Şu An Okunan
Usta Yönetmenlerin Kısa Filmleri – IX

Usta Yönetmenlerin Kısa Filmleri – IX

Wasp (2003) – Andrea Arnold

Süre: 26 dk.

Dört çocuğunu tek başına, yürek burkan bir yoksulluk içinde büyütmeye çalışan genç anne Zoe bir gece, yıllardan sonra ilk kez, eskiden hoşlandığı Dave’le kaçamak yapacaktır. Ama çocuklarını bırakacak kimsesi yoktur. Yine de gitmeye karar verir; o Dave’le barda takılırken, çocuklar aç biilaç, uykusuz, kapının önünde oyalanırlar. Ta ki –filme adını veren– bir eşekarısı Zoe’nin küçük bebeğinin dudağının kenarına konana kadar…

Bazı yönetmenlerin kısa filmleri, daha sonra ustalık dönemlerinde yapacakları bir filmin maketi gibidir. Andrea Arnold’ın ona Oscar kazandıran üçüncü kısa filmi Wasp ile son uzun metrajı American Honey (2016) bunun mükemmel bir örneği. İki filmin başrolünde de büyük bir fakirlik içinde hayatta kalmaya çalışan birer genç kadının olması, söz konusu benzerliğin yalnızca tematik bir tekrardan kaynaklandığını düşündürmesin. Bunu açıklamak için aslen Arnold sinemasının kalbinde yatan iki temel yaklaşımdan söz etmek gerek. Birincisi anlatıda olaylar melodramatik bir noktaya giderken bile, filmin dünyasının tesis edebildiği bir tür izlenimci sükûnet ve işlerin bir şekilde yoluna gireceği hissi. Örneğin Wasp’ta bebeğin ağzına giren ama dilini sokmayan bir eşekarısı, American Honey’de kızın burnunun dibine gelip de onu yemeyen bir ayı. Yönetmen, dünyanın acımasızlığını tüm sertliğiyle göstermeye odaklansa da tüm filmlerinin merkezinde yer alan kadın karakterlerini trajik bir çıkmaza sokmaktan kaçınıyor.

İkincisi ise, yönetmenin yaklaştığı her mekân ve topluluğun en derinine nüfuz edebilme becerisi. Arnold,
26 dakikalık bir filmde dönemin ve ülkenin gerçekçi bir profilini çıkarıp, iki yaşında bir kız çocuğunu bile bir karaktere dönüştürebilecek güçte bir dünya kurabiliyor. Doğanın detaylarına odaklanan pastel renkli makro çekimleriyle tezatmış gibi görünen sosyal gerçekçi dilin serbest kamerası birleşip filmi eşekarılarının, kelebeklerin, aç bebeklerin ve çok zorlanan genç kadınların dünyası hâline getiriyor. Wasp’ın finalindeki görece mutlu son, karakterlerin hayatının değişeceğine dair bir yanlış yönlendirme değil, hayatın kendisinin beklenmeyen imkânlarına dair küçük bir umut hissi bırakıyor geriye. Karnınızı doyurmak ve ısınabilmek kadar basit bir şey, kızların birlikteliğiyle birleşerek büyüyen bir kuvvete dönüşüyor. Yönetmen, ucunu açık bırakıyor; hayata nasıl bakıyorsanız, bu karakterlerin başına ne geleceğini de öyle hayal ediyorsunuz, diyor. Karakterleri yargılamaya başladıysanız zaten yapacak bir şey yok. Zoe’nin ne kadar korkunç bir anne olduğundan, çocuklarını bar köşelerinde aç susuz bıraktığından, onların önünde küfrederek kavga ettiğinden, bu nedenle çocukların onun elinden alınması gerektiğinden bahseden ahlaklı bakışı temsil eden bir kadın filmde de mevcut zaten. Zoe gerçekten çok kötü bir anne ama filmin işi bunu tespit edip, karakterin cezasını kesmek değil. Victoria Beckham ve onun ‘mükemmel’ ailesine özenen bu genç kadının, kızlarıyla ne kadar sevgi dolu bir ilişki kurabildiğini aktarırken, eşekarısı bile bir karakter. Onu filmin başlarında mutfak camından kaçıp kurtulmaya çalışırken görüyoruz. Belki de sorun Zoe’de ya da eşekarısında değil de, Beckham’larda…

<<<

>>>

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.