Şu An Okunan
Umut Tazeleyen Filmler: Louder Than Bombs

Umut Tazeleyen Filmler: Louder Than Bombs

“Edebî metinlerin yaptığı gibi bize usulca açtığı her pencereden içeri ferah hava giriyor bu filmde ya da birisi, aldığı ve epeydir içinde tuttuğu derin nefesi bırakıyor dışarı.”

Emine Emel Balcı

Bu yazı Altyazı’nın 183. sayısında yayımlanmıştır

Kan gürültü yapar.* “Bir ölümün ardından…” anlatıları bu yutucu gürültüde birbirini işitmeye çalışan marazlı aile fertlerinin yaralarını ancak mesafeyi kırmakla, birbirlerine yaklaşmakla sağaltabileceklerini önerir. Buraya kadar tamam. 

Ama sırtını sadece bu denkleme dayayıp kendine hayran olmaktan bitap düşenlerin arasında Louder Than Bombs‘un mahareti (böylesi film isimlerini çeviride kaybolmuş hâlleriyle değil oldukları gibi anlamaya çalışmak, hattâ hissetmek evladır) rolleri tersyüz ederek işbu marazlı ailenin geçmişini, şimdisini ve sonrasını, zamanı ustalıkla eğip bükerek, türler arası geçirgen bir dille anlatmasında.

Edebî metinlerin yaptığı gibi bize usulca açtığı her pencereden içeri ferah hava giriyor bu filmde ya da birisi, aldığı ve epeydir içinde tuttuğu derin nefesi bırakıyor dışarı. Yarım kalmış, kesintiye uğramış işlerin tamamlanmışlardan daha önce ve daha net hatırlandığını söyleyen o teorideki gibi; hemen her hatırlayış askıda kalmış bir sohbete, teşebbüse, sarılmaya dair.

Herkesin boğazında bir düğüme dönüşen Isabelle R., nihayet hatırasıyla da iyileştirici ve birleştirici. Aslında kimsenin ona ihtiyacının olmadığına kanaat getirdiği yerde olup bitiyor bütün bunlar oysa. Yaralı erkeklere merhemlerini sürecek bir anneleri yok artık ama şükür ki kendine göre bir annelik inşa edebilmiş bu kadın, onlara bu işi nasıl yapmaları gerektiğini de öğretmiştir çoktan.

Bu çocuk-erkeklerin içinde ilgimi çeken biri var; Conrad… Conrad’ın yazıyor oluşunun içimde yükselttiği umut tarifsiz. Kendini ifşa etmek konusundaki cesareti de öyle. Epeydir, yanına gidip omuz vermek istediğim biriyle karşılaşmamıştım bir filmde. Bu çocuk belli ki annesinin damarından almış, durması gerektiği yeri bilmiyor. Tıkır tıkır işleyen zihni taptaze, yaşamın tuhaf bir dengeyle büyük-küçük her meseleyi bir uçtan diğerine bağladığının farkında ve ortalıkta koca bir “göz” gibi dolaşarak yürüdükçe, yaşadıkça açılır gibi bir hâli var. En güçlü yaşam belirtisi de onda. Filmin en nevrotik görünen karakteri miydi oysa? Bir de şu amigo kızlar meselesine bakmalı artık; Conrad’ın platoniği sevimli biriydi mesela, sarhoşluğun tatlı diliyle de olsa öğle yemeğini birlikte yemeyi teklif etmiş olmasını umalım biz. Ve ergenlik bataklığındaki çırpınması bitince pırıl pırıl yukarı çıkacağını Conrad’ın, nefes alacağını, yazacağını… Her şeyin yoluna gireceğini… 

*Suzanne Vega’nın bir şarkısından.

Sessiz Çığlık
(Louder Than Bombs, 2015)
Yön: Joachim Trier

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.