Şu An Okunan
BluTV’de İzleyebileceğiniz 5 Altın Palmiyeli Film

BluTV’de İzleyebileceğiniz 5 Altın Palmiyeli Film

74. Cannes Film Festivali başlarken geçtiğimiz senelerde Altın Palmiye ödülüne layık görülmüş, BluTV’de yayında olan 5 filmi sizler için seçtik.


Arakçılar

Yön: Hirokazu Koreeda

Hirokazu Koreeda, Shoplifters

Çağdaş Japonya sinemasının en önemli isimlerinden Hirokazu Koreeda, 71. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü kazanan Arakçılar’da (Manbiki kazoku, 2018) alameti farikası olan aile ve aidiyet temalarına bir kez daha bakıyor. Hırsızlık yaparak geçinen bir ailenin babası Osamu bir gün her zamanki gibi marketten “arakladıklarını” eve götürürken sokakta yalnız başına bir kız çocuğu bulur. Hiç konuşmayan bu kızı evlerine almaya karar veren aile kısa sürede kızın evdeki varlığına alışır. Ufak hırsızlıklarla hayatlarını zar zor idame ettirebilen aile her ne kadar yokluk içinde yaşasa da küçük kızı yaşamlarının bir parçası hâline getirmeye başlar. Ancak yavaş yavaş ortaya çıkan sırlar, ailenin ve küçük kızın hayatını tamamen değiştirecektir.


Ben, Daniel Blake

Yön: Ken Loach

Usta yönetmen Ken Loach’un kendine özgü gerçekçi diliyle anlattığı “işçi sınıfı hikâyeleri”nin son örneklerinden I, Daniel Blake (2016), geçirdiği kalp krizi sonrası doktorlar tarafından çalışması yasaklanan marangoz Daniel Blake’i odağına alan bir karakter çözümlemesi, aynı zamanda etkileyici bir sosyal eleştiri. Her zaman kendine yetebilen Daniel Blake, hayatı boyunca ilk kez devletin sunduğu “işsizlik fonu”na başvurmak zorunda kalır. Bir süre sonra yolu iki çocuğunu tek başına büyüten Katie ile kesişen Daniel Blake ihtiyaç duyduğu yoldaşlığı Katie ve iki çocuğunda bulur. Benzer dertlerden mustarip olan Daniel ve Katie, ikiyüzlü sosyal yardım politikalarının bürokrasi girdabına kapılmış bir hâlde yaşam için mücadele etmeye başlarlar. 2016 yılında Altın Palmiye Ödülü’ne layık görülen filmin senaryosu Loach’un uzun süredir beraber çalıştığı Paul Levarty’nin elinden çıkma.


Kirazın Tadı

Yön: Abbas Kiarostami

Abbas Kiarostami’nin 1997 yılında Altın Palmiye’ye layık görülen ve İran sinemasının en önemli yapımları arasında gösterilen Kirazın Tadı (Ta’m e guilass) filmi, “intihar yolculuğu”na çıkan Bay Badii’yi odağına alıyor. Bay Badii yolculuğu esnasında üç farklı kişiden intiharından sonra kendisini gömmesini rica eder: Kürt bir asker, Afgan bir öğretmen ve yaşlı Türk bir tahnitçi. Aralarından sadece biri bu teklifi kabul eder. Bir yandan kendisini gömecek kişiyi arayan Bay Badii diğer yandan bu yolculuğu esnasında bu kişilerden hayat dersi niteliğinde pek çok şey öğrenecektir. Bay Badii karakterine hayat veren Homayoun Ershadi’nin oyunculuğu, minimalist sinema dili ve ses kullanımı ile öne çıkan film, aynı zamanda sinema ve hayat ilişkisine dair kıymetli bir deneme.


Oğul Odası

Yön: Nanni Moretti

2001 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Oğul Odası (La stanza del figlio), oğullarını kaza sonucu aniden kaybeden bir ailenin acı gerçeklerle yüzleşmesini ve duygusal travma ile baş etmek zorunda kalmasını anlatıyor. Baba Giovanni, anne Paolo ve çocukları Irene’den oluşan ailenin her bir üyesine dair sunulan detaylarla derinleşen film seyirciyi güçlü bir duygusal mücadeleyle yüzleştiriyor. Moretti’nin pek çok filminde öne çıkan toplumsal ahlaka ve burjuva değerlerine yönelen ironik ve eleştirel bakışı Oğul Odası’nda üst sınıf bir ailenin ölüm gerçeğiyle karşılaşmasına dikkat kesiliyor. Oğul Odası, aynı zamanda filmin başrolünü üstlenen Nanni Moretti’nin oyunculuğu ve dokunaklı hikâyesiyle öne çıkıyor.


Sınıf

Yön: Laurent Cantet

François Bégaudeau’nun kendi öğretmenlik deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı aynı adlı romanından uyarlanan Sınıf’ın (Entre les murs, 2008) başrolünde yine Bégaudeau bulunuyor. Paris’in genelde işçi sınıfı ailelerinin yaşadığı bir bölgesinde yer alan bir okulda öğretmenlik yapan François ve diğer öğretmen arkadaşları lisede yeni bir yıla hazırlanmaktadır. Öğrencilerinin iyi bir eğitim almaları için ne gerekiyorsa yapmak isterler fakat ergenlik çağındaki gençlerin davranışları düşük maaşlar almakta olan öğretmenlerin şevkini kırar. François ise sınıfında saygı ve çalışkanlık üzerine kurulu atmosferi sağlamakta kararlıdır. Ancak öğrencilerin onun yöntemlerine meydan okuması François’yı etik ikilemlerin içerisine sürükler. Çarpıcı bir eğitim sistemi eleştirisi olan filmde sınıf ortamı izleyiciye farklı kültürler ve tavırların sık sık birbiriyle çatıştığı modern Fransa’nın bir mikrokozmosu olarak sunuluyor.


Hazırlayan: Erhan Bilen

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.