Şu An Okunan
Bir An: Dünyaya Düşen Adam

Bir An: Dünyaya Düşen Adam

-Gidersen ölürüm,

-Gitmezsem ölürüm.

Sevgilisinin gitmesini istemeyen kadın haykırır, ağlar, onun yolunu keser: “Söz veriyorum, kalırsan ölmeyeceksin.” Thomas Jerome Newton kalamayacağını söyler, Dünya’da daha fazla yaşaması mümkün değildir. Kadın tiz bir çığlık atarken, “Sen alien’sın” diye bağırır. İngilizcede hem yabancı, hem uzaylı demek olan bu kelimeyi duyan adam paniğe kapılır. “Biliyor mu?” diye düşünür “Biliyor olabilir mi?” Kadın, adamın yüzündeki acı dolu ifadeden, yanlış bir şey söylediğini fark eder: “Vizen bitti, biliyorum.” Kadın adama yaklaşır, elini bacak arasına uzatır. Adam yüzünde acı dolu bir ifadeyle titreyerek ondan uzaklaşır. Adam gerçekten uzaylıdır, adam David Bowie’dir, adam adam değildir. Fırından kurabiyeler çıkar: Kurabiyelerin kokusu, sevgilinin öfkesi, tepsiye yavaş çekimde vuran el, havada uçuşan kurabiyeler, uzayda dans eden alien. Kadın, adamı tartaklar. Kırılgan, zarif, saydam beden kasılmalarla ağırlaşır, gömleğin omuz kısmı açılır, adam çıplak teninin üzerine kapanır, ağlar. Sonra kendini banyoya sürükler. Kapıyı kilitler, aynanın karşısına geçer ve soyunur. Performansın sonu. Oynadığı adamdan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Dünyalılığının süresi bitmiştir. Bir bir kostümlerini çıkarır, gözlerinin içindeki lenslerden cımbız yardımıyla kurtulur. Peruk, ayna, meme ucuna giden el, zayıf beden, rahatlama, eşsiz androjeni. Bowie’nin sahnede öldürdüğü Ziggy Stardust’ın ardından, film sahnesinde öldürdüğü bir başka adam Thomas Jerome Newton. Metaforik ölümler… Adam gerçekten olduğu şeye dönüşür: dışarıda kalmak isteyen bir yabancı ya da uzaylı, tehlikeli ama güvenilir bir yoldaş. Station to Station şarkısındaki gibi: “Zayıf Beyaz Dük’ün dönüşü / Sevgililerinin gözlerine okçuklar fırlatarak.” Zeynep Dadak

(The Man Who Fell to Earth, 1976)

Yön: Nicolas Roeg

 

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.