen üç öykü anlatan film; her bölümünde biri Hırvat biri Sırp olan iki aşığa odaklanıyor. Savaşın uzun süre silinmeyen izlerini gösterdiği için takdir edilebilecek olan High Sun, üst düzey bir işçilik barındırmasına rağmen basit bir “savaş çirkin, aşk güzel” mesajının ötesine geçemiyor. Öykülerden herhangi birinin özgün ya da akılda kalıcı olduğunu iddia etmek de imkânsız.

Belirli Bir Bakış jürisinin en talihsiz tercihi ise bölümün en büyük ödülünün İzlanda yapımı sıradan bir komedi olan Rams’e verilmesiydi. Yıllardır konuşmayan iki kardeşin hayvanları bir hastalık yüzünden telef olunca yeniden bağ kurmasını anlatan film, bence etnografik açıdan belli bir ilginçlik taşısa da sinemasal olarak pek bir şey vaat etmiyor. Kurulmak istenen durağan, ironik mizahın çok daha güçlü örneklerini Aki Kaurismaki ya da Bent Hamer filmlerinde gördüğümüz için filmde özgün bir yön bulmak zor. Kardeşler arasındaki ilişkinin sonlara doğru fazlasıyla duygusal hale gelerek filmin genel tonunu zedelediğini de söylemek gerek.

Başlıca Ödüller
Altın Palmiye: Dheepan (Yön: Jacques Audiard)
Jüri Büyük Ödülü: Saul Fia (Yön: László Nemes)
En İyi Yönetmen: Hou Hsiao Hsien (Nie Yin Niang)
Jüri Ödülü: The Lobster (Yön: Yorgos Lanthimos)
En İyi Erkek Oyuncu: Vincent Lindon (La Loi du Marché)
En İyi Kadın Oyuncu: Rooney Mara (Carol) ve Emmanuelle Bercot (Mon Roi)
En Iyi Senaryo: Chronic (Yön: Michel Franco)
Altın Kamera: La Tierra y La Sombra, Cesar Augusto Acevedo
Kısa Film – Altın Palmiye: Waves ’98 (Yön: Ely Dagher)
Altın Kamera: La Tierra y La Sombra (Yön: César Augusto Acevedo)

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.