Şu An Okunan
Setsuko Hara’ya Sessiz Veda

Setsuko Hara’ya Sessiz Veda

Ozu filmlerinin gülümsemesiyle akıllara kazınan Noriko’su 2015 yılında 95 yaşında hayata veda etmişti. Setsuko Hara’yı, kalp kırıklıkları ve tevekkül içinde hayatı kabullenmesini bilen ama hiçbir zaman edilgen olmayan güçlü portreleriyle hatırlıyoruz. Japon sinemasının divasını doğumunun 100. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

Övgü Gökçe

Bu yazı Altyazı’nın Ocak 2016 tarihli 157. sayısında yayımlanmıştır.

Batı basını Japon sinemasının klasik dönemdeki en büyük yıldızlarından biri olan Setsuko Hara’nın ölüm haberini “Ozu’nun perisi doksan beş yaşında hayata veda etti” benzeri ifadelerle Kasım ayında duyurdu. Çok geçmeden, Hara’nın ölümünün aslında bu haberlerden birkaç ay evvel gerçekleştiği ortaya çıktı. Haberin basına duyurulmasındaki bu gecikme, Hara’nın ailesinin tercihiydi. Setsuko Hara’nın filmlerinden taşan duyguya aşina olanlar için daha da hüzünlü bir son anlamına gelen bu sessiz sedasız veda, Hara’nın otuz yıllık göz kamaştıran bir kariyerin ardından oldukça erken bir yaşta inzivaya çekilme kararı düşünüldüğünde anlaşılır hâle geliyor. Hayatı boyunca adının en fazla birlikte anıldığı kişi olan efsanevi Japon yönetmen Yasujirô Ozu’nun 1963’teki ölümünden hemen sonra beyazperdeyi terk eden Hara’nın inzivasını doğrudan Ozu’nun kaybıyla ilişkilendirenlerin sayısı az değil. Kimileriyse kırklarının sonuna gelmeden perdeden ayrılan, 1930’larla 60’ların başı arasında bu denli parıldayan bu büyük yıldızın kariyerini Hara’nın çok az sayıda röportajından birindeki şu mütevazı sözlerle ifade ediyor: “Parlayan tek yıldız ben değildim, o zamanlar herkes parlıyordu…”

Setsuko Hara’nın yarattığı enigma ya da kısmen gizemli yıldız imgesi ve Japon sineması içindeki yeri çok sayıda benzetmeyle ifade edildi bugüne dek. Perdede yarattığı etki kadar erkenden ortalıktan yok oluşuyla da Batılı yazarlarca Greta Garbo’ya benzetilen Hara’nın oynadığı filmler, temsil ettiği karakterlerle keşfedilmeye değer bir çerçeve sunuyor. Hara’nın erken dönem kariyeri İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine kadarki dönemde Japon ulusal değerlerini yansıtması açısından önemliydi. Asıl adı Masae Aida olan Hara, 1935’te ilk rolünü oynadığında sadece on beş yaşındaydı. Akrabası olan yönetmen Hisatora Kumagai vesilesiyle sinemaya giren Hara’nın kariyeri, 40’ların ortalarına kadar Japon sinemasına hâkim olan kahramanlık hikâyeleriyle ilerledi. Japonya’nın Asya’da yürüttüğü savaşları konu alan bu filmlerdeki fedakâr karakter rolleriyle Hara, aynı zamanda dönemin kahramanlık filmlerinin yansıttığı ulusal bilincin de parçası hâline gelmişti. Savaş sonrası dönemde, Hara’nın kendine has oyunculuğunu sergileme imkânı bulduğu, bu anlamda yıldız imgesinin de tam olarak yerleşmesini sağlayan ilk önemli filmi ise Akira Kurosawa’nın 1946 yapımı No Regrets for Our Youth’u (Waga Seishun ni Kuinashi, 1946) oldu. Nitekim, Hara’nın bugüne dek özdeşleştirildiği Yasujirô Ozu’dan sonra en fazla çalıştığı iki isim, klasik dönemin önemli yönetmenlerinden Mikio Naruse ve Kurosawa idi.

No Regrets for Our Youth

KUROSAWA’YLA MODERN KENTE GİRİZGÂH
Güncel toplumsal ve politik meselelere odaklanması ve bir kadın karakter etrafında şekillenmesi açısından sonraki Kurosawa filmlerinden farklı bir yerde duran No Regrets for Our Youth, Hara’nın oynadığı karakterlerin çeşitliliğini bir arada gösteren bir filmdir. 1933-1946 arasında uzun bir dönemi kapsayan hikâye, bir yandan Japonya’daki anti-militarist eğilimler ve döneme hâkim politik çatışmalar etrafında şekillenirken, bir yandan da Hara’nın canlandırdığı Yukie karakteri üzerinden genç bir kadının bu toplumsal arka plan etkisindeki dönüşümünü ele alır. Hara, Kyoto Üniversitesi’nde çalışan bir profesörün toy ve uçarı kızı olarak temsil edilen Yukie karakterinin adım adım büyümesini ve yıllar içinde bütünüyle dönüşmesini başarıyla aktaran sabırlı bir performansa imza atar. Yukie’nin tasasız gibi görünen sade hayatı üniversitede farklı siyasi yönelimler içindeki iki erkek karakterle olan ilişkisi üzerinden kafa karıştırıcı bir hâl alır; çözümlenemeyen gönül meseleleri ve politik ortamın belirlediği ayrılıklar sonucunda Yukie evden ayrılmaya karar verir. Hara, Yukie’nin Tokyo’ya taşınarak çalışıp para kazanması ve kendine bir hayat kurması sürecini dönüşümünün ilk aşaması olarak ele alır. Kyoto’da hoşlandığı ancak yolları tam olarak kesişmediği için de çareyi evden ayrılmakta bulduğu maceraperest Noge’yle yeniden karşılaşması, Yukie’nin içindeki arzularının peşinden giden genç kadını ortaya çıkaracaktır. Noge’nin çalıştığı yeri öğrendikten sonra içeri girmeye cesaret edemeyen Yukie’nin günler ve belki de haftalar boyunca Noge’nin kapısının önünden geçtiği ve Kurosawa’nın etkileyici bir biçimde görselleştirdiği dokunaklı sahne Hara’ya, kendini var etmek için aşkının peşinden giden bir kadını canlandırma şansı verir. Sonradan Ozu filmlerinde karşılaşacağımız ölçülü ve çekingen ideal kadın performansından farklıdır bu. Yukie’nin toplumsal normlardan bağımsız olarak Noge’yle kurduğu hayat, sevdiği adamı talep eden bir kadın karakter ortaya koyar.

Gelgelelim kendisini tutkuyla verebileceği bir işi olmamasına isyan eden bu bağımsız ve modern genç kadın, Noge’yle kurduğu yeni hayatında erkeğin bakımını üstlenen, ev içine hapsolan ve temelde eşiyle ilgili endişeler etrafında yaşayan geleneksel bir kadın figürüne dönüşecektir. Çok geçmeden Noge’nin hapse girişi ve ölümüyle bu kez Yukie, Noge’nin uzun zamandır arayıp sormadığı çiftçi anne babasını ziyaret etmeye karar verir. Yaşadıkları köyde oğullarının politik sicili nedeniyle dışlanan ve yalnızca geceleri sürdürülebilen bir hayat yaşamaya zorlanan bu yaşlı anne ve baba, Yukie’nin her şeyi bırakarak onların yanına yerleşmek konusundaki ısrarını başta yadırgarlar. Filmin son etkili dönüşümü işte bu noktada gerçekleşir. Yukie zamanla ailenin yaşadığı zorluklar konusunda onlarla ortaklaşacak, hasta olmak ve neredeyse ölmek pahasına pirinç tarlalarında çalışan, kendine çalışmak üzerinden bir kimlik kuran azimli ve onurlu bir tarım işçisine dönüşecektir. Böylelikle Hara, No Regrets for Our Youth’la savaş sonrası Japonya’nın modern kent hayatına girizgâh yaparken bir yandan da erken dönem filmlerindeki ulusal figür resmini güçlendiren bir performansa imza atar.

Tokyo Hikâyesi

OZU’YLA DÖRT MEVSİM
Setsuko Hara, kariyerinin en önemli bölümünü, birlikte altı filme imza atacağı Yasujirô Ozu’yla geçirir. Hara’nın Ozu’yla birlikte gerçekleştirdiği filmler içinde, Hara’nın canlandırdığı karakterden hareketle sıklıkla Noriko üçlemesi olarak da anılan Geç Gelen Bahar (Banshun, 1949), Erken Gelen Yaz (Bakushû, 1951) ve sinema tarihinin en önemli filmleri arasında yer alan Tokyo Hikâyesi (Tôkyô Monogatari, 1953) özellikle öne çıkar. Ozu’nun eşsiz anlatımıyla, modern Japonya’daki kent hayatının belirlediği aile ilişkilerini incelikli bir şekilde ele alan bu filmlerde, Hara’nın canlandırdığı Noriko karakteri birbirinden bağımsız olmakla birlikte yer yer ortaklıklar içeren, birbirini hatırlatan ve hikâyede her seferinde evlilik meselesiyle ilişkilendirilen özelliklere sahiptir.

Geç Gelen Bahar, birlikte yaşadığı babasının bakımını üstlenmiş olan Noriko’nun halasının ve çevresinin evlilik baskılarına karşın babasını bırakmamakta diretmesi üzerine kuruludur. Halası ve babası birlik olarak, babasının başka bir kadınla evlenme ihtimalini biraz da Noriko’yu evliliğe ikna etmenin bir yolu olarak kullanırlar ve filmin sonunda başarıya ulaşırlar. Erken Gelen Yaz bu kez ev hayatıyla çalışma hayatını belli bir dengede götüren Noriko karakterinin ailenin büyük amcasının ziyareti sırasında benzer bir biçimde gündeme gelen evlilik talepleriyle karşı karşıya kalmasını ve çeşitli çabaların ardından ailenin pek de içinde sinmeyen bir izdivaçla evden ayrılmasını konu alır. Tokyo Hikâyesi’nde ise bu kez savaş nedeniyle dul kalmış bir gelin olarak Noriko’nun, modern kent yaşamındaki meşguliyetleri nedeniyle çocuklarının yeterince vakit ayıramadığı yaşlı bir çiftle olan yakın ilişkisini izleriz.

Her ne kadar bu filmlerin merkezinde yer alan konu evlilik gibi görünse de, Noriko karakterini ya da Hara’nın performansını yalnızca evlilik çağına gelmiş genç bir kadını canlandırmaktan ibaret görmek zordur. Ozu, filmlerin içindeki gündelik hayat örgüsünü öylesine sağlam kurar ki, en sıradan pratiklerin içinde bile baba kız ilişkisi gibi karmaşık duygusal bağlar örtük olarak bulunur. Filmlerin gücü ve Hara’nın filmlere kattığı duygu da bu örtük ama derin iç dünya kavrayışıyla açıklanabilir. Birkaç cümleyle özetlenebilecek film öyküleri ya da olay örgüsünü belirleyen sade gündelik hayat deneyimleri, kimi zaman ‘yuvadan ayrılma’nın ağırlığını, kimi zamansa kendini ifade edemeyen bir genç kadının büyük içe kapanış anlarını, öfkesini ve isyanını ölçülü bir şekilde aktarır. Hara, Noriko karakteriyle temelde Ozu’nun canlandırılmasını oldukça zor bulduğu “iyi aile kızı”nı temsil eder. Ancak tüm bu filmlerde, kibar, sabırlı, fedakâr yaklaşımının yanı sıra, erkeklere karşı sözünü sakınmayan, farklı nesillerden insanlarla farklı ilişkiler kurabilen, sakin ve yer yer geleneksel rollere denk düşen mizacına karşın asla edilgen olmamayı da başaran bir karakterdir.

Belki de bu yüzden Setsuko Hara, Japon sinemasının divası olarak anılmasını sağlayan bu kariyerin ardından geriye dönüp bakıldığında, Japon ulusunun savaş öncesi ve sonrası pek çok değerini temsil eden ikonik özelliklere sahip olsa da gizemini hep korumuştur. Her ne kadar çoğu yazarın ifade ettiği gibi, Hara’nın temsil ettiği ‘ideal kadın’ Japonya’nın milli değerlerinden biri olarak kabul görse de, belki de Hara’nın Ozu’yla olan ortak çalışmasına borçlu olduğumuz şey, sorunsuz gibi görünen tüm bu ideal aile (ya da ulus) resminin içinde, kalp kırıklıkları ve tevekkül içinde kabullenilmesi gereken hayata dair başka şeyler olduğunu da kavrayabilmemizdi. Hara tüm bunları o kibar ve asla silinmeyecek hissi veren gülümsemesiyle ifade etmeyi başardı. Tokyo Hikâyesi’nin bir noktasında geçen diyalog belki de bütün bunları en güzel somutlaştıran anlardan biridir. Kyoko sorar: “Hayat insanı hayal kırıklığına uğratmıyor mu?” Noriko filmler boyunca yüzünden eksik olmayan o içten gülümsemesiyle “Evet, öyle.” diye cevap verir; bilmek ve kabullenmek aynı anda mümkün olabilir

© 2013 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.