Şu An Okunan
MUBI Türkiye Direktörü Cem Altınsaray ile söyleşi

MUBI Türkiye Direktörü Cem Altınsaray ile söyleşi

Kısa bir aranın ardından dolu dolu bir program ve çeşitli yeniliklerle geri dönen MUBI’nin Türkiye direktörü Cem Altınsaray, MUBI’nin sinemaseverlere sunduğu imkânları ve önümüzdeki döneme dair planlarını anlatıyor.

Fotoğraf: Meliha İnanç

Birkaç yıl önce MUBI’nin Türkiye’ye merhaba demesi, sinemaseverlerde büyük bir heyecan yaratmıştı. Ancak ne yazık ki bu macera bir süre sonra kesintiye uğradı. Böyle bir ara vermenize yol açan sebepler nelerdi? O günden bugüne ne değişti, MUBI’nin geri dönüşünü mümkün kılan şartlar nasıl oluştu?
MUBI’nin kurulduğu 2007 yılında, ev sineması pazarı büyük ölçüde DVD ve Pay TV’ye dayanıyordu. OTT (over-the-top) dediğimiz internet üzerinden film izlemenin oranı neredeyse sıfırdı. Bugünse DVD ve Pay TV dramatik şekilde küçülürken, OTT tümüyle egemen konumda ve dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri. Buradan MUBI’nin geleceği çok önceden görmüş bir girişim olduğu anlaşılıyor. Tabii bunun ne kadar sabır gerektiren, zorlu bir yolculuk olduğunu da tahmin edersiniz. MUBI’nin Türkiye’ye gelişi de, itiraf edelim, erken yapılmış bir hamleydi. O dönemde yapılan yatırımın karşılığı ne yazık ki alınamadı. O dönemle bu dönem arasında nereden baksanız dağlar kadar fark var. Üç önemli farkın altını özellikle çizmek isterim. İlki insanların film izleme alışkanlıklarındaki bariz değişim. İnternet, mobil cihaz ve uygulamalar günlük hayatı topyekûn ele geçirdi ve streaming platformlarının bir bir pazara girmesiyle internet üzerinden film izleme konusundaki düşünce yeniden biçimlendi. İkincisi bizim için geçmişte büyük bir sorun olan ödeme hususunda yaşandı. Online mecrada kredi kartıyla korkusuzca alışveriş yapma, üyelik/abonelik satın alma kültürü yerleşti. Üçüncüsü de MUBI hem iş dünyasında hem kendi alanında ciddi bir deneyim ve birikim elde etti. Başka faktörler de olmakla birlikte bu yeni dönemde en çok cesaret aldığımız ve geleceğe umutla bakmamızı sağlayan gelişmeler bunlar özetle.

Aradan geçen zamanda izleyicilerin çevrimiçi film izleme alışkanlıklarında nasıl bir değişiklik oldu? Bu konuda yapılan araştırmalar ev sinemasının bugünü ve yarınına dair neler söylüyor?
Sinema salonunda, büyük ekranda film izlemek ne acıdır ki her yıl biraz daha antika bir eyleme dönüşüyor. İnternet kullanımıysa durmadan artıyor. Halihazırda belli bir yaşın üstündeki insanlar internetle çok az haşır neşir olarak, hattâ hiç olmayarak yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Gelgelelim yeni neslin bir günü bile internetsiz geçmiyor. Günlük hayat internetle hep iç içe. Her sorunumuzu internet üzerinden çözüyoruz. Her ihtiyacımızı internet sayesinde gideriyoruz. Mutlu olmak adına yaptığımız şeylerin bile çoğu internete endeksli. Bununla birlikte video içerik diğer tüm içeriklerden çok tüketiliyor ve giderek daha fazla talep görüyor. İçerik sağlayıcılar rekabetin içinde kalabilmek için daha çok ve daha kaliteli seçeneklerle karşımıza geliyorlar. Ve istediğimiz zaman istediğimiz yerde istediğimiz içeriğe ulaşabildiğimiz OTT servisleri alıp başını giderken, geleneksel televizyon yavaş yavaş tarihe karışıyor. Şimdiden 100 milyar doları aşmış olan OTT pazarının 2025 yılında 330 milyar doları bulması bekleniyor. Bu ölçekte olup da daha hızlı büyüyen bir pazar var mı bilmiyorum.

Efe Çakarel (sağda) MUBI’yi 2007 yılında sinefiller için bir sosyal medya platformu olarak kurmuştu.

MUBI Türkiye’nin kullanım deneyimini kolaylaştırmak ve zenginleştirmek adına ne gibi yeniliklere başvurdunuz? Teknik anlamda önümüzdeki dönemde yapmayı planladığınız başka neler var?
İyi bir planlama ve sıkı bir çalışmayla çok önemli iki sorunumuzu kökünden çözdüğümüzü belirtmeliyim. En çok istek ve şikayet aldığımız iki konudan ilki Türkçe altyazıydı. İkincisi de streaming problemi. Her ikisinde de istek ve şikayette bulunanlar sonuna dek haklıydı. Şu anda önceden de birlikte olduğumuz çevirmen arkadaşların yanında, İstanbul Film Festivali’nden başlayarak en önemli festivallere yıllardır çeviri yapan profesyonel bir altyazı ekibinin desteğine sahibiz. Tüm filmleri Türkçe altyazılı olarak gösteriyoruz. Dağıtımcının bize ancak altyazının gömülü olduğu bir kopya sağlaması, yahut özel bir gelişme ışığında son dakikada program değişikliğine gitmemiz gibi istisnai durumlar dışında her filmde Türkçe altyazı seçeneği olacak. Streaming yani izleme deneyimine gelince; orada da önemli adımlar attık ve Türkiye’de aynı anda birkaç sunucu açtık. Artık filmler yurtdışından değil, Türkiye’deki kendi sunucularımızdan izlenebiliyor. Üyelerin sorun ve şikayetlerine Türkçe geri dönüş yapıyor olmamız da sanıyorum ki önemli bir artı. MUBI’de konusunun en iyisi olan insanlardan oluşan uluslararası bir ekibimiz ve hiçbir zaman yetinmeyen, hep daha iyisini, daha fazlasını yapmak isteyen kolektif bir çalışma kültürümüz var. MUBI deneyimini kullanıcılar için daha iyi hâle getirecek yenilikler üzerinde çalışmak bu ekip için âdeta bir yaşam tarzı.

MUBI’nin dönüşü konusunda Türkiyeli sinemaseverlerin yorumları, görüşleri nasıl?
Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi Türkiye’de sinemaya çok düşkün, filmlerle yatıp kalkan müthiş biri kitle var. Sinemanın hemen herkesin buluştuğu ortak konulardan biri olmasından öte, hayatını sinemaya vakfetmiş insanlar var. Henüz MUBI’nin döndüğünü ne kadarına duyurabildik, duyanların ne kadarı MUBI’yle tanıştı bilmiyorum ama hiç abartmadan, olağanüstü tepkiler aldığımızı söyleyebilirim. App Store’daki yorumlar beş yıldızın altına düşmez oldu. O kadar güzel yorumlar bırakıyorlar ki, çıktı alıp çerçeveletesi geliyor insanın. Aralık ayı ortasından beri etkin olarak kullandığımız Twitter ve Instagram hesaplarımız altı hafta gibi kısa bir sürede onar bin takipçiyi aştılar. Sosyal mecrada da fevkalade güzel şeyler söylüyor, teşekkür ediyor, destekliyor ve heyecanımıza ortak oluyorlar. İnsanların bize böylesine kucak açması bizim de burada yapacaklarımızı doğrudan etkiliyor. Türkiye’de çok daha iyi yerlere gelebileceğimize şimdi her zamankinden fazla inanıyor ve işi biraz daha sıkıya alıyoruz.

En önemli projelerinizden biri, sinema öğrencilerine öğrenim hayatları boyunca ücretsiz film izleme olanağı sunan kampanyanız. Bu proje nasıl bir karşılık buldu?
Bu Creative Europe desteğiyle, yaklaşık iki yıldır tüm dünyada yaptığımız bir şey. Türkiye’de çok sayıda sinema öğrencisi olduğunu bildiğimiz için özellikle burada da güçlü şekilde duyurmak istedik. Ve sadece film okullarında okuyanların değil, farklı dallarda okuyup film dersi alanların da içinde olduğu birkaç bin öğrenci MUBI’yle tanıştı. Üyelik konusunda yüzlerce öğrenciye bire bir yardımda bulunduk. Onların coşkusu bizi de inanılmaz motive ediyor. Öğrencilerle birlikte ileriye dönük çok doğru bir adım attığımızı düşünüyorum Türkiye’deki MUBI topluluğu açısından. Sinemayı seven ve bilen insanlarla yolculuk edecek olmak harika.

Genel olarak MUBI’nin kürasyon anlayışı ile MUBI Türkiye’nin yaklaşımı arasındaki benzerlikler ve farklar neler? Sizin Türkiye direktörü olarak nasıl bir özgürlük alanınız var?
Çok sık karşılaştığımız bir soruyu buradan yanıtlamış olayım. mubi.com’a girdiğinizde gördüğünüz program ülkeden ülkeye ve bölgeden bölgeye değişir. Aynı programı gösteren iki ülke bulamazsınız. Burada en başta sosyal ve kültürel farklılıklar rol oynar. Ancak tek sebep bu değil, bir de malumunuz, telif meselesi var. MUBI yasal bir platform ve gösterdiği tüm filmleri hak sahiplerinden belli dönemler için lisanslayarak gösteriyor. Film hakları, gerçekten çok karmaşık ve zor bir konu. Dünya haklarını aldığımız yapımlar dışındaki tüm filmler her ülke için özel olarak lisanslanıp, programlanıyor. Dolayısıyla uçağa binip seyahat ettiğinizde, gittiğiniz her yeni coğrafyada değişik bir program sizi karşılıyor. Değişmeyen tek şey MUBI’nin sinema sanatına olan tutkusu, sinema tarihine olan merakı ve bağımsız sinemaya olan sevgisi. Bu açıdan Türkiye’yle diyelim ki İtalya, Kanada yahut Brezilya arasında hiçbir fark yok. Ben MUBI’nin Türkiye programını yapma sürecinde Anaïs LeBrun gibi değerli bir isimle ve çok deneyimli bir içerik ekibiyle birlikte çalışıyorum. İmkânlarımız dâhilinde ne istersem gösterebiliyorum. Bu konuda yeterince özgür ve çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Şu anda MUBI programında sizi şahsen en çok heyecanlandıran filmler, toplu gösterimler hangileri?
Şu anki programda benim rahatlıkla en sevdiğim filmler arasında sayabileceğim Komşu Kadın (La femme d’à côté, 1981) ve İlk Defa (Carnal Knowledge, 1971) var. İran sinemasını yıllar öncesinden dünya sahnesine taşıyan Deryuş Mehrcui filmi İnek (Gav, 1969) ve Türkiye sınırları içerisinde ilk kez bizim gösterdiğimiz yasaklı Jacques Rivette filmi Rahibe (La Religieuse, 1966). Bunlar gerçekten insanı sersemletecek kadar acayip ve bir o kadar iyi filmler. Hindistan Sineması’na Yolculuk serisi kapsamında gösterdiğimiz Satyajit Ray’in veda filmi Agantuk (1991), benim de yeni keşfettiğim ve büyük bir heyecanla takip ettiğim Yûzô Kawashima filmleri, özellikle Suzaki Paradise (1956), Truffaut toplu gösterimi, yeni filmlerden Perdrix (2019) ve iki de muhteşem belgesel: Kolombiya yapımı Sessiz Yangın (2019) ve Wang Bing imzalı Ölü Ruhlar (2018). Özellikle bu sonuncusu sosyal medyada da belirttiğimiz gibi, şimdiden 21. yüzyılın en iyi belgeseli olmaya aday.

MUBI Türkiye kullanıcılarını içerik olarak yakın zamanda bekleyen sürprizlere dair biraz ipucu verebilir misiniz?
Kurucumuz ve CEO’muz Efe Çakarel, Altyazı’nın hâlen piyasadaki 193. sayısında yayınlanan mektubunda MUBI olarak tüm gücümüzle Türkiye’ye odaklanacağımızın sözünü veriyor. Ben de önümüzdeki dönemde sadece MUBI’de izlenebilecek daha çok film göstereceğimizi müjdelemek istiyorum. Şu anda geride olduğumuz ama çok kısa süre içinde büyük ölçüde değişeceğinin sözünü verebileceğim bir diğer konu da kendi filmlerimiz. Türkiye’de yapılmış gerek yakın tarihli, gerek eski filmler, klasikler ve tabii ticari gösterime çıkma şansına erişememiş yapımlar, önümüzdeki dönemde MUBI Türkiye programında artan şekilde yer bulacaklar. Hattâ ilk kez buradan duyurmuş olayım; benim kuşağımın en önemli yönetmenlerinden Özcan Alper’in kısa filmleri de dâhil olmak üzere tüm filmlerini bu ay, bir seri olarak göstermeye başlıyoruz. Daha da göstermek istediğimiz çok fazla film ve yönetmen var. Nasıl bir sırayla gideceğimizi hep birlikte göreceğiz.

Son olarak Altyazı okurlarına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Başka platformlarda izleyecek bir tane dişe dokunur film bulmak için ekran kaydırmaktan bitap düşeceklerine, buyursunlar gelsinler; MUBI’de gerçek sinemanın zevkini sürsünler. Her gün yepyeni filmler, yönetmenler keşfetsinler. Sinemayı en az onlar kadar seven başka insanlarla tanışsınlar. Başımızın üstünde yerleri var.

NOT: MUBI Türkiye, Altyazı okurlarına 3 ay boyunca dijital platforma üye olabilecekleri özel bir teklif sunuyor. Ayrıntılar için tıklayın.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.