Şu An Okunan
Venedik’te Cinsiyet Eşitsizliği

Venedik’te Cinsiyet Eşitsizliği

28 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 76. Venedik Film Festivali’nin dün açıklanan ana yarışma programı, ödül sezonunun iddialı yapımlarını bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor. Programda Noah Baumbach’ın yeni draması Marriage Story’den başrolü Joaquin Phoenix’in üstlendiği Todd Phillips imzalı Joker’e, James Gray’in Brad Pitt’li bilimkurgusu Ad Astra’dan usta yönetmen Atom Egoyan’ın son filmi Guest of Honour’a, adını önümüzdeki aylarda sıkça duyacağımız pek çok yapım yer alıyor.

Ne var ki festivalin yarışma programının dikkat çeken bir diğer özelliği daha var: Altın Aslan için yarışacak yirmi bir filmden sadece ikisi kadın yönetmenlerin imzasını taşıyor. İlk filmi Vecide’yle (Wadjda, 2012) ‘Suudi Arabistan’ın ilk kadın yönetmeni’ unvanını elde eden Haifaa Al-Mansour’un Babyteeth’i ile Avustralyalı Shannon Murphy’nin ilk uzun metrajı Sisters dışındaki on dokuz yarışma filminin yönetmeni erkek. Festival direktörü Alberto Barbera’nın geçtiğimiz yıl #5050×2020 protokolünü imzaladığı ve festival programında cinsiyet eşitliğine öncelik vermeyi taahhüt ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bu seçkinin tepkilerle karşılanması da son derece doğal. Barbera filmler seçilirken cinsiyete değil niteliğe öncelik verildiğini, festivalde bir cinsiyet kotasının uygulanamayacağını, böyle bir dayatmaya teslim olmaktansa görevinden ayrılmayı tercih edeceğini söylüyor. Şunu da eklemek gerek: Venedik gibi diğer büyük festivallerin de cinsiyet eşitliği konusunda karnesi zayıf. Yine de bu yıl Cannes Film Festivali’nin yarışmasındaki filmlerden dördünün, Berlinale’dekilerden de yedisinin kadın yönetmenlerin imzasını taşıdığını belirtelim.

Öte yandan Venedik film Festivali’nin eleştiri oklarını üzerine çekmesinin bir diğer sebebi de, ABD mahkemelerinde tecavüzden hüküm giymiş olan ve bu yüzden uzun yıllardan beri kaçak konumunda bulunan seksen altı yaşındaki Roman Polanski’nin son filmi An Officer and a Spy’a yer verilmesi. Alberto Barbera festivalin bu tercihini de Polanski’nin Avrupa sinemasının yaşayan son büyük ustalarından biri olduğu ve ilerleyen yaşına rağmen çok kuvvetli bir filmle çıkageldiğini söyleyerek savunuyor. Ancak sinema çevrelerinde bu konudaki duyarlılığın had safhada olduğu böyle bir dönemde, kadın yönetmenlerin yarışmadaki temsiliyetinin yüzde onun altında kalması gibi, tecavüzden hüküm giymiş bir yönetmenin festival nezdindeki saygınlığından bir şey kaybetmemesi de hâliyle tartışma yaratmaya devam edecek gibi görünüyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.