Şu An Okunan
Doktor Strange Çoklu Evren Çılgınlığında: Lunaparkın Oyuncakları

Doktor Strange Çoklu Evren Çılgınlığında: Lunaparkın Oyuncakları

Doctor Strange in the Multiverse of Madness

Marvel’ın uzun süredir beklenen yapımlarından Doktor Strange Çoklu Evren Çılgınlığında, çoklu evrenin kapılarını ardına kadar açıyor. Kapıdan tipik bir Marvel filmi ve kendine has yetenekleriyle burada da bir ölçüde parlamayı başaran bir yönetmen çıkıyor.

Malum, bir süredir anaakım sinemanın gerçekliğe şerh düşülen anlatılara merakı var. Birkaç yıl içerisinde büyük stüdyoların yatırım yaptığı pek çok filmin çoklu evrenleri veya görünen gerçekliğin ötesine geçebilen, gözlenebilir hakikati önemsiz ya da şüpheli (ya da dışa bağımlı) kılan başka temaları ele aldığını gördük. Paralel evrenlerin birbirine açılmasından kendi kurmacalığını açık eden meta anlatılara, alternatif tarih yazımından simülasyona, metinlerarasılığa, farklı kollara uzanan bu filmleri bir arada düşünmek fazlasıyla mümkün. Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once, 2022) ve Rick and Morty (2013- ) gibi sürpriz başarı elde etmiş yapımların yanı sıra Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde (Spider-Man: Into the Spider-Verse, 2018), Gerçek Kahraman (Free Guy, 2021), Space Jam: Yeni Efsane (Space Jam: A New Legacy, 2021) ve (her ne kadar usta bir yönetmenin sanatsal yolculuğunun parçası olsa da) Matrix Resurrections (2021) gibi arkasında büyük stüdyolar olan, hayran ve hayranlık odaklı pek çok film uzunca bir süredir yaratıcılık krizinde olan Hollywood’un bu tarz “çok zeminli” anlatılarda bir çıkış aradığını gösterir nitelikte. 

Günümüzde gişe sinemasını neredeyse hükümranlığı altına almış Marvel’ın bu konuda öncü olduğunu görmek pek şaşırtıcı değil elbette. Yıllar içerisinde tamamı bir tür ‘arkası yarın’ mantığına dayalı, hikâye akışlarını birbirlerinin yollarından geçirip öyküleri (ve tabii seyir deneyimini) birbirine bağlayan devasa bir yapı kuran Marvel, birbirini takip eden anlatılardan oluşan film serisinin üçüncü fazının sonunu getiren yapımlardan Avengers: Endgame’de (2019) paralel evren teorisine (ve zaman yolculuğuna) bir kurtarıcı olarak başvurmuştu. Marvel Sinemasal Evreni’nin (Marvel Cinematic Universe – MCU) yeni karakterler ve anlatılarla şekillenmeye başlayan dördüncü fazı da temelde Endgame’de yaşananların kalıntıları üzerinden şekilleniyor. Artık çoklu evren teorisinin kanıtlandığı ve erişilebilir olduğu bir gerçeklikteyiz. Marvel, yıllar içerisinde ördüğü hikâye anlatımını ürünleştiren, birbirine bağlayarak paketleyen yapım modeli algoritmasına yeni bir veri ekledi başka bir ifadeyle. Artık –yine satın alınabildiği ölçüde– başka kurmaca evrenleri birbirine karıştırmak, başka ‘ürün’leri birbiriyle paketlemek mümkün. 

Doctor Strange in the Multiverse of Madness

Bunun en çarpıcı örneği elbette Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde’nin Örümcek Adam mitolojisinden ürettiği yaratıcı fikri hayran odaklı bir biçimde yeniden yorumlayan Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’tu (Spider-Man: No Way Home, 2021). Başka kurmaca karakterlerin arasındaki duvarları yıkıp tek bir evrende buluşturan bu formül biraz da Örümcek Adam’ın kendine haslığı ve anlatıyı metalaştıran oyunbaz mesafesi sayesinde şu âna dek (fanatik hayran kitlesi dışındaki genel izleyici nezdinde) en sevilen Marvel filmlerinden biri oldu. Ayrıca filmin içerisinde ‘kim’lerin olduğu merakı aylar öncesinden konuşuldu, tartışıldı, dikkat çekti. Filmin kurmacalığını içine kapalı bir evrenden ziyade dışa bağımlı bir yapıya dönüştüren Marvel usulü film üretiminin de yeni bir döneme girdiğini söylemek mümkün bu anlamda. Büyük şirketler hem oyunbaz hem de sosyal medya ve algoritma dostu bu temanın satılabilirliğini ve güncel değerini keşfetmiş gibi görünüyor sonuç olarak.

Çoklu Evreni Karşılarken 

Marvel’ın Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok’tan sonra vizyona soktuğu Doktor Strange Çoklu Evren Çılgınlığında (Doctor Strange in the Multiverse of Madness, 2022) da bunun bir formül olarak işleyip işlemediğini gösterecek yapım gibi görünüyor. Filmin sıklıkla Marvel Sinemasal Evreni’ni yeni döneme hazırlayacağı beklentisi de buradan kaynaklanıyor. Zira hem üçüncü fazın son filmlerinde hem de Eve Dönüş Yok’ta alternatif gerçekleri hikâyeye sokan karakterin tamamen bu tema etrafında kurulu öyküsünü izliyoruz filmde. Marvel’ın Disney+ çatısı altında genişletmeye devam ettiği kanalın bir ürünü olan WandaVision’da (2021) yaşanan olayların Doktor Strange’in (Benedict Cumberbatch) öyküsüyle birleşmesiyle üçüncü fazın önemli iki karakterinin karşı karşıya geldiğini takip ediyoruz. Strange, çoklu evrenler arasında seyahat etme gücü olan (belli ki tek kalemde tüm politik göndermeleri bir arada bulundurması niyetiyle tasarlanmış) America Chavez (Xochitl Gomez) adlı bir karakterle tanışıyor ve Scarlet Witch’in (Elizabeth Olsen) onun güçlerinin peşinde olduğunu anlıyor. Buradan itibaren çoklu evrenler arasında gidip gelen, farklı gerçeklikleri deneyimlediğimiz bir hikâyeyi takip ediyoruz.

Çoklu evrenler teorisinin kullanılma şeklini sık sık benzer şekilde işlevselleştirilen zaman yolculuğu temasına benzetmek mümkün. Hattâ biz fani izleyiciler için aradaki farkı ayırt etmek bile her zaman kolay olmuyor. Bir tür bilimsel hipotezin kırıntısı olan ve ‘şüphenin askıya alınması’ mekaniğini sınırlarına dayandıran bu temaların gerçekliği esnetebilme açısından hikâye yazımına verimli sular açtığı açık. Ancak bu esnetmeyi ne şekilde kullandığınız, kurduğunuz dünyanın ilginçliği ve işlerliği açısından hayati önem taşıyabiliyor. Zira seyir deneyimini doğrudan etkileyen asgari devamlılık mantığını sürdürmekle hikâyeyi ilginçleştirme arasında doğru bir denge yaratmak elzem. Çoklu Evren Çılgınlığında bunu sonsuz evren ihtimalini temelde üç farklı evrenle sınırlandırarak yapmaya çalışıyor öncelikle. Tamamı tehlike altındaki ‘çoklu evren’in (yani ‘her şey’in) ufak dekor ve olay örgüsü detayları dışında birbirlerinin kopyası olan evrenler arası bir hikâyeyle kurtarılmaya çalışılmasını izliyoruz.

Doctor Strange in the Multiverse of Madness

Bu noktada şunu açıkça söylemek gerek ki, hikâye anlatıcılığı bakımından Çoklu Evren Çılgınlığında’nın Marvel Sinemasal Evreni’ne yaptığı özgün bir katkı yok. Pek çoklarının defalarca –ve haklı olarak– belirttiği üzere artık ezberlediğimiz bir hikâye yapısının farklı renklere ve öykü unsurlarına boyanarak devam ettirildiğini görüyoruz. Her şeyi ama her şeyi risk altına atan tekil, kötücül bir tehdide karşı bir kahramanın ya da kahramanların mücadele verip sonunda bir şekilde muvaffak olmalarını izliyoruz. Çoklu evren temasının ilk etapta kulağa heyecan verici gelen doğasını da bu yapının bir aracı olmaya indirgiyor film. Misalen, gerçekliğin doğasının kırılganlaştığı, farklılaştığı, tekinsizleştiği, risk alan bir anlatı yerine bayat Macguffinlerin peşinde, bol aksiyon manevralı bir kaosun sonunda kahramanımız nihai ve sorgulanamaz doğruyu yerine getirmeyi beceriyor bir şekilde. Bu noktada çoklu evren anlatısının yapısında bir filmin dramatik etkisini zayıflatan, yaşanan gelişmeleri önemsiz ve değersiz kılan bir taraf olduğunu da ifade etmek gerek belki. Hele ki dünyanın yarısının kaybolup sonra bir şıklatmayla geri gelebildiği bir kurmaca evrendeyseniz. 

Bir yandan tipik bir Marvel öyküsü kurmaya çalışırken diğer yandan seyirciyi durduğu zemin konusunda devamlı şüpheye düşürecek çoklu evren bağlamını mantığa uygun tutmaya çalışan Çoklu Evren Çılgınlığında’nın özellikle ilk yarısında ayakta durmakta zorlandığını söylemek gerek. Zira aksiyon sahnelerine tamamı malumat dolu çalakalem diyalog araları verilmesi şeklinde ilerleyen bir senaryo yapısını takip ediyoruz. Rick and Morty ve Loki (2021- ) gibi yapımlarda yazarlık yapmış, şu sıralar yeni bir Star Wars filmi için çalışan Michael Waldron’ın elinden çıkma senaryo sıklıkla aksiyona ara verip ne olup bittiğini el çabukluğuyla anlatmak istiyor sanki. Seyirciden bu iki farklı zihinsel emek alınıp hikâyeye Marvel formatı çekildikten sonraki kısım ise Çoklu Evren Çılgınlığında’nın ilgi çekici olmayı başarabildiği yere vardırıyor bizi.

Sam Raimi Dokunuşu

Malum, Çoklu Evren Çılgınlığında’nın yönetmen koltuğunda Sam Raimi oturuyor. Projenin başına Raimi geçtiğinden bu yana Çoklu Evren Çılgınlığında konusunda yönetmenlik bakımından da ciddi bir beklenti oluşmuş durumda. Zira Raimi, süper kahraman filmlerinin kanonu olarak görebileceğimiz 2000’li yılların Örümcek Adam üçlemesinin yönetmeni olmasının yanı sıra Evil Dead serisini yaratmış, kült yapımlara imza atmış bir isim. Süper kahraman dünyasına önemli katkılar yapmış, farklı anlatı üsluplarına aşina ve kaliteli anaakım film üretme konusunda iyi bir geçmişi olan Raimi’nin çoklu evren gibi uçsuz bucaksız bir konuyla neler yapacağı da merak konusu oldu elbette. Senaryonun “mantıklı” ve Marvel ölçütlerine uygun bir hikâye oluşturmaya çalıştığı ilk bölümün geride bırakılıp hikâyenin çözüm aşamasına geçildiğinde de Raimi’nin imzası net bir şekilde belli olmaya başlıyor Çoklu Evren Çılgınlığında’da. Zira yönetmenin çarpışan iki karakteri, Doktor Strange ile Scarlet Witch’i giderek karanlıklaştırma biçimi hikâyeyi tipik, ucuz süper kahraman formatından başka sinema üsluplarından beslenen, cesur ve kişisel dokunuşların hissedildiği bir yola sokuyor.

Doctor Strange in the Multiverse of Madness

Çoklu Evren Çılgınlığında’nın öyküsü karanlıklaştıkça farklı korku türlerine göz kırpan bir yapıya bürünmeye başlıyor. Cadı kültlerine, ‘beden korkusu’ (body horror) türüne ve son olarak zombi anlatılarına göz kırpan unsurları bir bir hikâyenin içine sokuyor Raimi. Bu noktadan itibaren Örümcek Adam döneminden çok Evil Dead tecrübesini çok daha fazla hatırlatan bir kanal açıyor Raimi rejisinde. Evil Dead’in alametifarikalarından birinci tekil şahıs çekimlerini, abartılı yakın planları, cesurca hareket edebilen kamera kullanımını, hızlı kesmelere dayalı kurgu oyunlarını, hattâ yer yer mini jump scare’leri kullanıyor. Bu noktada CGI’ın Marvel filmlerinde pek alışık olmadığımız biçimde görkemli bir şovdan çok hikâyenin bir unsuru hâline getirilebildiğini de söylemek gerek. Özellikle Scarlet Witch’in öyküsünün baskın olduğu kısımlarda büyünün görselleştirilmesi, bunun bedene etkileri ve filmin hikâye düzeyinde bir türlü yapmaya cesaret edemediği yıkıcılığın filmin estetik dünyasına taşınması açısından oldukça önemli bir katkı yapıyor. Strange’in Scarlet Witch’i aynalarla dolu bir odaya hapsettiği sekanstaki ve Scarlet Witch’in çoklu evrendeki mutlu versiyonuna yaptığı ziyaretlerdeki tasarım, görsel efektlerin yaratıcı biçimde kullanılma pratiklerine dair epey ilgi çekici örnekler oluşturuyor. Bu anlamda Çoklu Evren Çılgınlığında’nın bir yönetmenin kişisel dokunuşunun en net şekilde hissedildiği Marvel filmlerinden birisi olduğunu söylemek, hattâ birincisi olduğunu iddia etmek mümkün. 

Martin Scorsese’nin şu âna dek Marvel’ın sinema tarihindeki yerine atılmış en önemli bakışlardan birisi olan yazısında belirttiği gibi Marvel filmleri risksizliği, birbirine benzerliği, kişisel ifade alanından ziyade satılabilir olmayı hedeflemeleriyle sanatsal lezzeti tamamen dışlayan (dolayısıyla pek çoklarına göre sinema dahi olmayan) bir sinema anlayışının temsilcisi konumunda. İçine attığınız her yapıyı birbirine benzer hâle getiriveren Netflix arayüzüne ya da yine Scorsese’nin isabetle belirttiği gibi lunaparktaki oyuncaklara benzeyen bir tarafı var bunun. Gizemi öldüren, herkese aynı anda hitap edebilen, ne alınacağı belirlenmiş, risk almayan bir üretim şekli. Çoklu Evren Çılgınlığında’nın bunun dışına çıkabilen bir film olduğunu iddia etmek pek mümkün değil maalesef. Konusunun yarattığı heyecanı bu betonlaşmış yapıyı kırmak, risk almak, zeminleri birbirine karıştırmak gibi sayısız seçenek yerine (insanın aklına bir başka dev franchise’ın betonlarını sarsmaya cesaret eden Rian Johnson geliyor) o mevcut betona uydurmak için ehlileştiriyor. Bunun işaret ettiği muhafazakârlık bir yana, spoiler kurdelasıyla bağlanmış ve paketin içinde ne olduğu sorusuna indirgenmiş bir dünya gerçekten de lunaparkın o görkemli, ticari ve güvenli hâlini hatırlatıyor açıkçası. Ancak yetenekli, vizyon ve tecrübe sahibi bir yönetmenin böyle güçlü imkânlarla bize neler sunabileceğini de gösteren bir film Çoklu Evren Çılgınlığında. Lunaparkta güzel bir oyuncağa denk gelmek için tüm o bayat korku tünellerine girip çıkmak zorunda olan biz seyircilerin ikilemi de burada herhâlde. 


Doktor Strange Çoklu Evren Çılgınlığında’nın sinemalardaki gösterimi sürüyor.

-->
© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sepetim
Your cart is empty.

Looks like you haven't made a choice yet.