Şu An Okunan
Turist Ömer Selamı: Bir Kalender Meşrebin Mührü

Turist Ömer Selamı: Bir Kalender Meşrebin Mührü

Turist Ömer

Sadri Alışık’ın hayat verdiği, Türkiye sinemasının unutulmaz figürlerinden Turist Ömer kalender meşrebini avareliğinden, neşesinden, zengin gönlünden devşirir. Turist deyince hemen akla gelen meşhur selamı ise o meşrebin mührüdür.


Bu yazı, Altyazı’nın Gayri Resmî ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü’nde yayımlanmıştır.


Asker selamının fırlama versiyonudur. Askerî nizama gelemeyen turist ruhlular, selamı alınca hemen birbirini tanır. Selam için şapka şarttır ama herhangi bir şapka bu işi görmez. Lime lime olmalı ama yine de fiyakalı durmalıdır kafada. Hafiften öne eğik takılır. Sağ el şapkanın siperliğine doğru tutulur, serçe parmak işaret parmağının üstüne yanaşır, başparmak da şapkaya doğru kıvrılır, parmaklar tümden aşağıya bakar. El bu kıvamı alırken yüzde de hafif bir sırıtış belirir. Saftirik değil, uyanık ama sevimli bir sırıtış… O selamı gören karşıdakinin meşrebini hemen çakar. “Hiçbir işte tutunamam hepsinden de bıkarım amaneyy” diyen ses hemen kulakta çınlar. Avare avare dolaşan, turistliğinden memnun, üstünden bol beyaz pantolonuyla pötikareli gömleğini hiç çıkarmayan Turist Ömer’in kalender meşrebinin mührüdür o. Sadri Alışık’ın esas adam olduğu Helal Olsun Ali Abi’de (1963) görür bu selamı ilk kez seyirci. Sonra esas adamı unutup, onun yancısı bu garibanın serüvenlerine dalmaya başlar. Turist Ömer kendi başına on filmi alır götürür. İstanbul’un varoşlarında ayakkabısının topuğuna basa basa yürüyen ama külhanbeyi de olmayan, garibanlığıyla barışık, fırlama ama haysiyetli, çapkın, kendinden hoşnut, ağzı bol laf yapan, kafaya fazla şey takmayan bir garip seyyah olur çıkar bu adam. Milli tiplememiz olarak Almanya’ya, İspanyol boğa güreşlerine, hatta fezaya, Uzay Yolu’nun Atılgan’ına kadar yolu uzar Turist Ömer’in. Başında şapkası, dilinden düşürmediği şarkısını yanında taşır her yere: “Sabahları bir kadeh akşamları beş kadeh… neşemi de bulunca dalgama da bakarım amaneyy…” İçine daldığı her yabancılığı, bir saçma sözüyle (“zıt Erenköy”) “bizleştirip” hemen kanımızın kaynayacağı bir diyara çevirir. Batı’nın o muasır medeniyetleriyle bir şekilde yolunun kesiştiği Turist Ömer Almanya’da (1966) ve Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1971) gibi filmlerde, girdiği her ortamı karıştırırken, hem seyircinin “Batılı”ya karşı merakını giderir, hem de türlü arsızlıklarıyla onların o “yüksek” mertebelerini alaşağı eder, herkesi bir saçmalık paydasında birleştirir. Kimseye eyvallahı olmayan bu geniş gönüllü adam, neşemizi bulmamıza, belki gizliden gizliye belki de açıktan haset ettiğimiz “Batı” tasavvuruna nanik yapmamıza aracı olur. Turist Ömer Uzay Yolunda (1973) bunun göklerdeki zirvesidir. Hep imrendiğimiz uzay filmlerinden birinin içine bizi “milli” bir karakterle ışınlar. Efektlerin yerini “fşşt fşşşt” diye ağızla çıkarılan sesler alır ama bu bizim fiyakamızı, keyfimizi kaçırmaz. “Kaptan Spak, kabakulak” derken hem dalgamıza bakar hem de alaturka bilimkurgumuzun tadını çıkarırız. Arada, gerçek Atılgan’ın teknik kusursuzluğu aklımıza gelince bizimkinin uydurmalığından bir an utanç duyar gibi olur ama sonra hemen toparlar, turistin gevşekliğiyle sarmalanır, bu derme çatmalığın getirdiği özgürlüğün tadını çıkarmaya bakarız. Turist Ömer külliyatının son filmi olan bu uzay macerası bitince, Atılgan’ı da birbirine katıp İstanbul’a, kendi çöplüğüne ışınlanır bizim turist. Tüm derdi, onu zorla evermek istedikleri kadından kaçıp kurtulmaktır. Avareliğine halel gelmesin, orada burada üç-beş işte daha dikiş tutturamama özgürlüğüne sahip olsun yeter ona. Ne yapar eder kaçar nikâh masasından turist, onun selamını alanların yüzünü kara çıkarmaz böylece. Garibanız tamam, ama gönlümüz zengin, kaslarımız gevşek, etrafta dolanır, bu çöplüğün tadını esas biz çıkarırız düsturunun gizli işaretidir o selam zira. Zenginlerin, muhterislerin kasıntı dünyası varsa, bizim de yan gelip yatma, pasaklı olma özgürlüğümüz, garibanlığımızdan mesut olma lüksümüz var, diye dile gelir selam.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.