Şu An Okunan

72. Cannes Film Festivali’nde ödüller dün akşam düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Altın Palmiye, Bong Joon-ho’nun yönettiği Gisaengchung’a gitti.

Engin Ertan

Cannes Film Festivali dün akşam, bazı kararların tartışıldığı ama büyük bir hayal kırıklığı da yaratmayan ödül töreniyle sona erdi. Alejandro González Iñárritu başkanlığındaki jüri Altın Palmiye ödülünü –kendi açıklamalarına bakılırsa oybirliğiyle– Bong Joon-ho’nun yönettiği Gisaengchung’a verdi. Popüler sinema kodlarını başarıyla kullanarak toplumsal bir eleştiri yapan bu kara komedi açıkçası eleştirmenlerin de favorisiydi. Eleştirmen yıldız tablolarının hemen hepsinin birinci sırasında Bong’un filmi yer alıyordu. Özellikle kusursuz yönetmenliği, tıkır tıkır işleyen kurgusu ve müthiş yapım tasarımıyla takdir toplayan film, gerçekten de festivalin en iyilerindendi. Dolayısıyla bu yılki Altın Palmiye’ye ciddi bir itiraz görmek pek mümkün değil.

Diğer yandan yıldız tabloları ve eleştirmen tahminlerinin işaret ettiği bir film daha vardı; Pedro Almodóvar’ın Dolor y Gloria’sı. Almodóvar’ın bugüne kadar hiç Altın Palmiye kazanmamış olduğu da düşünülünce, bu yılın onun zaferiyle bitmesi bekleniyordu. Ancak jüri bu filmi Antonio Banderas’a En İyi Erkek Oyuncu ödülü vererek görmeyi tercih etti. En İyi Kadın Oyuncu ödülü jürinin en tartışmalı kararlarından birisiydi. Yarışmanın eleştirmenleri ikiye bölen filmlerinden Little Joe’nun başrol oyuncusu Emily Beecham ödülün sahibi oldu. Söz konusu olan kötü bir performans değil ama Little Joe’nun en güçlü yönünün oyuncu performansları olduğunu söylemek de zor.

Yarışmanın en beğenilen filmlerinden Portrait de la Jeune Fille en Feu’nün En İyi Senaryo ödülü kazanması da benzer şekilde şaşırtıcıydı. Céline Sciamma’nın kusursuz yönetmenliği ya da başrol oyuncularının performanslarının takdir edilmesi daha doğru olurdu sanki. Jürinin en tartışmalı kararının ise Dardenne Kardeşler’e verilen En İyi Yönetmen ödülü olduğunu söyleyebiliriz. Cannes’da iki Altın Palmiye ve sayısız başka ödül kazanmış Dardenne Kardeşler, hem de kariyerlerinin çok parlak olmayan bir halkasıyla, böyle bir takdiri gerçekten hak ediyor muydu?

Sonuçların bir diğer ilginç ve sevindirici tarafıysa, yarışmadaki yönetmeni kadın olan dört filmden üçünün geceyi ödülle noktalamasıydı. Bunlardan biri de ilk uzun metrajlı filmi Atlantique’le Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Mati Diop’tu. Yeterince ‘kadın filmi’ seçmemesi yüzünden yakın geçmişte sık sık eleştirilen Cannes Film Festivali’nde bu sonuçlar gerçekten önemli bir gelişme.

<<<

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.