Şu An Okunan
Karlovy Vary Günlükleri 2025 #2: Rebuilding, Avant/Après, The Other Side of Summer, Kingdom Come: Deliverance II Cinematic Cut
Advertisement

Karlovy Vary Günlükleri 2025 #2: Rebuilding, Avant/Après, The Other Side of Summer, Kingdom Come: Deliverance II Cinematic Cut

59. Karlovy Vary Film Festivali tüm hızıyla sürerken, merakla beklenen pek çok film seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde ilk gösterimlerini yapan Rebuilding, Avant/Après, The Other Side of Summer ve Kingdom Come: Deliverance II Cinematic Cut üzerine kısa kısa…

Hasan Nadir Derin

Açılışını yılın ilk ayında Sundance’te yapan Rebuilding, Avrupa prömiyerini ise Karlovy Vary’de yaptı. Yönetmen Max Walker-Silverman ve görüntü yönetmeni Alfonso Herrera Salcedo’nun katılımıyla gerçekleşen prömiyer, seyirciden de epey ilgi gördü. Crystal Globe yarışmasına dahil olan film, bir yangın sonrasında evini kaybeden bir adamın, memleketine geri dönüp hayata yeniden başlamasını ve uzun süredir görmediği kızıyla bağ kurma çabasını anlatıyor. Yönetmen, kendi doğduğu ve yaşadığı mekânlarda çekmiş filmini. Daha filmin en başından itibaren minimalist bir yaklaşım sergilediğini söyleyebiliriz. Her şeyi tetikleyen yangını, perdede birkaç kıvılcımla sembolize ediyor mesela. Daha ilk anda, karşımızdaki filmin, büyük ve görkemli anlar peşinde bir film olmadığını anlıyoruz. Gerçekten de film, bize günlük yaşamın içindeki kimi zaman eğlenceli, kimi zaman melankolik anlardan başka bir şey vadetmiyor. Ama bunu o kadar doğal yapıyor ki neredeyse bir belgesel izlediğinizi zannedebilirsiniz.

Filmin başrolünde yer alan ve star olma yolundaki basamakları birer ikişer tırmanan Josh O’Connor, bir kez daha ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu gösteriyor. O’Connor, rolünü özümsemiş ve filmin merkezindeki karakter olmasına rağmen diğer oyunculardan hiç rol çalmamış. Oyuncunun gerektiği zaman ne kadar dipten ve derinden oynayabildiğini de görüyoruz. Karakterinin sessiz ve çekingen, hattâ başına gelenlerden sonra tedirginleşen ruh halini de gayet iyi yansıtmış. Karakterin ailesi dışındaki karakterlerimiz, bir karavan parkında yaşayan ve hayatın kıyısında kalmış bir insanlar topluluğu. Filme belgesele yakın tarzını kazandıran en önemli unsurlardan biri de bu topluluk, çünkü son derece doğal bir oyunculuk sergilemişler. Bir kısmının ilk kez kamera karşısına geçtiğini görüyoruz. Belki de gerçekten bölgede yaşayan insanlar da var içlerinde.

Yönetmen Max Walker-Silverman, filmini tanıtırken açılış cümlesinde umutlu bir film yapmak istediğini söylemişti. Kimi zaman “çamurun içinde yeşeren bir çiçek” gibi klişe bir yöntemle tasvir edilse de, film finale doğru ilerledikçe umut hiç eksik olmuyor. Bazen bu umut çok gerçekçi gelmeyebilir ama yönetmenin de dediği gibi, “belki dünyamız böyle bir dünya değil, ama olmasını hayal ettiğimiz dünya böyle”. Bir yandan da Rebuilding, Amerikan sinemasının kimi zaman görmeye alışık olduğumuz yerel filmlerinden biri. Belki de Hollywood sistemi olmasaydı, Amerikan sineması olarak tarif ettiğimiz şey, kendi gerçekliklerini ve sorunlarını yansıttıkları bu tarz filmler olacaktı.

Avant/Après

Saç ektirme operasyonları için Türkiye’nin tüm dünyadaki en önemli merkezlerden biri haline geldiğini biliyoruz. Proxima yarışmasında yer alan Avant/Après, saç ekimi için İstanbul’u ziyaret eden Belçikalı arkadaşlar Jérémy ile Baptiste’in öyküsünü anlatıyor. Yönetmen Manoel Dupont’un yarı belgeselci bir anlatım tercih ettiği söylenebilir. Filmde kendilerini ya da kendilerinin birer versiyonlarını canlandıran Jérémy ve Baptiste, İstanbul’daki saç ektirme kliniklerini dolaşıp gerçekten de saç ektiriyorlar. Bu kısımda kliniklerdeki doktorlardan prosedürün detaylarını uzun uzun  dinliyoruz. Ancak belli ki Dupont sadece bunun belgeseli yapmak istememiş. İkilinin İstanbul’a gelmeden önceki ve oteldeki diyaloglar, kendine güvensiz, orta yaş krizinde iki erkek portresi çiziyor. İkilinin arasında giderek yükselen bir cinsel çekim de var. Bu ilişkinin saç ektirme işlemi sonrasındaki değişimi de bizi filmin adına götürüyor.

Filmin İstanbul’da çekilmiş olmasının bizim için farklı bir etkisi de var. İstanbul’u ilk kez gören bir yabancının gözünden izlediğimiz Taksim ve boğaz manzaralarında oryantalist bir hava var. Ama filmin bizim için asıl etkisi, tam da 2023 seçimlerinin ikinci turuna girerken çekilmiş olması. Kahramanlarımız, adeta ilginç bir etkinliğe gider gibi Erdoğan’ın mitingine gidiyor ve burada videolar çekiyorlar. Süreç boyunca radyo ve televizyonlardan seçimle ilgili haberler dönüyor. Seçim gecesinde ise ikiliyi sonuçlar yüzünden hayal kırıklığına uğramış arkadaşlarıyla rakı içerken izliyoruz. Arka plandaki televizyonda ise bugün dönüp bakınca anlamsız gelen birtakım analizler duyuyoruz. Tüm film boyunca duyulan dış seslerin hemen hiçbirinin altyazısı yok. Belki ana hikâyeye de bir katkıları bile yok ama o dönemi yaşamış bizleri bir anda o günlere götürüyorlar. Hikâyede bazı kopukluklar olduğunu da söylemek gerek. Örneğin, seçim gecesi rakı içilen kişilerin kim oldukları belli değil. Belgesele yaklaşan anlar dışında, oyunculuğun da çok tatmin edici olduğu söylenemez. Proxima bölümündeki filmler, genellikle seyircinin çabasını isteyen filmlerdi. Bu filmin onların yanında daha seyirci dostu olduğunu da eklemek gerek.

The Other Side of Summer

Proxima’daki çaba isteyen filmlerden biri, The Other Side of Summer. Filmde iki kız kardeş ve bir arkadaşlarının tabiatın içinde geçirdikleri bir yaz tatiline tanıklık ediyoruz. Başlarında bir ebeveyn yok ama ablanın yaşı biraz daha büyük olduğu için sorumluğu o üstlenmiş. Küçük kızlar da tam ergenlik çağındalar ve aslında tam da adanın öte tarafındaki daha eğlenceli yere geçmek istiyorlar. Çevrelerinde ara sıra onlarla aynı yerde yüzen yakışıklı bir genç de var. İşin bu kısmı klasik bir büyüme hikâyesi aslında. Ama Vojtĕch Strakatý, filme gerçeküstü bir boyut katıyor. Ormanın ortasında yer alan gizli bir gölde tam olarak anlamlandıramadığımız şeyler oluyor. Tehlikeli gözüken bu göl, kızların içine girdiğinde kayboldukları, belki de başlarına kötü bir şeyin geldiği ya da o partilerin olduğu yere gittikleri bilinmez bir yer. Bu gölün büyümenin bir metaforu olduğunu söylemek çok mümkün. Gelecekle ilgili belirsizlik, korku, heyecan ve umut bu gölün fokurdayan sularında maddeleşiyor. Ancak yönetmen bu metafor üzerinde çok fazla duruyor ve film aynı alanda döndükçe kendini tekrarlamaya başlıyor. Genç oyuncuların çabasını ve doğayı aynı anda hem büyüleyici, hem tekinsiz bir mekân olarak çizen görüntü yönetimini övmeliyiz ama filmin tam bir başarı olduğunu söylemek zor.

Kingdom Come: Deliverance II Cinematic Cut

Teknoloji ve sinemanın ilişkisi son yıllarda farklı boyutlar almaya başladı. Şu anda en popüler konu yapay zekâ olsa da, belki de keşfedilmesinde biraz geç kalınmış bir konu daha var: Video oyunlarının içinden film çıkarmak. Video oyunu uyarlamaları, uzun süredir hayatımızda ama o oyunların içine girip, buradan film çıkarma meselesi son dönemde farklı örneklerle karşımıza çıkmaya başladı. ‘Kingdom Come: Deliverance II’, tüm dünyada popüler bir oyun. Bu oyunun yapım şirketi Warhorse Studios ise Çekya kökenli bir şirket. Şirket, oyunun Kingdom Come: Deliverance II Cinematic Cut adlı film versiyonuna da imza attı ve prömiyerini Karlovy Vary’de yaptı. 1400’lü yılların başında geçen film, temel hatlarıyla çok iyi işlenmiş, epik bir tarihi film. Kahramanlıklar, dostluklar, fedakârlıklar, görkemli savaş sahneleri… Filmin senaryo açısından kayda değer bir yenilik sunduğunu söylemek zor. Öte yandan önemli olan teknik açıdan durduğu yer zaten. Çoğunlukla oyundaki sinematik sahnelerin arka arkaya eklenip, araya da oyun içinden FPS moduna girdiğimiz (karakterin gözünden bakarak savaştığımız) bölümlerin eklendiği bir yapısı var. Bu noktada oyunu oynamış olanların değerlendirmesi, filmin oyuna göre artıları ve eksilerini irdelemesi, film için oyuna eklemelerin yapılıp yapılmadığını değerlendirmesi daha doğru olacaktır. Kendi başına bir film olarak değerlendirmek gerekirse, benzerlerini çok gördüğümüz tarihi bir epik denebilir. Ama belki de ileride örneklerini daha çok göreceğimiz bir türün ilk örneklerinden biridir.


Karlovy Vary Günlükleri’nin tamamına ulaşmak için tıklayın.

© 2013-2022 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.