Şu An Okunan
Yeni Kız Arkadaşım: Cenazemde Seksi Giyin

Yeni Kız Arkadaşım: Cenazemde Seksi Giyin

Yeni Kız Arkadaşım, François Ozon’un karakterleriyle arasına mesafe koyduğu alaycı filmlerinden. Gerilim, melodram ve komedi arasında kurnazca salınan film, seyirciyi çok bilinmeyenli bir arzu denklemiyle baş başa bırakıyor.


Bu yazı, Altyazı’nın Temmuz-Ağustos 2015 tarihli 152. sayısında yayımlanmıştır.


Bu yazı, filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.


François Ozon sinemasının müfredatına da, kavşaklarına da, kuytularına da alıştığımızdan olsa gerek, bazı filmleri için “sıradan bir Ozon işte” deyip geçerek, kafa yormaya zahmet etmeyebiliyoruz. Son filmi Yeni Kız Arkadaşım (Une Nouvelle Amie, 2014) İstanbul Film Festivali’ne uğradığında da kaderi aşağı yukarı böyle oldu. Oysa, İngilizlerin meşhur polisiye/gerilim yazarlarından Ruth Rendell’ın kısa bir öyküsünden uyarlanan Yeni Kız Arkadaşım, Rendell’ı daha önceden keşfeden Chabrol’den de tatlar barındıran, havaya karışan muğlak bir cinsel gerilimle seyirciyi diken üzerinde tutan, hat değiştirip melodramla komedi arasında salınmayı da başaran bir film. Tabii söz konusu Chabrol değil de Ozon olduğundan, yakıtını cinsellik muammasından alan gerilim damarının başrole yerleşmediğinin, yer yer kitsch ile kol kola gezen bir hafifletilmiş melodram atmosferinin baskın çıktığının altını çizmek gerek.

Ozon’dan alışık olduğumuz üzere, parodi ihtimali bir yüzeye çıkıp bir geri kaçan melodramatik bir mizansenle açılıyor Yeni Kız Arkadaşım. Söz konusu açılış bir cenaze sahnesi olunca, Ozon’un kendine has oyunbazlıkları daha da belirgin oluyor. Çok iyi biliyoruz ki melodram ekolünün etinden sütünden faydalanmakta, bu ekolü bazen dönüştürüp bazen de olduğu gibi bırakarak kendi meseleleriyle yoğurmakta üstüne yok Ozon’un. Burada da, gencecik yaşta ölen, ardında yaslı bir kocayla ufacık bir bebek ve çocukluğundan bu yana hayatını ona adamış bir arkadaş bırakan Laura’nın cenazesi garip bir ağırlık ve hafiflik dengesiyle yansıyor perdeye. İçten içe, filmin tüm heyecan verici ihtimallerinin bu talihsiz ölümle birlikte önümüzde açılacağını biliyoruz. Bizi matem duygusuyla boğmayan, bilakis, hınzır bir beklentiyle içimizi kıpırdatan bir merasim izliyoruz. Laura, tabutun içine yerleştirilmeden önce, bembeyaz gelinliğin ona son kıyafeti olarak özenle giydirilişine tanık oluyoruz (onu giydiren el ve kıyafetlerin bedene temas ederken çıkardığı erotik sesler daha sonra ayrı bir anlam kazanacak).

Ozon’un melodramda açtığı yarıklardan biri, cenaze sahnesinin gözyaşlarının arasına sızan bu erotik ölü giydirme sekansında hemen kendini belli ediyor. Bir başka ince yarık daha var filmde. Çocukluklarından bu yana birbirlerinin hayattaki en önemli varlığı olan Laura ve Claire’in hızlandırılmış öyküsü, Çağan Irmak’ın bayılacağı türden nostaljik bir flashback’le karşımızda akarken, her şey nezihçe ilerlerken, melodramın pür-i paklığını lekeleyecek bir kan sızıntısı şeklinde zuhur ediyor perdede. Laura ve Claire’in tutkuyla başlayıp uzun yıllara yayılan dostlukları, barlarda tanışılıp paylaşılan erkeklerle, fonda çalan dönemin popüler müzikleriyle ve hepimizin ezberlediği büyüme ritüelleriyle anlatılırken, bir anda araya, çakıyla yarılıp birbirine dokundurulan iki avuç içinden sızan kan giriveriyor. Yeni Kız Arkadaşım’ın farklı bedensel ihtimallerle, cinsel kimliklerin çatallanan patikalarıyla, aşındırılmış yollardan sapan kuir arzularla yakından ilgilenen öyküsünün de ufaktan takdimi oluyor sızan kan.

Çekmeceyi Bir Açarsam…

Ozon hakkında çok iyi bildiğimiz bir şey daha varsa, o da Fransız küçük burjuvasının kilitli çekmecelerine elini daldırmayı sevdiği, steril evlerden, her şeyiyle dört dörtlük duran çekirdek ailelerden bir dolu beklenmedik arzu, kimlik bunalımı, cinsel tuhaflık çekip çıkardığıdır. Sitcom (1998) bunun doruk noktalarından biridir. Her filminde bu denli aleni olmasa da, Ozon’un küçük burjuva ailesinin sözde sükûnetini bozup anlatısını buradan çıkardığı örnekler çoktur. Bazı filmlerindeyse bu eleştirel ve öyküden hep bir tık ötede duran tavrını bırakıp, anlattığı karakterlerin dramıyla sahiden ilgilenir; ölümle, yasla, kayıpla, doğumla, hastalıkla, evlilikle birlikte ortaya çıkan duygular üzerine ciddi ciddi düşünür. Kumun Altında (Sous le Sable, 2000), Veda Vakti (Le Temps qui Reste, 2005), Yuva (Le Refuge, 2009) gibi filmleri bu türdendir mesela. Yeni Kız Arkadaşım bir ölüm ve ardından tutulan yasla başlasa da, Ozon’un karakterleriyle arasına hep bir mesafe koyduğu filmlerden biri bu. Öykünün cinsel kimlikler/yönelimlerle oynayan, onların geçişliliği üzerine kafa yoran hâline koşut bir şekilde türler arasında dolanan; gerilim, melodram ve komedi arasında denge tutturabilmek için bolca üslup numarasına gereksinim duyan bir film söz konusu ne de olsa.

Yeni Kız Arkadaşım’ın öyküsü bir açıdan bakıldığında çok düz gelebilir: Laura ölür. En yakın arkadaşı Claire ona verdiği sözü tutarak geride bıraktığı kızına ve kocası David’e göz kulak olur. Bu sırada da David’e âşık oluverir. İşler karışır… Çok sıradan gözüken bu sinopsise ufak bir tekzip gerekiyor öncelikle. Claire David’e âşık olur olmasına ama, David artık David değil Virginia’dır. Claire, arkadaşının kocası olarak tanıdığı adamı ilk olarak kadın kıyafetleriyle gördüğünde, bunun basit bir fetiş olduğunu düşünür ve onu “sapığın teki” olmakla suçlar. Ama zamanla David’in aslında bir kadın kimliğini arzuladığını anlar; kendini bir kadın olarak daha iyi hissettiğini kabullenir. Claire’in âşık olduğu kişi de David değil Virginia’dır. Virginia’ya karşı arzu duyunca Laura’ya ihanet etmemiş olur belki? Onun kocası değildir arzu duyduğu…

Kombine Arzu

Yine mi dolambaçsız oldu öykümüz? Aslında değil. Filmin üzerine yerleştiği öykünün en sağlam ayağını unuttuk. İlk sahnede gelinliğiyle tabutun içinde gördüğümüz Laura bu öykünün ayrılmaz bir parçası. Laura varken bastırdığı arzuların Laura ölür ölmez yeniden su yüzüne çıktığını söylüyor David. Laura’nın varlığının yasakladığı kadın kimliği, onun ölümüyle birlikte serbest kalıyor bir bakıma. Laura’nın ölümü Virginia’nın doğuşu oluyor. Virginia’nın doğuşunun Claire için de önemi büyük. Filmin başındaki flashback’te, Laura’yla tanıştığı o ilk anda aşırı bir tutkuyla dolduğunu seziyoruz Claire’in. Virginia’nın ortaya çıkışıyla birlikte, Claire de kendi Laura’sını hatırlıyor. Bir ağacın üzerine kazınan Laura ve Claire isimlerinin sonsuza dek orada durmalarında dostluğun sınırının nerede bitip tutkunun alanının ne zaman açıldığını sorgulamamız için iyi bir fırsat bu. Laura’ya verdiği sözle David’le dost olan Claire, hayatı boyunca Laura’dan sakladığı tüm arzularını Virginia’ya karşı serbest bırakabiliyor. Laura’nın ölümüyle birlikte, hayatı boyunca kaçtığı o taşkın arzusuyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Laura, Claire, David ve Virginia’dan oluşan bir arzu dörtgeni…

Bu denkleme bir de Claire’in kocası Gilles girince Ozon’un muzip cinsellik karambolü daha da eğlenceli bir hâl alıyor. Claire, David (yoksa Virginia görünümlü Laura mı demeliyiz?) onu cinsel olarak heyecanlandırdığı için, kocası Gilles’le, uzun süredir olmadığı kadar hararetli sevişiyor. Gilles, Claire ve David’in arasında bir şey olduğunu düşünüp onları kıskanmaya başlıyor. Claire ise, Gilles’le David’in duşta seviştiğini hayal ederek, bu çok bilinmeyenli fantezi ve arzu denklemine bir katman daha ekliyor. Ozon’un ustaca kaleme aldığı senaryo, Laura, David, Virginia, Claire ve Gilles arasında neredeyse mümkün olan her türlü arzu kombinasyonunun hayata geçebileceğini gösteriyor bize. Bunu yaparken de hiçbir zaman zorlama bir “arzu akışkandır” retoriği kullanmıyor; arzunun akışkanlığı öykünün dolambaçlı yapısı içinde kendi kendine var oluyor. David’in kıyafetlerle başlayan dönüşümünün bir kimlik değişimine evrilmesinin öyküsünü aktarırken, bir transın cinsel kimliği ve cinsel yönelimi arasında tek yönlü bağıntılar olmadığına dair vaaz vermeye de kalkışmıyor film. David’in Virginia’ya dönüşmesini kadın kılığına girmiş erkek güldürüsüne (Yeşilçam’dan bunları iyi biliriz!) dönüştürmüyor pek tabii Ozon. Romain Duris, Virginia olarak o kadar nefes kesici ki, ona bakınca gülmek aklınıza da gelmiyor zaten. Erkeklikten kadınlığa geçiş sürecinde komiklikler bulmak yerine, tuhaf durumlarda erotizm arayışında Ozon: Claire ile David’in beraber ağda yaparken de erotik bir hat bulabileceklerini gösteriyor en basitinden.

Dile dökünce heyecan veren tüm bu özelliklerine karşın, seyir deneyiminde, sözgelimi bir Almodóvar filmi kadar (cinsel kimlik dönüşümleri, arzu ve fantezi deyince akla ilk kim gelecekti başka?) heyecan ve reaksiyon yaratmadığı kesin Yeni Kız Arkadaşım’ın. Bu da, Almodóvar’ın aşırılıkları seven coşkulu ve duygudan sakınmayan tarzındansa, o yeri geldiğinde ağır dalga geçtiği sterilliklere yakın olmasından belki de Ozon’un. Ama steril olup da eleştirel olmak da mümkün elbette. Bir kimlikten diğerine geçişin, aslında, iPhone’un rehberinde David diye kayıtlı şahsiyeti Virginia diye değiştirmek kadar basit ve doğal olduğunu tespit etmek için aşırılığa gerek yok. Filmin sonunda arzular ve fanteziler bastırılıp aşırılıklar törpülendi mi, yoksa Laura’nın arkada bıraktığı çocuğa bakmak için tesis edilen alternatif aile modeli başlı başına bir kuir jest mi, orası tartışmaya açık.


Yeni Kız Arkadaşım, 17 Haziran 2021 tarihinden itibaren MUBI Türkiye’de izlenebiliyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.