Şu An Okunan
Kestirme Yol: Kestirmeden Medeniyet

Kestirme Yol: Kestirmeden Medeniyet

Kestirme Yol

Yol filmlerine özel bir ilgisi olan Kelly Reichardt’ın western konvansiyonlarını tersyüz eden Kestirme Yol’u Amerika’da “medeniyet”in nasıl yayıldığına dair baskın anlatıyı da sorgulayan bir yapım.


Bu yazı, Altyazı’nın Temmuz-Ağustos 2011 tarihli 108. sayısında yayımlanmıştır.


Kestirme Yol (Meek’s Cutoff, 2010) gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmış ve Oregon eyaletinde, bu olayların yaşandığı mekânlarda çekilmiş: 1845 yılında Batı’ya hareket eden binlerce kişilik bir konvoy, Kızılderililerin saldıracağı söylentileri üzerine bölünmüş. Konvoyun bir kısmı, bir kestirme bildiğini iddia eden Stephen Meek adındaki rehberi takip ederek asıl yoldan ayrılmış ve kaybolmuşlar. Sonradan bu yol “Meek’in Kestirmesi” olarak adlandırılmış. Yol filmlerine özel bir ilgisi olan yönetmen Kelly Reichardt ve senaryo yazarı Jonathan Raymond, açlık ve susuzlukla geçen, pek çok insanın ve hayvanın ölümüyle sonuçlanan bu yolculukta bulunanların tuttuğu günlüklerden, özellikle de kadınların yazdıklarından faydalanarak yazmışlar filmin öyküsünü.

Film, klasik westernlerin neredeyse tüm öğelerini barındırıyor aslında: Doğudan ‘Vahşi Batı’ya hareket eden grupların maceralarını ele alan westernlerin sayısı oldukça fazladır; en ünlü örneklerinden biri de John Ford’un Stagecoach’udur (1939). Bu filmlerle ortaklık taşıyan Kestirme Yol’un aktörleri de bilindik: Medeniyeti temsil eden beyazlar, saldırgan Kızılderililer ve uçsuz bucaksız çöl. Kostümler de malum, bereli kadınlar, şapkalı adamlar. Film, tüm bunlara ilaveten klasiklerin çekildiği formatta, 1:1.33 olarak çekilmiş. Hepsi çok tanıdık ama Reichardt’ın bu öğeleri ve olayları ele alış biçimi oldukça farklı.

Her şeyden önce Reichardt olaylara kadınların açısından bakıyor, kamerası hep kadınların yakınında yer alıyor; erkek merkezli bir kültürün oluşumunu anlatan ve erkekler etrafında şekillenen bu türün merkezine kadınları koyuyor, hattâ bir noktada tüm kontrolü (ve silahı) filmdeki en sağduyulu karakter olan Emily Tetherow’un (Michelle Williams) eline veriyor. Buna ilaveten, grubun erkekleri kaybolup kaybolmadıklarını tartışmak üzere, kadınlardan uzak bir yerde, kendi aralarında konuştuğunda biz, endişeyle konuşulanları duymaya çalışan kadınlarla kalıyoruz. Ya da, erkekler bir Kızılderilinin peşinden gittiklerinde yine kadınlarla birlikte kampta kalıyoruz; onların kahve öğütmesini, çamaşır yıkamasını, ekmek yapmasını izliyoruz. Dolayısıyla da film, western denince neredeyse önkoşul olarak düşünülen aksiyondan uzaklaşıyor, izlediğimiz daha ziyade bir tür gündelik hayat filmine dönüşüyor. Yolculuğun zorluklarının da tanımı değişiyor, ‘öteki’ ile girilen çatışmaların yarattığı gerilimin yerini sıcağın, susuzluğun, açlığın, yorgunluğun ve en önemlisi belirsizliğin ve umutsuzluğun ıstırabı alıyor.

Kestirme Yol

Bu ufak gibi görünse de oldukça önemli bir kayma çünkü sorumluluğu, klasik westernlerde medeniyetin batıya taşınması macerasında kahraman beyaz adamın karşısındaki tek engel olarak tanımlanan vahşi doğa/vahşi adamın üzerinden alıp, yola çıkanların tercihlerini ve yüceltilen bu yolculuğun kendisini sorgulamaya açıyor. Hem hedefin hem de bu hedefe ulaşma yolunda yapılanların meşrulaştırıldığı söylem Kestirme Yol’da yerini bulamıyor. Beyaz adamın tanımadığı/bilmediği her şeyi tehdit olarak algılaması, bir yandan Amerikan yerlilerinin saldırgan vahşiler olarak temsil edilmesine neden olurken öte yandan da “vahşi”lere yapılanları meşrulaştırır; beyaz adamın mutlak üstünlüğünü pekiştirir. Reichardt ise, filmdeki karakterlerin bu tutumuna dikkat çekerken, filmde yer alan tek Amerikan yerlisini ne olup bittiğini anlayamayan ve ürkmüş bir tutsak olarak temsil ediyor. Yine bilinmez birisi ama bu onu ille de saldırgan kılmıyor; oluşturduğu olası tehlike diğerlerinin şüpheciliğinin, yabancı düşmanlığının yansımasından ibaret neredeyse. Westernlerin, ABD’nin kuruluş mitini toplumsal hafızalarda biçimlendiren en önemli etken olduğu düşünülürse Reichardt’ın alternatif bir tarih yazdığı söylenebilir.

Hikâyedeki en önemli dönüm noktası ise Meek’in yolu bilmediğine ikna olan grubun tutsak aldıkları Kızılderiliyi yön gösterici olarak tayin ettiği an. Bu karar bir bakıma beyaz adamın pes etmesi olarak algılanabilir ancak uzun vadede olayların gelişimi düşünülünce yayılmacı ve istilacı zihniyetin nasıl bu kadar “başarılı” olduğuna dair ipucu veren, tüyler ürpertici bir hamle aslında: Medeniyet, işgal edilen coğrafyayı iyi tanıyan yerli halkları köleleştirmek, onların bilgi ve yeteneklerini sömürmek suretiyle yayıldı. Filmin sonunda grup belirsiz bir geleceğe, belki de felakete doğru yol alıyormuş gibi görünse de hepimiz asıl hikâyenin nasıl sonuçlandığını çok iyi biliyoruz.


Kestirme Yol, İstanbul Film Festivali Mart Seçkisi kapsamında 14 Mart 2021 tarihinden itibaren 5 gün boyunca filmonline.iksv.org adresinde gösteriliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.