Şu An Okunan
Ölmek İçin Zaman Yok: Bir Devrin Sonu

Ölmek İçin Zaman Yok: Bir Devrin Sonu

No Time To Die, Ölmek İçin Zaman Yok

Gösterimi pandemi nedeniyle ertelenen ve uzun süredir beklenen yirmi beşinci James Bond filmi Ölmek İçin Zaman Yok, sonunda seyirciyle buluştu. Aynı zamanda Daniel Craig’in seriye vedası olan film karakterin yolculuğunda yeni bir döneme işaret ediyor.

Ölmek İçin Zaman Yok (No Time to Die, 2021) yirmi beşinci “resmî” James Bond filmi ve 2006’daki Casino Royale’den beri bu rolü üstlenen Daniel Craig’in serideki son seferi. Craig’in devri kapandı ancak bunun yanı sıra, Craig döneminin başından beri konuşulduğu üzere, aslında genel olarak Bond’un ve Bond gibi “kahraman”ların da devrinin sonuna gelindi. Dünyanın merkezinde artık beyaz, cinsiyetçi, sömürgeci erkekler yok, ya da en azında olmaması gerektiği aşikâr. Filmde Bond ve Blofeld (Christoph Waltz) bile kendilerinden “yaşlı adamlar” olarak bahsediyor. Bond filmlerinin yapımcısı EON şirketi Casino Royale’den başlayarak bu sorunu ele aldı, özellikle de filmlerdeki kadın temsilleri serinin eski örneklerine göre çok farklılaştı ancak bu son filmle EON neredeyse paradigma değiştirmiş, üstelik bunu Bond meraklılarının kalbini kırmadan yapmayı da başarmış.

Ian Fleming’in meşhur karakterinin ilk kitabı ‘Casino Royale’ 1952’de yayımlandı, ilk uyarlama da neredeyse hemen, 1954’te Climax!: Casino Royale adıyla çekilen bir televizyon filmi oldu. Bildiğimiz anlamıyla Bond filmleri ise 1962’deki Sean Connery’li Dr. No’yla başladı. O dönemden bugüne dünyada ve sinemada çok değişiklik yaşandı, devri için heyecan verici Bond filmlerine onlarca aksiyon dolu rakip geldi. Ancak Bond cazibesini bir şekilde hep korudu, bu çekiciliğin bir kısmı da her yeni filmde serinin daha önceki örneklerine verilen selamlardı. “Bond, James Bond” repliğinin nasıl söyleneceği, bu sefer Q’nun ne gibi “zihni sinir” projeleri geliştirdiği, o çalkalanmış Martini’nin kiminle nerede içileceği gibi konuları merak etmek için tüm Bond külliyatını yutmuş olmaya gerek yok.

No Time To Die, Ölmek İçin Zaman Yok

Ölmek İçin Zaman Yok “somurtuk Bond” olarak da anılan Craig’in canlandırdığı, artık emekli olmuş casusun şahsında bir yandan karakterin günümüzdeki geçerliliğini sorguluyor, öte yandan duygusal derinliği olan bir karakter yaratıyor ama Bond klişelerini de yok saymıyor. EON’un yöneticilerinden Barbara Broccoli’nin ‘Bondian’ olarak tanımladığı ‘Bond’a özgülük’, filmlerin yönetmenlerinden bağımsız olarak her filmde EON kontrolüyle bulunuyor. Doğa kanunlarını zorlayan takip sahneleri, dünyanın bir ucundaki adasından tüm insanlığı tehdit eden bir kötü adam, kol saatinin içine gizlenmiş silahlar, Martiniler, M, Q, Felix Leitner, burada da hepsi yerinde. Ancak Craig Bond’larını önceki dönemlerden ayıran en önemli özelik, artık “Bond kızı” kavramının rafa kaldırılmış olması. Güzel kadınlar hâlâ var (burada Ana de Armas’ın kısa ancak filmi neşeyle dolduran performansını not edelim) ancak filmdeki tek işlevleri Bond tarafından baştan çıkarılıp onun egosunu şişirmek değil, her biri kendi karakteri olan güçlü kadınlar. 

Bond Tarihine Göndermeler

Craig’in Bondluğu boyunca EON karaktere derinlik kazandırmaya çalıştı, bu nedenle Bond’un aşk hayatına da daha fazla yer verildi. Bu durum Ölmek İçin Zaman Yok için de geçerli. İlk Craig filmine varlığıyla, ikincisine yokluğuyla damgasını vuran Vesper Lynd (Eva Green) burada da anılıyor, unutulmuş değil. Daha önce Spectre’da (2015) karşımıza çıkan Madeleine Swann (Léa Seydoux), neredeyse Bond kadar önemli bir rol üstlenmiş filmde. Ancak filmin başlarında duyduğumuz Louis Armstrong’un ‘We Have All the Time in the World’ü, Bondseverlerde bu iki âşığın geleceği konusunda alarm zilleri çaldırıyor. Zira şarkı, pek değeri bilinmemiş Kraliçenin Hizmetinde (On Her Majesty’s Secret Service, 1969) filminden geliyor. Bond’u tek seferliğine George Lazenby’nin canlandırdığı bu filmde, Bond’un âşık olup evlendiği Tracy (Diana Rigg) Blofeld tarafından katledilir.

No Time To Die, Ölmek İçin Zaman Yok

Ölmek İçin Zaman Yok’un selam çaktığı bir başka klasik, ilk Bond filmi Dr. No. Emekliliğinde Jamaika’ya yerleştiğini gördüğümüz Bond, bir nevi Fleming’in yolundan gidiyor: Yazar, romanlarının çoğunu bu adadaki GoldenEye adlı evinde yazmış. Bu emeklilik hayatında Bond’un zamanı yok değil aslında, belki filmin Türkçe adı biraz farklı bir çeviriyle ‘Ölmenin Vakti Değil’ olmalıydı.

Craig’in döneminin sonu, EON’a seriyi ciddi bir şekilde yenileme fırsatı veriyor; bunda serinin ilk Amerikalı yönetmeni Cary Fukunaga ve senaryo ekibinde yer alan Phoebe Waller-Bridge ne kadar etkili oldu bilinmez. Filmin ana temalarından birinin, bazı şeylerin devrinin geçtiğini kabullenmek olması bile, şimdiye kadar belli bir dünya yapısını korumaya kendini adamış ajanımızın artık bu yeni dünyaya uyumunun göstergesi. Tüm bu değişimler ve referanslar bir yana Ölmek İçin Zaman Yok, atmosferi son derece iyi yaratılmış, anlatısı sarkmayan, heyecanını 163 dakikalık süresi boyunca sürdüren bir film ve Daniel Craig’e gayet yerinde bir veda olmuş. Ama jeneriğin (ve her Bond jeneriğinin) sonunda dediği gibi: “James Bond will return”.


Ölmek İçin Zaman Yok’un sinemalardaki gösterimi sürüyor.


Yeni James Bond filmi vesilesiyle casus filmleri külliyatını masaya yatırdığımız Ekim sayımız yayında. Abone olmak için: altyazi.net/dergi

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.