Şu An Okunan
Léa Seydoux’nun 5 Unutulmaz Performansı

Léa Seydoux’nun 5 Unutulmaz Performansı

Lea Seydoux

Kariyerine 2000’lerin başında televizyon dizileri ve popüler komedilerle başlayan Léa Seydoux, Tarantino’nun Soysuzlar Çetesi’nde (Inglourious Basterds, 2009) göründüğü ufak rolle daha geniş bir izleyici kitlesinin dikkatini çekmeyi başardı. Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiyeli Mavi En Sıcak Renktir’inden (La Vie d’Adèle, 2013) itibarense artık dünyaca ünlü bir yıldız hâline gelmişti. Uzun süredir bağımsız filmlerin ve festivallerin gözdesi olan oyuncu, zamanla anaakım sinemanın ve Hollywood’un da radarına girdi. 1 Temmuz itibariyle 36. yaşını dolduran Seydoux’nun kariyerinin köşe taşlarını hatırlayalım.


Yukarıdaki Çocuk

Léa Seydoux ilk büyük başarılarından birini Ursula Meier imzalı Yukarıdaki Çocuk’la (L’enfant d’en Haut, 2012) elde etti. İsviçre’deki bir kayak merkezinde zengin müşterileri soyarak geçimlerini sağlayan Louise ve Simon’a odaklanan film, bu soğuk atmosferde geçen bir aşağıdakiler/yukarıdakiler anlatısı sunuyordu. Filmin en sarsıcı yanlarından biri de, Seydoux’nun canlandırdığı genç ve ümitsiz Louise’in sakladığı büyük sırdı. Kadrosunda Seydoux’nun yanı sıra Kacey Mottet Klein, Gillian Anderson ve Martin Compston’ın da yer aldığı film Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı Ödülü’nün sahibi olurken, o yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında İsviçre’yi temsil etmek üzere seçildi ve kısa listeye girmeyi başardı.


Mavi En Sıcak Renktir

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan ve büyük ses getiren Mavi En Sıcak Renktir (La Vie d’Adèle, 2013) şüphesiz Léa Seydoux’nun uluslararası alanda tanınırlık kazanmasının en büyük sebeplerinden biri ve oyuncunun kariyerindeki en önemli durak oldu. Julie Maroh’nun aynı adlı çizgi romanından uyarlanan Abdellatif Kechiche imzalı film, genç Adèle’in Emma’yla tanıştıktan sonra girdiği kimlik sorgulamasına ve kendini keşif yolculuğuna odaklanıyordu. Seydoux’nun canlandırdığı özgür ruhlu, başına buyruk sanat öğrencisi Emma ise, başkaraktere bu serüven boyunca eşlik eden sevgilisi ve rehberiydi. Yakın plan çekilmiş uzun seks sahneleriyle bolca tartışma yaratan film, aynı zamanda hem set ekibinin hem de başrol oyuncuları Léa Seydoux ile Adèle Exarchopoulos’un yönetmene yönelik eleştirileriyle de hatırlanıyor. Seydoux, o dönemde Mavi En Sıcak Renktir’den memnun olduğunu söylese de Kechiche’le çalışma deneyimini “korkunç” olarak tanımlamış ve kendisiyle bir daha çalışmayacağını dile getirmişti.


Büyük Budapeşte Oteli

Kariyerine dünya sinemasının önde gelen yönetmenleriyle çalışarak yön vermeye başlayan Léa Seydoux’nun Wes Anderson’la ilk işbirliği Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel, 2014), oyuncunun yıldızlarla dolu bir kadroda yer almasına vesile oldu. İki savaş arasındaki dönemde geçen dört Oscar ödüllü film, hayali Zubrowka ülkesindeki tarihî Büyük Budapeşte Oteli’nin konsiyerj görevlisi Gustave ile otele bellboy olarak gelen Zero Moustafa’nın hikâyesini anlatırken izleyici karşısına pek çok ünlü oyuncuyu çıkarıyordu. Ralph Fiennes, Adrien Brody, Willem Dafoe, Saoirse Ronan, Tilda Swinton ve Edward Norton gibi isimlere eşlik eden Léa Seydoux filmde, Büyük Budapeşte Oteli’nin gedikli müşterilerinden Madame D.’nin hizmetçisi Clotilde’i canlandırıyordu.


The Lobster

Oyuncuyu Yunan Tuhaf Dalgası’nın en büyük temsilcisi Yorgos Lanthimos’la bir araya getiren The Lobster’da (2015) Léa Seydoux, asilerin liderini canlandırıyordu. Eşi onu terk ettikten sonra bir otele yerleştirilen ve kendine yeni bir partner bulması için kırk beş gün süre verilen David’e odaklanan filmde, otele getirilen müşteriler şayet bir eş bulamazlarsa idare tarafından seçtikleri hayvana dönüştürülüyorlardı. Otelin “müşterileri” olan bekâr insanların konaklama sürelerini uzatmaları ve dönüşümden geçmemeleri için tek yol ise ormanda yaşayan asileri avlamaktan geçiyordu. Colin Farrell’ın David’e hayat verdiği filmde Seydoux’nun canlandırdığı asi lider, diğer bir asi olan Rachel Weisz’la birlikte bu sistemin bir kurbanı olmamanın mümkün olduğunu, günün sonunda yalnız dans etseler bile bu dönüşümün bir parçası olmayacaklarını vurguluyordu.


Spectre

Anaakım filmlerle de kariyerini besleyen Léa Seydoux, bu yoldaki en büyük çıkışını 2015 yılında, Sam Mendes imzalı James Bond filmi Spectre’la gerçekleştirdi. Ajan 007’ın SPECTRE örgütüyle mücadele ettiği filmde Seydoux, Avusturya Alpleri’nde çalışan Doktor Madeleine Swann’ı canlandırıyordu. James Bond’un görevinde kilit bir noktayı çözüme kavuşturacak Madeleine, onu L’Américain Oteli’ne götürüyordu. Léa Seydoux, serinin en yeni halkası Ölmek İçin Zaman Yok’ta (No Time to Die, 2021) bir kez daha Daniel Craig’e eşlik edecek. Pandemi nedeniyle gösterimi bu yıla ertelenen filmde, Craig ve Seydoux’nun yanı sıra Ana de Armas ve Rami Malek gibi yıldızlar da rol alıyor. Açıklanan yeni vizyon takvimleriyle beraber filmin Türkiye’de, 1 Ekim 2021 tarihinde sinema salonlarındaki yerini alması bekleniyor.

Hazırlayan: Cem Hakimoğlu

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.