Şu An Okunan
Kod Adı: Hummingbird: Çağımızın Ruhuna Yavan Bir İtiraz

Kod Adı: Hummingbird: Çağımızın Ruhuna Yavan Bir İtiraz

Yönetmen koltuğunda Kim Nguyen’in oturduğu Kod Adı: Hummingbird, günümüz kapitalizmine eleştirel bakmakla birlikte eleştirisinin çerçevesi konusunda kararsız kalan bir film.

Alper Yıldırım

Kod Adı: Hummingbird (The Hummingbird Project) tek bir milisaniyenin bile yüz binlerce dolar kâra veya zarara yol açabildiği yüksek teknolojili finans dünyasında geçiyor. Başrollerini Jesse Eisenberg, Alexander Skarsgård ve Salma Hayek gibi başarılı isimlerin paylaştığı filmde hırslı bir girişimci olan Vincent, dâhi kuzeni Anton’u da yanına alarak Kansas’tan New York’a uzanan bir fiber optik kablo döşeme işine giriyor. Bunun için de büyük bir şirketin başında olan Bryan Taylor’ı ikna ederek projeyi onun fonlamasını sağlıyor. Vincent’ın hedefi kablo sisteminin döşenmesi ve Anton’un yazacağı kod sayesinde Kansas ve New York’taki borsa merkezleri arasında veri aktarım hızının bir milisaniye düşmesiyle rakip şirketlerden daha hızlı işlem yapmak ve milyarder olmak. Böylece film, zengin olma hayali kuran gençlere günümüz kapitalizminin verdiği iki altın öneriyi; girişimciliği ve ‘geleceğin dili’ kodlamayı merkezine alarak bir bakıma çağımızın ruhunu yansıtıyor.

Projeyi hayata geçirirken işler her zaman Vincent ve Anton’un istediği gibi gitmiyor elbette. Karşılarına teknik, bürokratik, lojistik bir dizi sorun çıkıyor. Projeye başlamadan önce çalıştıkları şirketin patronu Eva Torres, değerli bir insan sermayesi olarak gördüğü Anton işten ayrılır ayrılmaz kuzenlere karşı öfke beslemeye başlıyor. Projelerinin kendi işine rakip olacağını, onun kârını azaltacağını fark etmesiyle, kuzenlerin projesini engelleyecek adımlar atmaya başlıyor Torres. Bu rekabet filmin ana çatışmasını belirliyor.

Büyük bir patron ile zengin olma hayali kuran üst-orta sınıftan Vincent ve Anton’un rekabetini izlediğimiz filmin ortalarında, kabloların veri iletim süresini kısaltma konusunu bir türlü çözemeyen Anton, bir bara gidiyor. Burada, neyle uğraştığını merak eden bir garsona, yaptığı işi bir örnekle anlatmaya başlıyor. “Varsayalım ki bir şirketten hisse satın alıyorsun” diyor Anton, garson da “diyelim ki Zimbabwe’deki bir limon şirketinden hisse satın aldım” diye yanıt veriyor. Bu örnek üzerinden Anton sistemin nasıl işleyeceğini ve bu sayede ne kadar büyük kârlar elde edilebileceğini açıklarken garsonun sorduğu soru, kapitalizmin insanı ve insan yaşamını nasıl yok saydığını hatırlatıyor: “Zimbabwe’deki limon işçileri bundan ne kazanıyorlar? Limonları onlar yetiştiriyor sonuçta.” Anton’un garsona verdiği cevap da, günümüz kapitalizminin ruhunu özetler nitelikte: “Onlar sistem açısından önemli bir değişken değiller.” Bu sahneyle birlikte yönetmen, günümüz kapitalizmine karşı mesafeli duruşunu açığa vurmuş oluyor. Proje ilerlerken mide kanseri olduğunu öğrenen Vincent’ın, hastalığının ilerlemesine rağmen çalışmayı sürdürmesiyle ve film boyunca izlediğimiz hastalık sahneleriyle yönetmen bu mesafeli duruşu, bu kez de dramatik bir yolla ortaya koyuyor.

Vincent, henüz filmin başlarında kablo döşeme işi için Mark’la anlaşırken, Davut ve Golyat’ın öyküsüne gönderme yapıyor. Mark’ın, kimin Davut kimin Golyat olduğunun kolayca değişebileceği imasını barındıran sorusunun üzerine Vincent ekliyor: “Evet, biz Davut’uz.” Böylece Vincent kendini, kötücül bir dev olan Golyat’la savaşan peygamber Davut olarak konumlandırıyor. Ancak kablonun döşenmesi için bir çiftçiyle toprağının mülkiyeti hakkında konuşurken, Vincent artık hırsını ve öfkesini saklayamıyor ve sistemin içinde onun da kötücül olduğu açık seçik ortaya çıkıyor. Çiftçinin Vincent’a itirazı ise, toprağın sahibinin Tanrı olduğu ve toprağının yalnızca Tanrı’nın hizmetinde kullanabileceği yönünde. Ardından önceliklerinin yüksek hız olmadığını, kazanacakları paranın da kendileri için bir çatışma kaynağı olabileceğini ekliyor.

Gerek Davut ile Golyat’ın öyküsü, gerekse muhafazakâr bir dinî cemaate mensup çiftçilerin erdemliliği gibi referansları göz önünde bulundurursak, yönetmenin kapitalizme karşı mesafeli duruşundaki soru işaretlerine, muhafazakâr/geleneksel değerlere bağlılığın ve modern yaşamın hızına kapılma konusundaki endişelerin de eklendiğini söyleyebiliriz. Filmin sonunda Vincent’ın, mülklerine saygısızlık ettiği çiftçilerden özür dilemeye gittiğinde yağmurdan dolayı çiftçilerin barakasına sığınmasıyla da film yüzünü sistemden uzak yaşamaya çalışan çiftçilerin yaşantısına dönüyor. Kapitalizme eleştirel bakan Kod Adı: Hummingbird, geleneksel değerlere bağlı bir yaşamın kapitalizme bir alternatif olabilme ihtimalini sorguluyor ve böylece Zimbabwe’deki limon işçilerinin neden sistemde önemli bir değişken olmadığı sorusundaki politik potansiyeli apolitik bir yanıtla geçiştirmiş oluyor.

 

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.