Şu An Okunan
Şeytan Yoktur: Gücün, Hayır Deyişinde

Şeytan Yoktur: Gücün, Hayır Deyişinde

Şeytan Yoktur

Mohammad Rasoulof’un geçtiğimiz yıl Altın Ayı kazanan Şeytan Yoktur’u, ölüm cezasına dair dört kısa hikâyeden oluşuyor. İran devletinin uyguladığı baskılara rağmen yıllardır üretmeyi sürdüren Rasoulof, bu son filminde de “rejimin ayağına batan kıymık” olmayı sürdürüyor.

Geçen seneki Berlinale, COVID-19 salgınının henüz sadece Çin’i ilgilendiren bir vaka olarak görüldüğü zamanların en son diliminde gerçekleşmiş, 1 Mart’taki festival kapanışından günler sonra Batı dünyası toptan kapanmaya gitmişti. O günden bugüne, yaz aylarındaki birkaç istisnai girişim dışında, dünyada ağız tadıyla bir film festivali yaşanmadı. Dolayısıyla Berlinale 2020’ye seçilen filmler (sonbaharda Venedik’e katılanlarla birlikte) bir bakıma sinema sektörünün son şanslı ürünleriydi ama bir o kadar da bahtsızdılar. Çünkü ödül alanlar dâhil hiçbiri doğru dürüst vizyon yüzü göremedi. Altın Ayı’yı kazanan Şeytan Yoktur (Sheytan Vojud Nadarad, 2020) da sonbaharda birkaç ülkedeki sınırlı gösterim dışında salonlarda seyirciyle buluşamadı. Böylesine önemli bir filmin Türkiye’de nihayet dijital bir platformda izlenebilecek olması, bu anlamda son derece sevindirici.

Mohammad Rasoulof senaryosunu da yazdığı filmde, İran’da mevcut rejimin ölüm cezası uygulamasını merkezine alan dört ayrı öykü anlatıyor. İlk yarım saat, orta sınıf bir ailenin hayatında sıradan bir günün anlatılmasıyla geçiyor: Gündelik kaygılar, küçük sorunlar, haftalık alışveriş, trafik çilesi, gece uykuya dalış, sabah işe gidiş… Derken, filmden beklentimizin iyice düştüğü bir anda mideye yumruk gibi inen bir sahneyle bambaşka bir gerçeklik boyutuna atlıyoruz. İkinci öykü bir gerilim filmi temposunda gelişirken, üçüncüsü aile dramasına yakın, sonuncusu ise geçmişin hayaletlerinin dolaştığı bir çizgide seyrediyor. Koroda farklı tonlarda akan seslerin bir araya gelerek güçlü bir müzik parçasına dönüşmesi gibi bir sonuç çıkıyor ortaya (Yönetmenin, sansür engelini aşmak için, birbirinden bağımsız kısa filmler çekiyor gibi yaparak filmi tamamladığına dair bir bilgi okuduğumu hatırlıyorum, bir yerde).

Şeytan Yoktur

Türkiye’de infaz biçiminden hareketle yanlış bir şekilde ‘idam (asılma) cezası’ tabiriyle anılan ve yirmi yıl kadar önce Avrupa Birliği’ne girme hevesiyle kaldırıldığı hâlde her fırsatta ısıtılarak gündemde tutulan ölüm cezası, İran’da İslami rejimin muhaliflerini sindirmek için kullandığı en barbar baskı araçlarından biri. Filmin çekimlerini yapıldığı 2019 yılında İran’da tam 225 (yazıyla iki yüz yirmi beş!) kişinin ölüm cezası infaz edilmiş. Bugün de cezaevlerinde yatan sayısız muhalifin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan bir tehdit, ölüm cezası.

Rasoulof Şeytan Yoktur’da bu insanlık dışı cezanın kendisini, hukuksal veya ahlaki boyutunu tartışmıyor. Onun yerine uygulamanın tıkır tıkır işlemesini sağlayan mekanizmanın en son halkasında rol alan sıradan bireylerin tercihlerini sorguluyor. Dört öykünün ortak sorusu şu: Yapmak istemediğin bir şeyi yapmaya zorlandığında kabul eder misin? Öykülerden birinde askerden izinli gelen genç “bazen buna mecbur kalıyorsun çünkü onların karşısında güçsüzsün” der. Muhatabından aldığı cevap ders gibidir: “Gücün, hayır deyişinde.” Elbette, hayır diyenlerin ödediği bedelleri de izliyoruz sonra.

Şeytan Yoktur

Boyun eğmeyip hayır demenin en güzel örneğini de, filmin yönetmeni veriyor aslında. Bütün baskı ve sindirme gayretlerine karşın, sistemin çürümüşlüğünü yüzüne vuran filmler yapmayı ısrarla sürdüren Rasoulof on yıldır susturulmaya çalışıyor. 2010 yılında film çekerken setten gözaltına alınıyor, izinsiz çekim yapmak suçundan altı yıl hapse mahkûm ediliyor, sonra cezası bir yıla indiriliyor. 2017 yılında Dürüst Bir Adam’la (Lerd)1 Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün en büyük ödülünü kazandıktan sonra ülkeye dönüşünde pasaportu elinden alınıyor. 2019 yazında yine bir yıl hapis ve iki yıl yurtdışı yasağı cezası veriliyor. Bu cezayı temyize taşımak için gittiği mahkemede, destek için Asghar Farhadi, Rakhshan Banietemad, Jafar Panahi dâhil birçok yönetmen eşlik ediyor kendisine. 2020’de ise bu filmle Altın Ayı’yı kazandıktan sadece birkaç gün sonra bir yıllık hapis cezası kesinleşiyor, ayrıca iki yıl boyunca film yapması yasaklanıyor. Bu sırada pandemi İran’ı vurmuş, önlem olarak 54 bin mahpus serbest bırakılmışken Rasoulof’a hapis yolu gözüküyor, neyse ki dayanışmanın da gücüyle karar erteleniyor. Yönetmen, bu sene çevrimiçi gerçekleşen Berlinale yarışmasında jüri üyeliği yaparak, kendisini susturmaya çalışan rejimin çabalarını bir kez daha boşa çıkarmış oldu.

Ama yönetmenin “bozuk” siciline bakınca bu habis çabaların devam edeceğini kestirmek zor değil.  Rasoulof’un yakın dönem filmlerinden El Yazmaları Yanmaz (Dast-Neveshtehaa Nemisoozand, 2013) rejimin muhalif aydınlara karşı yürüttüğü en sinsi katliam planlarından biri hakkındaydı ve olaylar yine tetikçilerin perspektifinden anlatılıyordu. Sonraki yapıtı Dürüst Bir Adam ise yolsuzluk, adaletsizlik ve çürümüşlüğe batmış bir sistemin parçası olmamak için direnen ve bu uğurda her şeyini kaybeden sıradan bir adamın hikâyesiydi. Şimdi de İslami faşizmin en zalim uygulamalarından ölüm cezasını gündeme taşıyan, hem devletin karşıtlarını yok etme politikasını hem de bunda rol alan emir kullarını hedef alan bir filmle, rejimin ayağına batan kıymık olmayı sürdürüyor. Belli ki “demirden korksak trene binmezdik” sözü Rasoulof gibileri için söylenmiş.


NOT

1 Özgün isimi “tortu, posa” anlamına gelen Lerd Türkiye’deki festivallerde İngilizce ismine sadık kalınarak Dürüst Bir Adam adıyla oynadı ama film, vizyona her nedense İnatçı Bir Adam adıyla girdi. Dağıtımcı firma filmden ya hiçbir şey anlamamış ya da aslında anlamış da, “dürüstlüğün para getirmediği”, dürüstlükte ısrar etmenin “inat” olarak algılandığı bir kültürel iklimde yaşadığımızın bilinciyle bunu tercih etmiş olmalı.


Şeytan Yoktur, 18 Nisan 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.