Şu An Okunan
Toprağın Tuzu: Güzel Görüntüler, Steril Film

Toprağın Tuzu: Güzel Görüntüler, Steril Film

Wim Wenders ve Juliano Ribeiro Salgado’nun yönettiği 2014 yapımı belgesel Toprağın Tuzu (The Salt of the Earth), Sebastião Salgado’nun dünyadaki büyük insan hareketliliklerini belgelediği projesine eşlik ediyor. Fotoğraf sanatı dergisi Geniş Açı’nın kurucularından Refik Akyüz, belgeselin sorunlu yanlarını yazdı. 

Refik Akyüz


Bu yazı, Altyazı’nın Haziran 2015 tarihli 151. sayısında yayımlanmıştır.


Sebastião Salgado bizim kuşağın fotoğrafla haşır neşir olduğu üniversite yıllarında adı çok duyulan ama bugünkü iletişim olanaklarından yoksun olduğumuzdan işlerinin ancak bir kısmı bilinen bir fotoğrafçıydı. 90’ların başında kitaplarına erişmek bile biz öğrenciler için kolay olmayabiliyordu. Daha sonraları Salgado’nun fotoğrafları daha erişilebilir hâle geldiği zaman, onun günümüze dair kayıtlar tutan bir belgesel fotoğrafçı olarak tanımlanması daha doğru gelmeye başladı. Bir süre sonra 2000’lerin başında –kendisi de sosyal belgesel tarzda işler üreten– Ken Light’ın hazırladığı ve ilk olarak Fotoğraf Vakfı girişimiyle daha sonra da Espas Sanat tarafından yayımlanan ‘Çağımızın Tanıkları: Belgesel Fotoğrafçılar Anlatıyor’un1 Salgado’ya dair bölümü fotoğrafçının dünya görüşünü anlamaya katkıda bulunuyordu.

Salgado adı, ele aldığı konular itibarıyla hep bir tartışma konusu oldu. Bir yandan dünyadaki sorunlu bölgelerdeki insanlarla ilgili çalıştığı için açlığa, savaşa, zorunlu göçe, ilkel şartlarda çalışmaya maruz kalmış insanların dünyanın gündemine gelmesine katkısı olduğu söylendi, diğer yandan fotoğraflarının teknik ve görsel mükemmeliyeti nedeniyle sefaleti estetize ettiği ithamlarıyla karşı karşıya kaldı. Hatta Susan Sontag’ın ‘Başkalarının Acısına Bakmak’2 kitabında bu durumun tartışıldığı bir kısım da yer alıyordu.

Toprağın Tuzu daha çok Berlin Üzerindeki Gökyüzü (Der Himmel Über Berlin, 1987) ve Paris, Teksas (Paris, Texas, 1984) gibi uzun metrajlı filmlerinden tanıdığımız ancak son zamanlarda belgesel filmler de üreten Alman yönetmen Wim Wenders ile Salgado’nun belgeselci oğlu Juliano Riberio Salgado’nun imzasını taşıyor. Filmin gerçekleşmesinin hikâyesi, Wenders’in bundan yirmi küsur yıl önce Salgado’nun bazı fotoğraflarını satın alarak fotoğrafçının işlerinin arkasındaki derinliği hissetmesine ve onu merak etmesine kadar uzanmakta. Wenders, Salgado üzerine bir belgesel yapmak istediğinde, oğlu Juliano Riberio Salgado da devreye giriyor ve film iki yönetmenin ortak yapımı olarak hayat buluyor. Süreçte Juliano’nun çok önceleri büyükbabasını aile çiftliğinde kaydettiği görüntüler ve Salgado’nun son büyük işi ‘Genesis’ sırasında çalışırken gerçekleştirdiği çekimler de belgeselin içine dahil oluyor.

Film Salgado’nun hayat hikâyesiyle başlıyor. Büyük bir çiftliğin sahibi olan babasıyla aynı ismi taşıyan Sebastião Salgado, bolluk içinde bir çocukluk geçirdikten ve ardından üniversitede ekonomi eğitimi aldıktan sonra Brezilya’daki politik ortam nedeniyle ülke dışına çıkmak zorunda kalarak Paris’e yerleşiyor ve Dünya Bankası’nda çalışmaya başlıyor. Eşi Lelia’nın mimarlık eğitimi sırasında çalışmalarına yardım etmesi için aldığı fotoğraf makinesi Sebastião Salgado’nun hayatını değiştiriyor. Salgado’nun ekonomist olarak Afrika’ya yaptığı seyahatlerde karşısına çıkan insanların hikâyelerinden etkilenerek –eşinden ödünç aldığı fotoğraf makinesiyle– bu insanların fotoğraflarını çekmeye başlaması ve bir hobi olarak başlayan bu eylemin kariyerinin gelişimini etkileyerek bir süre sonra tam zamanlı fotoğrafçı olmasına yol açması, hayatında bir dönüm noktası olarak anlatılıyor. Daha sonra doğrusal bir şekilde kariyerinin nasıl şekillendiği ve nelerden etkilendiği Salgado’nun kendi dilinden aktarılırken, ürettiği fotoğraflar da filmdeki görüntülerin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Salgado’nun babasını çiftliğinde gösteren arşiv görüntüleri ve Salgado’yu ‘Genesis’ projesi sırasında çekim yaparken gösteren renkli görüntüler haricinde, filmin büyük bir bölümü fotoğraflarıyla uyumlu bir şekilde siyah beyaz olarak kurgulanmış.

SALGADO TANITIMI
Burada, biri Salgado’nun kariyeri ve diğeri filmin anlatım dili üzerine iki ayrı tartışma açılabilir. Ama film fotoğrafçı Salgado’yu objektif olarak aktarmaktansa Salgado’nun kariyerini doğrusal bir zamanda anlattığı için bu tartışmaları birbirinden ayırmak da zorlaşıyor. Film objektif bir değerlendirmeyi hiç amaçlamadığı için Salgado hakkında yapılmış bir tanıtım filmine de dönüşüyor hafiften. Bunu yaparken Wenders’in bir dış ses olarak ve zaman zaman Salgado’yla beraber görüntüler eşliğinde filme dahil olması, her ne kadar Juliano Salgado ile ortak yönetmen olsa da Wenders’in daha baskın bir rol edindiğini hissettiriyor. Aslında Toprağın Tuzu’nu bir tanıtım filmine dönüştürme işi o kadar başarıyla yapılıyor ki bütün bunlardan bihaber izleyicinin çok beğeneceği, fotoğraflardaki estetik mükemmellik nedeniyle çok etkileneceği görüntüler içeren bir film çıkıyor karşımıza. Ancak takındığı tavır nedeniyle Wenders, âdeta karşısındaki fotoğrafçıyı zora sokmayacak sorular soran bir gazeteciyi andırıyor ve ‘güzel’ görüntüler eşliğinde steril bir film ortaya çıkıyor.

Burada niyetim Salgado’yu yaptıkları nedeniyle sorgulamak değil. Ama hakkında yapılmış bir belgeselin suya sabuna çok dokunmayan bir sözlü tarih kaydının ötesine geçmesini isteyecek kadar önemsiyorum kendisini. Salgado’nun 90’larda Ruanda’da karşılaştığı dramın onu nasıl bir süre fotoğraftan uzaklaştırdığını anlattığı bölüm, fotoğrafçının bu zor hayatlardan nasıl etkilendiğini gösteren tek bölüm gibi. Bunun haricinde bir sorgulamaya film boyunca rastlamak çok mümkün değil. Halbuki kendisi hakkındaki tartışmalar gündeme gelse ve Salgado bunlarla ilgili düşüncelerini açıklasa, bu sterillikten uzaklaşılmış olurdu.

Toprağın Tuzu Salgado’nun 90’ların sonunda çiftliğine dönmesini, babasının çocuklarını okutmak için ormansızlaştırdığı ve bu yüzden çoraklaşan toprağa can vermek için eşi Lelia ile birlikte giriştiği yeni mücadeleyi anlatarak bitiyor. Bir buçuk sene önce Salgado’nun son işi olan ‘Genesis’in sergisini Paris’teki Avrupa Fotoğraf Evi’nde (Maison Européenne de la Photographie) uzun kuyrukların olmadığı bir günü kollayarak gezdiğim zaman, dünyadaki yaşamın kayıtlarını görmek etkileyiciydi. Sergide –kişisel ilgim nedeniyle– daha da etkileyici olan, Salgado’nun kendi çiftliğini yeniden bir orman hâline getirmesinin yanı sıra ormansızlaştırılan daha büyük alanları eski hâline döndürmek için kurdukları Instituto Terra’yı ve çalışmalarını anlattığı bölümdü.

Serginin bu bölümüne dair hatıram, Toprağın Tuzu’nun genel olarak Lelia Salgado’nun bu önemli fotoğrafçının hayatındaki rolüne çok az vurgu yaptığını da anlamamı sağladı. Filmin kurgusunda Sebastião Salgado’nun başrolde olması anlaşılır bir şey ama Lelia Salgado’nun bu kariyerde destekleyici bir eş olma rolünden fazlasına sahip olduğu çok az vurgulanıyor. Oysa ki Lelia Salgado, eşi Sebastião Salgado’nun Magnum yıllarından (ki 80’li yıllarda Lelia Salgado Magnum Photos’un Paris’teki galerisinin yöneticiliğini de yapmıştı) daha sonra birlikte kurdukları Amazonas Images’a kadar onu desteklemekle kalmamış, editörlüğünü ve küratörlüğünü üstlenerek bir nevi ortağı da olmuş. Bu özelliğiyle büyük resme baktığımızda fotoğrafları Sebastião Salgado çekiyor olsa da eşi projelerin nasıl kavramsallaştırılacağı, nasıl gerçekleştirileceği ve sonrasında nasıl sunulacağı konusunda her zaman aktif olarak çalışmış. Bu durumu gerektiğinden az yansıtmanın da bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.

Bütün bunları toparlayınca Toprağın Tuzu’nu, etkileyici görselliğinin yanında yüzeyin altında kalan bazı eksikliklere sahip bir belgesel olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Filmi, seyredilmesi gereken ama Salgado’yu daha zengin bir şekilde yansıtma fırsatını kaçırmış bir belgesel olarak değerlendirmeli. 

NOTLAR
1 Ken Light, haz., Çağımızın Tanıkları: Belgesel Fotoğrafçılar Anlatıyor, çev. Hüseyin Yılmaz (İstanbul: Espas Kuram Sanat Yayınları, 2012).
2 Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak, çev. Osman Akınhay (İstanbul: Agora Kitaplığı, 2004).


Toprağın Tuzu, 19 Temmuz 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.