Bir An: Gece Yolculuğu

,

Öyküleriyle tanıdığımız Ahmet Büke’den Ömer Kavur’un Gece Yolculuğu‘nun ona düşündürttüklerine dair…

Lisedeyken arkadaşlarla “İyi bir iş nasıl olmalı?” meselesini konuşuyorduk. Bir arkadaşım “Öyle parası olmalı ki, insan her hafta bir filme rahat rahat gidebilmeli” dediğinde gülmek yerine hepimiz onaylamıştık. Gelir çıtamızı bir maaşa, daha doğrusu her hafta sinema keyfi yapabilecek bir bollukta ücrete uygun görmemiz bizim için kötü ama belki de sinema aşkı için iyiydi. O arkadaşlar ne yaptı bilmiyorum ama ben üniversite için Ankara’ya gittiğimde aldığım üç aylık öğrenim kredimin çoğunu sinema salonlarında yemeye başlamıştım. O günlerin birinde –yıl 1988 miydi? Öyle olmalı– Ömer Kavur’un Gece Yolculuğu’nu –galiba Derya Sineması’nda– izledim. Filmde Aytaç Arman ve Macit Koper çekecekleri film için mekân bakıyorlardı ve Akdeniz’de bir yere gelmişlerdi. Arabadan indiler ve karşıya baktılar. Sonra kamera da onların bakış yönüne döndü. Bir tepeye sarmış, sanki ağır ağır çıkarken aniden yerlerinde donup kalmış ardından da unutulmuş yüzlerce boş ve yarı yıkılmış evle dolu o eski köyü gördüm. Filmin gerisini çok hatırlamıyorum çünkü o sahnede ben de donup kalmıştım. Birkaç yıl sonra yaz tatillerinde çalışmak için Fethiye’ye gittim. İlk izin günümde mekândaki garson arkadaşlarla gezmeye çıktık. Bir yerde dolmuştan indik ve ben sanki dürtülmüş gibi birden arkama dönüp baktım. Gece Yolculuğu’ndaki aynı plandan Kayaköy’e bakıyordum. Bir taşa oturup on beş dakika kalbimin eski hâline dönmesini beklediğimi hatırlıyorum. Fazla gevezelik ettiğimin farkındayım; ama öykücünün hayatı vurulduğu sinema sahnesine dâhildir işte. Kusura bakmayın siz… Ahmet Büke

Gece Yolculuğu (1987)

Yön: Ömer Kavur