Şu An Okunan
Cadı Üçlemesi: 13+

Cadı Üçlemesi: 13+

Ceylan Özgün Özçelik’in Cadı Üçlemesi’nin ilk filmi 13+, kalıntılar, çatlaklar ve örümcek ağlarıyla dolu korkutucu duvarlarla çevrili, karanlık bir odada geçiyor. Küçük kızın kâbusu olarak başlayan film, bir süre sonra karşısındakilerin kâbusuna dönüşüyor.

Bir kadının geçmişten gelen kâbuslarına odaklanan politik-gerilim türündeki ilk uzun metrajı Kaygı’yla (2017) dikkat çeken Ceylan Özgün Özçelik’in bir kısa, bir orta ve bir uzun metraj filmden oluşan Cadı Üçlemesi’nin ilk halkası 13+, online olarak izleyiciyle buluşuyor. Prömiyerini geçen Ekim ayında Sitges Fantastik Film Festivali’nde yapan korku-dram türündeki kısa film, İstanbul’da da Filmekimi kapsamında gösterilmişti. Özçelik ve ekibinin “dünyanın dört bir yanında dans eden tüm cadılara” adadığı film, bizi on dört yaşında bir kız çocuğunun kâbuslarına ortak ediyor. Film, Corona virüsü nedeniyle gösterimlerinin bir kısmını online olarak gerçekleştiren 58. Ann Arbor Film Festivali kapsamında 28 Mart Cumartesi gecesi, Türkiye saatiyle 01:00’de online olarak seyirciyle buluşacak. Hemen öncesinde, saat 23:00’te ise Özçelik’in 5 dakikalık deneysel belgeseli Ankebût izlenebilecek.

Tek plan ve diyalogsuz olarak çekilmiş olan 13+ yazılar, kalıntılar, çatlaklar ve örümcek ağlarıyla dolu korkutucu duvarlarla çevrili, karanlık bir odada geçiyor. Bir hastane yatağını andıran eski bir karyolada oturan küçük kız, karşısında dikilen, aralarında doktorunun da bulunduğu bir grup erkeğe korku dolu gözlerle bakıyor. Kameranın her kendi etrafında dönüşünde biz de odanın içinde bir tur atıyor ve mekânın âdeta “boyut değiştirdiğine”, hattâ duvarların üzerindeki izlerin ve işaretlerin de değiştiğine tanık oluyoruz. Bu esnada bakış açımız hem kelimenin gerçek anlamıyla, hem de metaforik olarak sürekli değişiyor: Küçük kızın kâbusu olarak başlayan film, bir süre sonra karşısındakilerin kâbusuna dönüşüyor.

Özçelik, Şeytan (The Exorcist, 1973) ve Şeytan Çarpması (The Exorcism of Emily Rose, 2005) gibi “şeytan çıkarma” filmlerinden alışık olduğumuz “yatağa bağlı, korkutan ve tehdit eden” küçük kız imgesini tersine çeviriyor ve bu patlama hâlini küçük kızın asıl gücüne dönüştürüyor. Muhtemelen tarih boyunca “o odada” yaşamış milyonlarca kadının yaşadığı şiddetin izleri ve anılarıyla dolu duvarlar, arkadan gelen çığlık ve fısıltılar eşliğinde üstümüze üstümüze geliyor. Korku sinemasının sağladığı bu araçlar, hafızanın ve travmanın açığa çıkışında duyusal bir kanal oluyor âdeta. Bastırılmış şiddetin anısı daha fazla kilitli kalamayıp “fışkırdığı” anda, küçük kız da gücünü bulmuş oluyor. İsmini bir başka norm-dışı, dolayısıyla tehditkâr kadın imgesinden alan örümcek ‘karadul’ ise, küçük kızın eşlikçisi oluyor bu yolda. 13+, korku türünün mekânla ve hafızayla ilişkisini tek plan üzerinden daha da görünür kılan ve bunu politik bir araca dönüştüren bir kısa film.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.