Şu An Okunan
Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikâyesi

Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikâyesi

İntiharla açılan bir filmin umutla kapanması mümkün mü? Etgar Keret’in öyküsünden Goran Dukic’in uyarladığı Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikâyesi, bu soruya olumlu yanıt veren sıradışı bir yol filmi.

Bilge Işık

Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikâyesi (Wristcutters: A Love Story, 2006) Etgar Keret’in ‘Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü’ kitabından bir öykü uyarlaması. Keret’i bilenler, takıntılı ve tuhaf karakterlerle örülü bu dünyayı yadırgamayacaklardır.

Çok sevdiği kadından ayrılan Zia’nın odasında açılan film, gündelik bir çekidüzen verme yanılsamasıyla “merhaba” der seyirciye. Kamera, Zia’nın dağınık odasını toplarken girdiği koşuşturmayı desteklercesine, sabit planda onu izler. Tüm telaş bitince banyoya doğru meraklı gözlerle ilerlerken büyük bir sürprizle karşılaşırız: İntihar. Peki, intiharla açılan bir filmin umutla kapanması mümkün müdür?

Zia, öldükten sonra sadece intihar edenlerin yaşadığı, bir çeşit arafta uyanır. Eski bir gettoya benzeyen bu dünyada yaşam kıpırtısızdır. Yıkık dökük evler, talana uğramış görünen marketler, solgun ve ölü renklerden oluşan mekânlar, bedenlerinde intiharın izlerini taşımaya mahkûm insanlardan müteşekkil bir kolonidir âdeta. İntiharını görkemli bir gösteri gibi tasarlayan Eugene’le tanışmaları, bu durağan yaşamda gerçekleşebilecek mucizelerin ilk işaret fişeğidir. Zia’nın tam karşıtı olan Eugene, bir bakıma tüm film boyunca onun alter-egosu olarak izlenir. Kimsenin gülemediği, hattâ gökyüzünde yıldızların bile olmadığı bu yerde iç sıkıntısı giderek artan Zia, sevgilisinin de kendinden sonra intihar ettiğini öğrenir. Ardından Eugene’i de ikna edip farları çalışmayan bir arabayla yollara düşer. Bu noktadan sonra hem bir kara komedi hem de bir yol hikâyesi izlemeye başlarız. Yol filmlerinin klişe akışına göz kırpan ilk an, yola çıkılmaması gerektiğini ima eden aksaklıkların yanında, Mikal’le karşılaşmaları olur. “Bu işte bir yanlışlık var, burada olmamam lazım” diyen Mikal, dünyaya geri dönebilmek amacıyla yetkili kişileri aramaktadır. İkinci mucize ise bizzat Mikal eliyle, hiçbir biçimde tamir edilmeyen farların bir düğmeye basılarak çalıştırılmasıyla gerçekleşir. Dolu dizgin akan karşılaşmalar ve mucizeler tüm hikâyeye hızlıca sızar. Kendini olayların akışına bırakan kahramanlarla, keyifli bir seyahate çıkılır.

Kamptaki ilginçlikler, imkânsızlıklar, sonsuz ihtimallere hınzırca göz kırpan arabadaki karadelik ve aşk… Filmin ironisini arttıran Kellner’ın (Tom Waits) “Sen ne kadar istersen o kadar gerçekleşmez. Şayet bir önemi yoksa gerçekleşir” sözleri, saçılan ve dağılan akışı rayına oturtur. Mikal ile Zia’nın hedefleri yakınlaştıkça değersizleşir, aynı tutkulu kudreti taşımaz olur. Eğer yola çıkılmışsa, kontrolden bahsetmek güçtür; yol bir deneyim olarak kendini dayatır. Zia için aşk imgesinin bozulması, nihai bir yüzleşme ânıyla gerçekleşmeyecektir. Küçücük olayların, incecik akışların kıyıya bıraktığı belli belirsiz değişimler, karşılaşma ânındaki bozulmanın altını çizer. ‘Bir Aşk Söyleminden Parçalar’ında Roland Barthes’ın dediği gibi, “bozma korkusu yitirme kaygısından da güçlüdür.” Aşkının bozulan imgesine tahammül edemeyen âşık için artık yeni bir kapı aralanmıştır: Yitirmenin gerçekliğiyle yüzleşmek ve buna hiç fark etmeden gelmiş olmak. Yol hikâyelerini özel kılan en önemli şeylerden biri de değişimin kendisine yönelik akışa yedirilmiş belirsizlik.

Tam da bu anda Bilek Kesenler, adında taşıdığı iddiaya uygun, gerçek bir aşk hikâyesine dönüşüyor. Belki de aşkın sabit olmayan ve tüm değişkenlere açık karakteri, bir yolu arşınlarken kendini keşfetmeyi de içinde barındırıyordur. Bu keşif en çok da seçme şansımızın olduğunu fark etmediğimiz şeyleri dile getiriyor. Büyük cümleler kurmayan film, hayattakine benzeyen bir belirsizliği başından sonuna kadar taşıyor. Acaba Zia gerçekten öldü mü, yoksa bu onun filmin sonundaki gülümsemeli karşılaşmaya varana değin gördüğü bir rüya mı?

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.