Şu An Okunan
Bir An: Stroszek

Bir An: Stroszek

“Dansçı tavuk neyi temsil eder? Bruno gibi garibanların bu dünyadaki tutsaklığını mı, Amerikan Rüyasına inanmanın aptallığını mı, kapitalizm denen sömürü makinesini mi?”

Werner Herzog 1970 yılında Bruno der Schwarze adlı bir belgesel izler. Belgesel, Berlin’de yaşayan sokak müzisyeni Bruno Schleinstein’ın hayatını konu almaktadır. Hayatının çoğunu akıl hastanelerinde geçiren Bruno S., kendi kendini eğitmiş, akordeon ve piyano çalmayı öğrenmiştir. İnsan aklının egemenliğindeki dünyada akıl dışıyla flört halinde yaşayanlara merak besleyen Herzog, Bruno’yu bulur ve Kasper Hauser’in Gizemi filminde başrolü oynamasını ister. Filmde Bruno S., yıllarca bir mahzende tutsak edilen, konuşmayı ve yürümeyi dahi bilmeyen genç Kaspar Hauser’i canlandırır. Soylular tarafından eğitilmeye, medeniyete kazandırılmaya çalışılacaktır. Herzog üç yıl sonra Bruno S.’nin hayatı ve kişiliğinden ilhamla bir film daha yapar: Stroszek. Filmin açılışında gardiyan demir parmaklıklı kapıları birer birer açarken, Bruno “özgürlüğe” adım atacaktır. Ama Berlin’in kenar mahallelerinde de Amerika’nın kasabaları, geniş bozkırları ve otoyollarında da nefes alamaz. Sevgilisini, karavandan bozma evini, arabasını ve can dostunu teker teker kaybeder. Bu dünyada barınacak bir yer bulamaz.

Herzog, Almanya’da bir hapishaneden ‘yeni dünya’ denen hapishaneye uzanan bu öyküyü bitirmek için “muazzam bir metafor” bulduğunu düşünür. Bruno bir tür eğlence merkezine girecek, bozuk para atıp itfaiyeci tavşanı, piyano çalan tavuğu, trompete vuran ördeği ve tabii ki kendi küçük müzik kutusundan çalan şarkı eşliğinde dans eden tavuğu izleyecektir. Ancak Herzog’un ekibi, filmin böylesine “embesil” bir görüntüyle sona ermesini doğru bulmaz. Görüntü yönetmeni sahneyi çekmeyi reddedince Herzog kamerayı kendisi kullanır. Roger Ebert’la yaptığı söyleşide Herzog, dans eden tavuğun “büyük bir şeyleri” simgelediğini, ama bunun ne olduğunu bilmediğini söyler. Dansçı tavuk neyi temsil eder? Bruno gibi garibanların bu dünyadaki tutsaklığını mı, Amerikan Rüyasına inanmanın aptallığını mı, kapitalizm denen sömürü makinesini mi? Makineye bozuk parayı atan, belki de bir belgeselde gördüğü bu eksantrik sokak şarkıcısını filmlerinde oynatan Herzog’tur. Bruno da onun oyuncu tavuğu mudur? Sinema tarihinin belki en abuk sabuk, en anlamsız ve en anlamlı ânlarından biridir bu. Bruno teleferiğe biner ve belki de sonsuz özgürlüğe kavuşur. Polis memuru merkezi arar, yardım ister, “yangın çıkmış, teleferikte de bir adam var” der. “Buraya bir elektrikçi gönderin, dans eden tavuğu durduramıyoruz!”

Stroszek (1977)
Yön: Werner Herzog

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.