Şu An Okunan
Věra Chytilová Anısına

Věra Chytilová Anısına

Fatma Cihan Akkartal

Çek Yeni Dalgası’nın unutulmaz isimlerinden Věra Chytilová, 12 Mart’ta 85 yaşında hayata veda etti. Chytilová’nın yaşamı ve film kariyeri, bize sansürün meşru olduğu bir siyasal iklimde prensiplerinden ve sanat anlayışından taviz vermeden yaşamanın nasıl mümkün olabileceğini hatırlatıyor.

Chytilová oyuna geç katılmış olmasına rağmen kısa zamanda Çek Yeni Dalgası’nın köşe taşlarından biri haline geldi. 1960’larda Çekoslovakya’ya hakim olan görece özgür atmosfer, Fransız Yeni Dalgası, cinema verité ve İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nden beslenen bir sinema akımının doğup gelişmesine olanak veriyor gibi görünüyordu. Chytilová 1962’de FAMU’dan mezun olurken tamamladığı, bir mankenin gündelik yaşamına odaklanan Strop ile feminist hassasiyetlerinin ipucunu verdi. Bir kadın atletle canı sıkılan bir ev kadınının paralel öykülerini anlatan ilk uzun metrajı O Necem Jinem (Something Different, 1963), güçlü bir feminist film olarak değerlendirildi. Chytilová’nın kendine has bir ses arayışı, ona uluslararası alanda ün kazandıran Papatyalar (Sedmikrásky, 1966) ile devam etti. O Necem Jinem’de kurmaca ve belgesel tekniklerini uzlaştıran Chytilová, Papatyalar’da Dadacı prensipleri hatırlatan görsel “şakalar”, hissedilir oranda nihilist alaycı bir dil ve sosyalist prensiplerle pek bağdaşmayan, Çek parlamentosunda “halk kitleleri için anlaşılmaz” bulunan bir deneyi gerçekleştirmiş oldu. Sovyet işgalinin ardından film yasaklandı. Miloš Forman ve Jan Němec gibi yönetmenlerin yurtdışında yaşayıp çalıştığı bu ‘kendi isteğiyle sürgüne gitme’ döneminde Chytilová, senaryolarının rafa kaldırılması, bürokratik labirentlerde kaybedilen gösterim izinleri, filmlerinin sümenaltı edilmesi, festivallerden gelen davetiyelerin yok edilmesi gibi engellerle mücadele etmeye devam etti. Filmleri yurtdışındaki festivallerde başarı kazanırken kendi ülkesinde gösterilemiyordu.

Papatyalar, ideolojinin hakikati gizlemek için yararlandığı en kullanışlı enstrümanlardan biri olan sinemanın ilüzyonlara karşı durduğu, yadırgatıcı ve altüst edici bir silaha dönüştüğü bir örnek. Chytilová’nın filmleri karşısında önce Çek otoritelerinin, sonra SSCB yetkililerinin muhafaza etmek istedikleri düzeni tehdit altında görmelerinin sebebi de burada bulunabilir. Oysa yetkililer Chytilová’yı, Çekoslovakya Komünist Partisi’nin güncel kültür politikalarını anlamamakla suçluyorlardı. Filmlerini değerlendiren komisyonun bir kadın üyesi, yönetmenlik dışında bir iş bulmasını salık veriyordu; komisyonun argümanlarına yanıt vermek istediğinde, susup yalnızca söylenenleri dinlemesi buyruluyordu. Nitekim 1969-1975 yılları arasında hiç film yapamadı. Sovyet işgaliyle görevden alınan Komünist Parti genel sekreteri Dubček’in koltuğuna oturan Gustáv Husák’a hitaben yazdığı mektupta “ne yapmalıyım?” diye sormuştu Chytilová, “niçin bunca yıldır hiç film yapamadığımı nasıl açıklamalıyım?”

1975 yılında yazılan bu mektup ve uluslararası sinema çevrelerinin Çekoslovakya hükümetine baskılarıyla Chytilová’nın film yapmasına tekrar izin verildi, fakat stüdyo yetkilileri tacizlerine ve sansür teşebbüslerine devam edeceklerdi. Çek Yeni Dalgası, Prag Baharı’yla aynı kaderi paylaşarak kapanan bir devrin alamet-i farikası olarak kaldıysa, Chytilová’nın ilk dönem deneyciliği de 70’ler ve 80’lerin zorlu atmosferinde aşınıp geride kaldı. 90’lı yıllarda pazar ekonomisinin gelişiyle birlikte değişen üretim ortamında da filmleriyle hayatta kalmayı bilmiş, değişen dünyaya ayak uydurabilmiş ve yaptığı hiçbir işte mizahın ve alaycılığın dönüştürücü gücünden yararlanmayı ihmal etmemişti Chytilová. Böylelikle ülkesinin ve dünyanın köklü politik ve ekonomik değişimlerine rağmen elli yıllık uzun ve verimli bir kariyeri sanatından ödün vermeden geride bıraktı.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.