Şu An Okunan
Umut Tazeleyen Filmler: Daima Mutlu

Umut Tazeleyen Filmler: Daima Mutlu

Daima Mutlu (Happy-Go-Lucky, 2008), karamsar bir bakışı bilinçli olarak reddederken aynı zamanda yetişkin olmak, sıradan faşizm ve kıstırılmış erkeklik gibi mevzulara serinkanlı biçimde eğilen bir Mike Leigh filmi.

Bu yazı Altyazı’nın 168. sayısında yayımlanmıştır.

Hannah Arendt, başlığını Brecht’in ünlü şiiri ‘Gelecek Kuşaklara’nın dizelerinden ödünç aldığı ‘Karanlık Zamanlarda İnsanlar’ (Men in Dark Times) kitabında, tıpkı şiirdeki gibi “haksızlığın diz boyu olduğu, başkaldırının hiç olmadığı yerde” adaletsizlik ve umutsuzluğa duyulan öfkeden, bizleri çirkinleştiren meşru nefretten, sesi boğuklaştıran sahici hiddetten söz eder. Arendt’e göre, bütün bunlar herkesin gözü önünde yaşanırken, olup bitenlerin çoğunluk tarafından kavranıp anlaşılması zordur. Zira, hakikatlerin yerini, yetkililerin acı gerçekleri ve haklı kaygıları savuşturan etkileyici konuşmaları ve laf salataları almıştır. İçinde bulunduğumuz faşizmin hakikat-sonrasında Arendt’in sözleri tıpkı bugün için yazılmış gibi.

Mike Leigh’nin Daima Mutlu’sunun başkarakteri Pauline ‘Poppy’ Cross da “karanlık zamanlarda” yaşayan insanlardan… Arendt’in konu edindiği portrelere (Rosa Luxemburg, Walter Benjamin) oranla sıradan biri. Kendisi gibi anasınıfında öğretmen olan arkadaşı Zoe ile aynı evi paylaşıyor. Son derece neşeli ve iyimser. Film boyunca onu bisikletiyle bir yerden bir yere giderken, dans ederken, trombolinde zıplarken izliyoruz. İşinden keyif alıyor, karşılaştığı zor durumların üstesinden soğukkanlılıkla geliyor… Ancak, Poppy, filmin özgün adının çağrıştırdığı gibi “gamsız, tasasız” biri değil. Tam tersine, arkadaşına karşı şiddet uygulayan öğrencisinden gece sokakta karşılaştığı evsize kadar herkese karşı diğerkâm, sorumlu bir insan.

Bu nedenle, filmin başlığındaki bu ironi bizleri yanıltmamalı: Daima Mutlu yaşadığımız karanlık dönemin sadece farklı bir portresi. Karamsar bir bakışı bilinçli olarak reddeden, aynı zamanda yetişkin olmak, sıradan faşizm ve kıstırılmış erkeklik gibi derin mevzulara serinkanlı biçimde eğilen bir film… Filmin esas kıymeti ise, ahlaki ve siyasi bir pratik olarak eğitimin önemini bizlere bir kez daha hatırlatması. Bir öğretmen ve –sürücü kursundan Flamenko dersine– öğrenci olarak Polly’den eleştirel pedagojiye dair öğreneceğimiz çok şey var.

Bu karanlık zamanlarda umudumuzu tazeleyecek filmlerden biri olan Daima Mutlu, insanların alçakgönüllü çabalarına dair bir mesel. Yine Arendt’in dediği gibi: “En karanlık zamanlarda dahi bir umut ışığı bekleriz. Ve bu umut, kuramlar ve kavramlardan çok, bazı insanların, hemen her koşulda ve tüm ömürleri boyunca, hayatları ve çalışmalarıyla çevrelerine yaydıkları belli belirsiz, yanıp sönen ve çoğu zaman da zayıf ışıktan kaynaklanır.”

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.