Bir An: Gattaca

,

Vincent birkaç metre geride yüzen abisi Anton’a dönüp “Nasıl yaptığımı biliyor musun? Dönmeyi hiç düşünmeden yüzüyorum” diye bağırır. Anton’un yüzü gerçekle buz keser, geçmişe dair ruhunda ne varsa erir ve sulara karışır. Gelecek; enginlere uzayan netameli bir boşlukken, ne kadar uzakta olduklarını bilmedikleri karşı kıyı Vincent’ın zihninde sadece basit bir hayaldir oysa ki. Anton, belki de ilk kez kusursuz bir insan olmanın altında yatan derin korkuyla yüzleşir. Mükemmel bir insan olabilmenin imkânsızlığı onu acizleştirir. Yıllar boyu eksik gördüğü, ezdiği, ezerken de zevk aldığı kardeşi derinliklerde kendilerini bekleyen ölüme rağmen tutkuya yüzmektedir. Anton allak bullak olur ama bilir. Bilir ki, Vincent daha da yüzecektir. Daha uzağa, daha bilinmeze, daha karanlığa doğru çılgınca kulaç atacaktır. Kaybetme duygusu olmadan, kıyıyı geçmişi gibi geride bırakarak, artık başkalarıyla hesaplaşmadan, artık kendinden üstün olanlarla rekabet etmeden, artık alışık olduğu üzere yenilmenin acısını yaşamadan. Önünde yıldızlara kadar uzanan, onu düşlerine ulaştıracak derin ve deli bir umut vardır. Arkasında ise unutmayı seçtiği, çabalamaktan bıktığı, yaşadıkça öldüğü, “dönmeyi hiç düşünmediği” geçmişi vardır. O yılgın, boğucu geçmişte abisi de vardır. Bu kez olsun abisini geçebilmek, onu yenebilmek için değil yepyeni bir yaşama, bambaşka bir Vincent’a kavuşmak için dev dalgalara yeniden saldırır. Vincent için hayat kendisi gibidir o an. Denizin ortasında, zift karası sislerin içinde seçme şansı yalnızca umuttan yana olan bir hayat. Seçimini yapar. Abisi tutkusunda boğulana dek, vicdanında abisini kurtarmaya dönene dek yüzmeye devam eder. Alper Atalan

Gattaca (1997)
YÖN: ANDREW NICCOL