Şu An Okunan
Mutluluğun Peşinde: Acının Evreni ve Paralel Evrenler

Mutluluğun Peşinde: Acının Evreni ve Paralel Evrenler

Mutluluğun Peşinde

Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı ve Shortbus filmlerinin yönetmeni John Cameron Mitchell, yıldız oyuncularla çalıştığı Mutluluğun Peşinde‘de (Rabbit Hole, 2010) küçük oğullarını bir kazada kaybeden bir çiftin bu acıyla başa çıkma ve hayata yeniden tutunma çabalarını ele alıyor.


Bu yazı, Altyazı’nın Nisan 2011 tarihli 105. sayısında yayımlanmıştır.


John Cameron Mitchell, orta sınıf Amerikan ailesinin artık ezbere bildiğimiz sıkıntısının geçmişte kalmış güzel bir rüya haline geldiği bir hikâye anlatıyor Mutluluğun Peşinde’de. Evli çift Becca (Nicole Kidman) ve Howie’yi (Aaron Eckhart) bu rüya günlerinde değil, oğullarını bir kazada kaybetmiş olmanın derin kederinin içinde tanıyoruz. Normal hayatın, eş dostla yemek yemekten evde turta pişirmeye, sevişmeye kadar gündelik yaşamın sıradan ne kadar unsuru varsa hepsinin ya yok olduğu, ya işlevsizleştiği, ya da acıyla mücadele etmenin bir aracı haline geldiği büyük bir matemin içindeler. Film metaforik bir sahneyle açılıyor; Becca evin büyük bahçesinde eline toprak almış, yakın planda bir çukura toprak atıyor, bir mezarlığa toprak atar gibi. Ama aslında çiçek dikiyor. Trans halinde, özenle tek tek yerleştiriyor çiçekleri. O sırada bahçeye gelen komşusu yanlışlıkla çiçeklerden birini eziyor ve gözleri dolan, sesi titreyen Becca, ezilmiş çiçeğe acıyla bakıyor. Ölümü gömmek, sonra topraktan yeniden hayat yeşertmek, yaşamın devam ettiğine inanmaya çalışmak, yeniden bir şeye hayat vermek ve hayat verdiğin şeyin kimseyi suçlayamayacağın bir şekilde yok olup gitmesi…

Mutluluğun Peşinde

Mutluluğun Peşinde, öyle çok güçlü, sarsıcı, iddialı bir film değil, ne diliyle ne önermesiyle… Yakın zamanda izlediğimiz için Deccal’i (Antichrist, 2009) hatırlarsak mesela, aynı acıdan yola çıkan Mutluluğun Peşinde’de ne karakterler ne de yönetmen, Deccal’dekigibi deliliğin üst mertebelerine ulaşmıyor. Ya da bu kusursuz çiftin mutlaka çağrıştırdığı Hayallerin Peşinde’deki (Revolutionary Road, 2008) April’ın sıradan bir orta sınıf aile olmamak adına karnındaki bebeği kendi çabasıyla kan içinde düşürmesine benzer bir radikalliğin de çok uzağında bu film. Yaşanan acının büyüklüğü ne karakterleri, ne de filmin kendisini başka bir evrene, başka bir var olma biçimine, bambaşka bir algı türüne taşımıyor. Ancak bu yüzden de, sıradanlığın gündelik dünyasının içinde derin kederin nasıl yaşanabileceğine dair çok basit bir hikâye anlatmaktaki başarısıyla iyi bir film Mutluluğun Peşinde. Delirmenin o kadar kolay olmadığı bir gerçeklikte, sıradan insanların hiç sıradan olmayan büyük acılarla nasıl baş ettiğiyle ilgilenen bir film.

Tavşan Deliği

Becca ve Howie’nin dört yaşındaki oğulları Danny’nin köpeğin peşinden sokağa koşarken bir arabanın altında kalmasından sekiz ay sonrasında başlıyor öykü. Matemin hayatın akışının dışındaki bir yerlerde, zamanın dışında yaşandığı evrenin geçtiği, ama henüz matem sonrası hayatın kurulamadığı bir evrede… Bütün hikâye de bu geçiş aşaması zaten. Becca ve Howie, acıyı devam eden hayatın içinde yaşamanın yollarını arıyorlar, farklı yolları deniyorlar. Ama karı kocanın acıyı deneyimleme biçimleri arasında bir senkron sorunu, bir yaklaşım farkı, bir yöntem uyuşmazlığı var. Becca, oğlunu hatırlatan her şeyden kurtulmaya çalışıyor; buzdolabının üzerindeki resimleri kaldırıp, kıyafetlerini toparlayıp, köpeği annesine gönderip evi satmaya çalışarak. Howie ise oğlunun parmak izlerini taşıyan o evi seviyor, geceleri onun video kayıtlarını izliyor, köpeği geri almak istiyor. Howie grup terapisini denemeye açık, Becca daha en baştan nefret ediyor. Becca oğluna çarpan liseli Jason’la görüşüp acısını paylaşıyor, Howie onu görmeye bile katlanamıyor… İkisi arasında sürüp giden gerilim, böylesi bir kaybın üstesinden gelmenin bilindik yollarının çatıştığı, bazen işe yaramayacağından emin olunan denemelere girildiği, bazen işe yarama ihtimali olan bir seçeneği gerçekleştirmenin becerilemediği bir gerilim.

Becca’nın ailesiyle olan ilişkisi de meseleyi karı-koca ilişkisi dinamiklerinin ötesine taşıyor. Anne olmak için fazlasıyla sorumsuz ve yetersiz bularak yıprattığı hamile kız kardeşi, Becca için kendi kaybıyla yüzleştiği bir başka ilişki oluyor. Bir de çocuğunu kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen annesi var; otuz yaşındaki oğlunu aşırı dozdan kaybetmiş çünkü. Kendi kaybını kardeşinin ölümünden ayırmak için annesiyle durmadan çatışıyor Becca. Bu iki kayıp arasındaki her karşılaştırmada Becca’yı asıl sinirlendiren dört yaşla otuz yaş, aşırı dozla kaza arasındaki farktan çok, annesiyle kendisi arasındaki farklılık. Oğlunu kaybettiğinde kilisede huzur arayan, kendisine de böyle yapmasını öneren annesine bir Tanrı varsa da bunun sadist bir Tanrı olduğunu söyleyerek kavga çıkarıyor Becca. Grup terapisi de aynı nedenle işe yaramıyor. Acıdan kaçarken Tanrı’ya sığınan, kaybettikleri çocuklarının cennette melek olarak kendilerini beklediğine inanan gruptaki diğer ailelerle daha ilk seferde kavga ediyor. “Tanrı’nın bir meleğe ihtiyacı vardı madem, neden yaratıvermedi, Tanrı değil mi, yaratıverseydi…” diye çıkışarak terapiyi terk ediyor.

Mutluluğun Peşinde

Oğluna kazayla çarpan Jason’la arkadaşlığı, aradığı çıkış yolunu veriyor Becca’ya. Tesadüfen karşılaşıp ne yapacağını bilmeden takip ettiği Jason’ın kütüphaneye teslim ettiği bir kitabı gizlice alıyor önce; paralel evrenler üzerine bir kitap. Sonra Jason’la görüşmeye başlıyor ve onun bitirme ödevi olarak hazırladığı çizgi romanı alıp okuyor. Kitapta Jason, tavşan deliğine girip kaybolan bir bilimadamının oğlunun, babasının ardından aynı deliğe girmesini ve aslında ölmüş olan babasının paralel evrenlerdeki farklı tezahürleriyle buluşmasını anlatıyor. Kocasıyla, kardeşiyle, annesiyle acısını paylaşamayan Becca, oğlunun ölümüne neden olan gençle konuşarak iyileşiyor. Kendi suçluluk duygusuyla Jason’ın suçluluğu arasında kurduğu paralellik, paralel evrenler üzerine sohbetlerle derinleşiyor. Filmin başlarından itibaren gördüğümüz çizim yapan elin sahibinin Jason olduğunu ‘Tavşan Deliği’ isimli kitabıyla birlikte anlıyoruz. Howie ve Becca kavga ederken, ağlarken, bin bir yol denerken, film boyunca, bir el sakince çiziyor; karı kocanın yaşadığı ağır hikâyeyi bölerek hafifleten bir etki yaratıyor bu çizimler. Bilimden beslenen bu fantastik kurgu acıyı hayata katıp yola devam etmenin mizansenini çiziyor çünkü; çizimlerin rahatlatıcılığı, inanılacak bir hikâyeyi hazırlıyor olmasından geliyor, bunu filmin sonunda anlıyoruz. Oğlunun bir melek olup cennete gittiğine inanmayan, her türden dinî anlatıya sinirlenen Becca, bilimin anlatısını ve fantezinin kurgusunu tercih ediyor. Evet, pek yeni bir şey değil, oldukça da naif… Ama ayakları dünyanın toprağına basan bir acıyı tarif eden, sıradan insanların hangi bilindik yöntemlerle nasıl tahammül taktikleri geliştirdiğine bakan ve bunda başarılı olan bir filmin içinde yerli yerine oturuyor.


Mutluluğun Peşinde, 11 Mayıs 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.