Şu An Okunan
Saklı Gerçekler: Gerçeklik ile Performans Arasında

Saklı Gerçekler: Gerçeklik ile Performans Arasında

Geçtiğimiz yıl Arakçılar’la (Manbiki Kazoku) Altın Palmiye kazanan Japon usta Hirokazu Koreeda’nın yeni filmi, yıllar sonra bir araya gelen ünlü bir oyuncu ile senarist kızının öyküsünü anlatıyor. Başrollerini Catherine Deneuve ile Juliette Binoche’un paylaştığı Saklı Gerçekler aile ilişkilerine odaklanan oyunbaz bir meta-film.

Altyazı’nın 192. sayısında yayımlanmıştır.

Eren Odabaşı

Not: Bu yazı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

Günümüz Japonya sinemasının en önemli ustalarından Hirokazu Koreeda, iddialı bir hamleyle orijinal ismini ‘Gerçek’ koyduğu yeni filminde, kültürel üretimin özünde yer alan ‘gerçeği yontma’, bireysel bir süzgeçten geçirme sürecine, sanat ile sanatçının gerçek hayattaki kimliği arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Filmin böylesine çarpıcı bir isim taşımasının basit bir açıklaması var aslında; Catherine Deneuve’ün canlandırdığı başkarakter Fabienne, Saklı Gerçekler’in (La Vérité, 2019) başında ‘Gerçek’ adını verdiği otobiyografik bir kitap yazıyor. Bu kitabın piyasaya çıkması, Fabienne’in ABD’de senaristlik yapan kızı Lumir’in eşi ve oğluyla birlikte uzun bir aradan sonra Fransa’ya dönmesine vesile oluyor. İki César ödüllü çok ünlü bir aktris olan Fabienne’in işini ailesinin önünde tutmasının ve bu ziyaret sırasında bile kızından ziyade yeni filminin çekimleriyle meşgul olmasının da, anne-kız arasındaki soğuk ilişkiye pek bir faydası dokunmuyor tahmin edileceği üzere. Sırf hikâyenin kısaca özetlediğim çıkış noktasına bakarak bile Saklı Gerçekler boyunca sanat ile gündelik yaşamın iç içe geçtiğini, hepsi sanatçı olan karakterlerin özel yaşamları ile mesleklerini ayrı tutmakta zorlandıklarını görmek mümkün. Filmi izlerken ilk bakışta bir performans ya da kurgu olarak algıladığımız pek çok şeyin aslında karakterlerin gündelik yaşamlarının bir parçası olduğunu fark ediyoruz. Fabienne’in rol aldığı yeni film ‘Annemin Hatıraları’ ismini taşıyor ve başta absürd bir bilimkurgu gibi görünmesine rağmen Fabienne ve Lumir’in gerçek ilişkisiyle paralellikler içeriyor örneğin. Uzay yolculuğu sırasında yaşlanmadığı için Dünya’ya döndüğünde kızını kendisinden daha yaşlı hâlde bulan bir kadın hakkındaki bu ‘film içinde film’, uzun yıllar birbirini ihmal edip birbirinden uzaklaşmış bir anne-kız ile ilgili ve Fabienne’in film setinde sarf ettiği replikler aslında gerçek kızı Lumir hakkında da olabilir kolaylıkla.

Kuşkusuz bu ilişki çift yönlü işliyor; Saklı Gerçekler boyunca başta doğallığından şüphe etmediğimiz, karakterlerin samimiyetine inandığımız pek çok sahnenin aslında dikkatle planlanmış birer performans olduğunu anladığımız bölümler de var. Yemek masasında ya da salonda gerçekleşen duygusal özür veya teşekkür konuşmalarının samimi olmadığını, çoğunun Lumir tarafından önceden yazıldığını öğreniyoruz. Anne ile kızı arasındaki en duygusal, en dürüst hesaplaşmanın sonunda Fabienne aynı duyguları rol yaparken de hissetmenin oyunculuğuna ne kadar faydalı olacağından söz ediyor. Yani kısacası Saklı Gerçekler’de neredeyse hiçbir şey ilk bakışta göründüğü gibi değil çünkü samimi ve doğal davranışların nerede bitip performansın nerede başladığına karar vermek, kimin ne zaman rol yaptığının ayırdına varmak çok zor.

AİLE BAĞLARI

Söz konusu durum Saklı Gerçekler’i oyunbaz bir meta-filme çevirmekle kalmıyor. Koreeda’nın esas derdi daha önce de defalarca yaptığı gibi aile kavramını ve aile içi ilişkilerin farklı yönlerini sorgulamak. Bu açıdan bakınca anlıyoruz ki Fabienne yalnızca film setindeyken rol yapmıyor, ailesinin kendisini nasıl gördüğünü de dikkatle kontrol ediyor sürekli. Benzer biçimde Lumir de yalnızca film setinde ya da konuşma hazırlarken yazarlık yapmıyor, eşine ve annesine söylediği her bir sözü de bir nevi replik gibi, karşısındakine üstü kapalı bir mesaj verme gayesiyle sarf ediyor. Lumir’in Fransa’ya döndüğünde eşi ve çocuğuyla yarattığı mutlu aile tablosunu nasıl yorumlamalı örneğin? Annesinin ihmalkârlığına ve mutsuz geçen çocukluğuna rağmen Lumir’in yabancı bir ülkede kendi başına mutlu bir aile kurmayı başardığını mı düşünmeli? Eğer durum böyleyse Saklı Gerçekler aile olmanın kan bağlarıyla alakalı olmadığını, birlikte zaman geçirip birbirini düşünmenin ve hayatı paylaşmanın insanları aile yaptığını söylüyor denebilir. Fakat bu mutlu aile tablosunu da aslında bir başka performans olarak yorumlamak mümkün. Lumir iyi anne/iyi eş rollerini üstlenerek annesinden intikam almak, annesine çocukluğu boyunca kendisini nelerden mahrum bıraktığını hatırlatmak mı istiyor? Annesini incitmek için rol mü yapıyor kısacası? Bu ikinci seçenekten yola çıkarak Saklı Gerçekler’in zamanın iyileştiremediği ailevi yaralara dair bir film olduğunu, dışarıdan mutlu ya da mutsuz görünmelerinden bağımsız olarak her ailenin derin sırlar ve üzüntüler sakladığını ima ettiğini öne sürebiliriz.

Koreeda filmdeki pek çok parçanın bu şekilde farklı perspektiflerden okunmasına olanak sağlıyor. Bu da ilk bakışta çok tanıdık görünen öyküyü giderek daha zengin ve katmanlı hâle getiriyor. Başlarda Fabienne’i işkolik bir diva, bencil ve ilgisiz bir anne, yaşlandığı gerçeğiyle yüzleşemeyen ve genç meslektaşlarını kıskanan bir aktris olarak görüyoruz. Açılış sahnesinde Fabienne kendisiyle röportaj yapan genç gazeteciyi azarlıyor. Fabienne kitabının yüz bin satacağını söyleyip böbürlendikten hemen sonra yalnızca elli bin kopyanın basıldığını öğreniyoruz. Ama öykü ilerledikçe Fabienne’in insani yönlerine tanık oluyor ve onu daha iyi anlamaya başlıyoruz. Sevgisiz bir anne sandığımız Fabienne “kaplumbağaya çevirdiği bir adamla” ilgili şakalar yapıp “sihirli güçlerini” çok komik bulan torununun sevgisini kazanıyor. ‘Annemin Hatıraları’ filminde başrol oynayan genç aktrise yardımcı olup onu evine davet ediyor. Başta annesinin kurbanı olarak algıladığımız Lumir’in ise annesine haksızlık ediyor olabileceğine dair ipuçları gün yüzüne çıkıyor. Lumir’in eşinin ciddi bir alkol problemi var, geçmişe dair hatırladığı her şey ise kendisini masum bir kurban olarak konumlandırıp tüm anlaşmazlıkların suçunu annesine yükler nitelikte. Dolayısıyla Koreeda filmin ikinci yarısında söz konusu “sevgisiz anne ve ihmal ettiği zavallı kızı” şablonunu karmaşıklaştırıp herkesin kendince haklı olduğu, aynı olayları farklı perspektiflerden gördüğü hassas bir denge kuruyor.

FRANSIZ SİNEMASINA SAYGI DURUŞU

Filmin aile kavramına dair söyledikleri çok yönlü ve farklı yorumlara açık ama bu fikirlerin hiçbiri taze ya da şaşırtıcı değil. Koreeda’nın daha önceki filmlerinde aile hakkındaki benzer fikirlerin daha etkileyici biçimde ele alındığına tanık olmuş izleyiciler için, Saklı Gerçekler’e ilginçlik kazandıran temel nokta klasik Koreeda temalarının Japonya dışına, Koreeda’nın hiç de aşina olmadığı bir coğrafyaya taşınması. Fransız film endüstrisi ve kültürü, Japon yönetmen için hayli zengin bir arka plan oluşturuyor. Filmin en hoş esprileri Fransız sinemasının Simone Signoret, Danielle Darrieux ve Brigitte Bardot gibi aktrisleri hakkında; üstelik bu espriler tüm Fransız aktrislerin belki de en efsanevisi olan Catherine Deneuve tarafından dile getiriliyor. Her filminde uzun yemek yapma ve yeme sahnelerine yer veren, aile birliğini yemek masasının etrafında ya da mutfakta yakaladığı küçük anlarla betimlemeyi seven Koreeda için, Fransız mutfağı da Saklı Gerçekler’in en hayati parçalarından biri. Bir grup insanı aile yapan şeyin ne olduğuna dair sorgulamaların, birbirini çok seven ama birbirine zarar vermekten de kurtulamayan insanlar arasındaki hesaplaşmaların ne kadar evrensel olduğunu da göz önünde bulundurmak gerek. Tüm bu sebeplerle Koreeda’nın kendi ülkesi dışında, akıcı konuşmadığı bir dilde çalışmasına rağmen zorlanmadığını, hem klasik bir Koreeda filmi çekmeyi hem de Fransız kültüründen öğeleri kolaylıkla filmine yedirmeyi başardığını söyleyebiliriz.

Saklı Gerçekler ele aldığı temaların ve tasvir ettiği aile içi hesaplaşmaların ağırlığına rağmen hiçbir bölümünde asık suratlı bir trajediye dönüşmüyor. Koreeda’nın filme beklenmedik bir hafiflik kazandıran üslubu sakin ve mizahi, dolayısıyla film aynı anda hem dokunaklı hem de keyifli olmayı başarıyor. Bunda, en ağır ve vurucu sahnelerde dramatik rollerdeki ustalığını sergilerken bir yandan da kendisiyle ve karakteriyle alay etmeyi, Fabienne ile daha önceki filmleriyle oluşturduğu persona arasındaki paralellikleri vurgulamayı ihmal etmeyen Catherine Deneuve’ün payı büyük. Usta oyuncu, kolaylıkla bencil bir canavara dönüşebilecek Fabienne karakterine insani bir boyut katmayı başarıyor. Fabienne’in yıllar önce ölmüş Sarah isimli meslektaşı hakkındaki yan öyküde, Deneuve’ün kendisi gibi aktris olan ve genç yaşta bir trafik kazasında hayatını kaybeden kız kardeşi Francoise Dorleac hakkında detaylar bulmak, Deneuve’ün oynadığı karakteri gerçek yaşamından ve kendi yaşlanma sürecinden beslenerek zenginleştirdiğini gözlemlemek mümkün. Saklı Gerçekler, daha iyilerini gördüğümüz Koreeda filmlerinin üzerine çok da bir şey eklemiyor ama bu usta yönetmenin sinema tarihinin en önemli aktrislerinden biriyle işbirliği yapması ve her zamanki insancıl üslubunu ülkesi dışına da başarıyla taşıması kesinlikle kayda değer.

 

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.