Şu An Okunan
Kantemir Balagov: Acımasız Dünyanın Cesur Tasvirleri

Kantemir Balagov: Acımasız Dünyanın Cesur Tasvirleri

Henüz yirmi altı yaşında çektiği Yakınlık’la birçok festivalden ödülle dönen, ikinci uzun metrajı Uzun Kız’la prodüksiyon çıtasını yükselten Kantemir Balagov boğucu gerçekleri tavizsizce ele alan, beklenmedik anlardan şiirsellik çıkaran ve her kareye ayırt edici bir doku kazandıran bir yönetmen.


Bu yazı, Altyazı’nın Ağustos 2020 tarihli 198. sayısında yayımlanmıştır.


Kantemir Balagov hakkında en çok yinelenen bilgilerden biri, genç sinemacının Aleksandr Sokurov’un film okulunda eğitim almış olması ve Sokurov’la mülakatı sonucunda okula üçüncü sınıftan başlaması. Sokurov’un kimi zaman deneyselliğe kayan formalist yaklaşımının ve 20. yüzyıl tarihine duyduğu ilginin izlerini Balagov imzalı filmlerde de görmek mümkün. Balagov’un ilk iki filmi Yakınlık (Tesnota, 2017) ve Uzun Kız (Dylda, 2019) arasında tematik ve biçimsel açıdan pek çok benzerlik var. Her iki film de şiddet dolu bir ortamda, yıkıcı bir savaşın gölgesinde çeşitli travmalarla baş eden genç kadınların öyküsünü anlatıyor. İki filmin dünyası da aynı ölçüde kasvetli, karanlık ve umutsuz. Farklı dönemlerde geçseler dahi iki filmi de Rusya’nın yakın tarihinden önemli bir periyodun portresi olarak tanımlamak mümkün. Ayrıca yönetmenin geçmişe bakışının bir yüceltme içermediğini, tahmin edilebilir bir nostaljiye ya da duygusallığa prim vermediğini de vurgulamak gerek. Dolayısıyla ileride ‘Balagov sineması’ olarak anılabilecek, kendi içinde tutarlı ve özgün bir filmler bütününün şimdiden oluşmaya başladığını söyleyebiliriz.

Balagov’un henüz yirmi altı yaşındayken çektiği Yakınlık’ın ismi, bu sözcüğün çağrıştırdığı duygusal bağdan ziyade filmin her karesine hâkim olan bir sıkışmışlık, çaresizlik hâline işaret ediyor. 1998 yılında geçen hikâye, Çeçen sorununun gündemde olduğu bir dönemde, Kabardeyler ile Yahudi azınlığın iç içe yaşadığı kırsal bir bölgede vuku buluyor. Filmin başkarakteri İla, ailesiyle birlikte yaşayan fakat vaktinin çoğunu Müslüman sevgilisi Zalim’le birlikte geçiren Yahudi bir genç kız. İla’nın erkek kardeşi David nişanlanacağı gün kaçırılınca aile yüksek fidye bedelini toplamak için önce çevreden yardım istiyor, daha sonra ise İla’yı tüm itirazlarına rağmen varlıklı bir ailenin oğluyla evlenmeye zorluyor. Balagov’un esas ilgilendiği nokta İla’ya ya da David’e ne olacağından çok, kaçırılma ve fidye olaylarının normal karşılandığı, etnisite ve din kökenli derin ayrılıkların şiddetle çözüldüğü, cinsiyet ayrımcılığının hayatın her boyutuna etki ettiği tekinsiz ve acımasız bir dünyayı eksiksizce betimlemek.

Yakınlık

Balagov Yakınlık boyunca korunması çok güç bir dengeyi ustalıkla muhafaza ediyor. Vahşet ve sefaletle dolu yaşamları perdeye taşırken sömürüye kaçmaktan, yoksunluğa ve şiddete gereksiz vurgu yapmaktan imtina eden bir film bu. Ama geçmişe naif bir perspektiften bakmayan, anlattıklarını yumuşatmakla, basitleştirip kolay tüketilebilir hâle getirmekle de ilgilenmeyen, gerektiği ölçüde sert ve gerçekçi olma cesaretini gösteren bir film aynı zamanda. Filmin başında ve sonunda açıkça ifade edildiği gibi, kendisi de bir Kabardey olan Balagov’un çocukluğunda tanık olduğu gerçek bir öykü izliyoruz fakat karşımızda özlemle hatırlanan nostaljik bir çocukluk anısı yok. Yönetmen filmin en karanlık, en boğucu bölümlerinde beklenmedik bir şiirsellik bulmayı, görsel ve işitsel açıdan akılda kalıcı anlar çıkarmayı, izleyiciyi Nalçik yakınlarındaki puslu Kafkas Dağları’nın ortasına bırakıp güçlü bir tensel etki yaratmayı başarıyor. Esas önemli nokta ise filmin muazzam dokunsal yoğunluğunun yalnızca Balagov’un çocukluğunu estetize eden kişisel bir projeye değil, küçük bir alanda iç içe yaşayan insanların etnik köken, inanç ve cinsel kimlik gibi sebeplerden dolayı birbirlerinden nasıl uzaklaştığını, hattâ birbirlerine ne kadar büyük zarar verdiğini anlatan politik bir metne hizmet etmesi.

Kasvet Bulutunun Gölgesinde

1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından yaşanan bir süreci perdeye taşıyan Uzun Kız, Yakınlık’a kıyasla çok daha büyük bir prodüksiyon. Ama Balagov gösterişli bir epiğe imza atmaktansa Yakınlık’ta ele aldığı temaları farklı bir pencereden incelemeyi seçiyor. Küçük bir çocuğun bakımını üstlenip Leningrad’da hemşirelik yaparken bir yandan da arkadaşı Masha’nın savaştan dönmesini bekleyen İya’nın hikâyesi alışılageldik savaş sonrası dramlarına hiç benzemiyor. Balagov savaşı film boyunca hiç göstermeyerek bir savaş öncesi/sonrası zıtlığı kurmaktan kaçınıyor ve silahlı çatışmalar bitse dahi savaşın gündelik yaşam içinde hâlen sürdüğünü vurguluyor. Sıklıkla karşılaştığımız travma sonrası “iyileşme” ya da toparlanma öykülerinin aksine, Uzun Kız’ın karakterleri için savaşı unutmak, eski yaşamlarına dönmek, yeniden huzur ve mutluluk bulmak ancak belli belirsiz bir hayal, asla ulaşamayacaklarını içten içe bildikleri uzak bir hedef. Balagov Yakınlık’ta olduğu gibi yine çıkışsız, boğucu, her şeyin güçlü bir kasvet bulutunun gölgesinde kaldığı bir dünya kuruyor ve sürprizlerle ilerleyen bütün hikâye boyunca izleyiciye nefeslenme, rahatlama fırsatı tanımıyor. Balagov sinemasının en çok umut vaat eden yönü, yönetmenin her bir kareye ayırt edici bir doku kazandırma becerisi belki de. Genç yönetmen en önemli sahneleri ustalıkla kurulmuş karmaşık plan sekanslarla perdeye taşıyor; renk kullanımı, netlik ve gren düzeyindeki değişimler, set ve kostüm tasarımındaki detaylar vasıtasıyla baş etmesi güç bir sıkışmışlık hissi yaratıyor.

Uzun Kız

Uzun Kız İya ile Masha arasındaki karmaşık ilişki üzerinden borç ve sorumluluk gibi kavramları inceleyen bir film. Film boyunca iki karakter arasındaki güç dengesi sürekli değişiyor; kimin kimi arzuladığını, kimin kime borçlu olduğunu ya da zarar verdiğini anlamak zorlaşıyor. Herkesin kendine göre haklı olduğu, suçlular ya da kurbanlar yerine yalnızca mücadele veren ve zorlu tercihlerle karşı karşıya kalan insanların yer aldığı bir hikâye bu. Dolayısıyla Balagov’un bir kez daha, kolaylıkla sefalet sömürüsüne ya da aşırı dozda karamsarlığa boğulabilecek bir noktadan yola çıkıp kavramsal ve biçimsel açıdan sofistike olan, çok boyutlu bir filme imza attığını söyleyebiliriz.


Uzun Kız, 2 Mayıs 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.