Şu An Okunan
Oscar’a Doğru: En İyi Uluslararası Film – III

Oscar’a Doğru: En İyi Uluslararası Film – III

En İyi Uluslararası Film


93. Akademi Ödülleri’nin Uluslararası Film kategorisinde finalist olabilmek için yarışan filmleri ve bu yıla özgü dinamikleri mercek altına alan yazı dizimiz, Asya ile Güney Amerika ülkelerinin aday adayları ve ödül tahminleriyle son buluyor.


Yazı dizisinin ilk iki bölümünü okumak için:

Oscar’a Doğru: En İyi Uluslararası Film – I (Akademi’nin bu yılki kural değişikliği ve Afrika ülkelerinin aday adayları)

Oscar’a Doğru: En İyi Uluslararası Film – II (Avrupa ülkelerinin aday adayları)


Asya

Khorshid / Sun Children (İran)
Doksanlarda İran’a Farhadi’den önceki tek Oscar adaylığını getirmiş olan Mecid Mecidi’nin son filmi, bir grup yoksul çocukla soygun filmi trüklerini de kullanan, toplumsal gerçekçi ama aynı zamanda dinamik bir ana akım örneği, Akademi’ye hitap etmesi son derece olası.

Broken Keys (Lübnan)
Cannes seçkisinden. Bir müzisyenin özgürlüğe kaçış hikâyesi, Akademi’nin kodlarına çok uygun. Bu örnekte biraz fazla formül filmi, yani tam da ödül hesabıyla bu kartları oynayan bir iş olarak görülmesi aleyhine işleyebilir ama yeni sistemle 15 film arasına girmekte zorlanmayacaktır.

Asia (İsrail)
Unorthodox dizisiyle ünlenen Shira Haas, kas hastalığı yüzünden günden güne tükenen bir genç kızı oynuyor. Filme ismini verense onun bakımıyla ilgilenen, zaman zaman da evladının kalan sağlıklı hayatını özgürce yaşayabilme arzusuna ket vurmak zorunda kalan annesi. Bu iki kadının hikâyesi, Haas’ın ismi sayesinde Akademi üyelerinin radarına girecektir. Oldukça küçük, teknik olarak pek üst düzey sayılmaz ve melodram klişelerine fazlaca bel bağlıyor. Fakat yeni sistem tam da böyle filmlerin önü açılacak endişesini beraberinde getiriyor. Göreceğiz…

200 Metre

200 Metre / 200 Meters (Ürdün)
Bir Filistin öyküsü. Tam Oscar’lık bir fikir var ortada. Çok da iyi bir başrol oyuncusu. Ancak netice didaktik, çiğ, zayıf yan öykülerle hepten yolunu kaybeden bir iş. Seyirciden olumlu reaksiyon alır gözükse de şahsen Akademi’nin yüz vereceğini zannetmiyorum.

Ve Filistin’in temsilcisi Gaza Mon Amour da başrollerden birinde Hiam Abbass olmasına rağmen, fazla küçük ve diğer olasılıkların arasında kaybolup gidecek bir film gibi duruyor.

Asya’nın uzak ucuna gidecek olursak…

Asa ga Kuru / True Mothers (Japonya)
Naomi Kawase bugüne dek beklediği büyük ödüllere hiçbir platformda ulaşamamış, ustalığı biraz kendinden menkul bir sinemacı. Cannes seçkisinde duyurulmuş bu filmi de şaşırtmaktan uzak, ağdalı bir melodram. Sırf Cannes etiketi bütün kapıları açmamalı.

En İyi Uluslararası Film
Asa ga Kuru

Yangguang puzhao / A Sun (Tayvan)
Geçen senenin başlarında Netflix’te yayınlanmış ama dikkatleri ancak şu son haftalarda çekebilmiş, süresi uzun ama hikâyesi güçlü bir baba-oğul filmi. Amerikalı eleştirmenler de yeni farkına vardı ve üstüne çokça konuşup filme görünürlük sağladılar. Akıcı bir seyirlik, güçlü oyunculuklarla da birleşince sağlam bir yapım bu. Akıllarda yer edebilecek mi, onu kestirmek zor. Ama yeni sistem ana akım sinemanın önünü açacaksa, lütfen böyle filmlerle olsun.

Namsanui bujangdeul / The Man Standing Next (Güney Kore)
Geçen senenin büyük galibi Güney Kore, bu kez yakın tarihlerindeki gerçek bir olaydan yola çıkan sıkı bir politik gerilimle yarışta. Bu güçlü endüstriden bekleneceği üzere, gayet iyi kotarılmış bir film. Parazit’in yükselttiği çıta bundan böyle Güney Kore filmleri için zorlayıcı bir eşik olabilir ama yine de yeni sistem bu filme avantaj sağlıyor.

Asya kıtasını tamamen geride bırakmadan önce, kısaca Hindistan’dan bahsetmek isterim.

Jallikattu (Hindistan)
Venedik’te alınan övgülerden sonra herkes Hindistan’ın The Disciple’ı Oscar’a yollamasını bekliyordu. Ülkemizde henüz yeterince izlenmedi ama orada gerçek bir cevher var, vakti gelince konuşuruz. Ancak Hindistan, çoğu sene yaptığı gibi, kimsenin radarında olmayan başka bir film seçti. Güneydoğu Hindistan bölgesinden, Malayca bir film Jallikattu. Yönetmeni Lijo Jose Pellissery, isimsiz oyuncularla çektiği filmler sayesinde kendi başına bir marka haline gelmiş. Tanımlamak için kimle mukayese etsem diye düşününce, Robert Rodriguez gelip burada Sıfır Bir çekmiş gibi diyesim var. Ama yine karşılamıyor. Başka hiçbir şeye benzemeyen, çok karanlık bir enerjisi olan, şaşırtıcı bir film. Basit bir öyküsü var. Kesilecek olan bufalo kaçar ve bir köyü birbirine katar. Köyün erkekleri de hayvanı yakalamak için peşine düşer. Görünürde hepsi bu. Fakat film bundan çok daha karmaşık ve hayranlık uyandırıcı bir şeye dönüşmeyi başarıyor. Bir tarafıyla aksiyon, bir tarafıyla doğu kültüründe ölüm kavramı üzerine. Akademi üyeleri böylesine sıradışı bir filme hazır mı, zannetmiyorum. Ancak Jallikattu bu yılın seçkisinde en dikkate değer yapımlardan biri.


Güney Amerika

Latin Amerika sineması her zaman güçlüydü ama son yıllarda dünyanın odağında daha fazla yer alır gibi. Hemen her sene en az bir temsilcileri Akademi finalistleri arasında. Bu yıl da güçlü seçenekler var. Avrupa sinemasının hâkimiyetini kırmaları dileğiyle…

Ya no estoy aqui / I’m No Longer Here (Meksika)
Michel Franco’nun Venedik’te kazandığı Jüri Büyük Ödülü sonrası, Meksika’nın Oscar’a New Order’ı göndermesi bekleniyordu. Filmin Kuzey Amerika haklarını hemen Neon kapmış, ana kategoriler için de pazarlama hesabı yapıyorlardı. Yeni bir Parazit olur mu diye düşünülen film, aşağılık bir ırkçılık gösterisi çıktı. Meksika’da şiddetli tepkilere yol açtı. Sonunda Oscar’a gönderilen film de Netflix’in elindeki I’m No Longer Here oldu. Yersiz yurtsuzluk üzerine müzikle dolu bir film bu ve Alfonso Cuarón’la Guillermo del Toro’nun desteğine de sahip. 93 başvuru arasında görünürlüğü en fazla olan birkaç isim arasında. Sineması, yaşlı Akademi profili için biraz fazla genç ama şansı yüksek elbette.

En İyi Uluslararası Film
Ya no estoy aqui

Ağlayan Kadın / La Llorona (Guatemala)
Latin Amerika’nın asıl gizli kozu. Yine yakın zamanda İKSV seçkisinde izledik. La Llorona mitolojisi, Hollywood yapımı korku filmlerine de malzeme olmuştur. Buradaysa ülkenin kendi yakın tarihindeki soykırımla yüzleşme öyküsüne vesile. 1982’de Maya kökenli halkın soykırıma uğradığı operasyonu komuta etmiş üst düzey bir asker, günümüzde savaş suçlarından dolayı mahkûm edilirken, geçmişin hayaletleri ne onun ne de ailesinin peşini bırakıyor. Önemli bir tarihsel gerçekliğe ışık tutan, güçlü sinema diliyle sarsıcı bir film La Llorona. Tam Akademi’nin kalemi!

El agente topo / The Mole Agent (Şili)
Bir huzur evine dedektiflik için giren bir ihtiyar. Orijinal, duygusal ve çok da eğlenceli bir yaratıcı belgesel. Akademi birden fazla belgesele şans vermekten erinmezse, Romanya’dan sonra Şili öne çıkar diyebiliriz.

En İyi Uluslararası Film
El agente topo

Babenco: Alguém Tem que Ouvir o Coração e Dizer Parou / Babenco: Tell Me When I Die (Brezilya)
Fakat tabii Akademi üyelerinin ünlü Brezilyalı sinemacı Hector Babenco hakkında bir belgesele, hele hele bu yeni 15 finalistlik düzende, yer açma potansiyelini de gözardı etmeden… Filmi MUBI Türkiye’de izlemek mümkün.

El olvido que seremos / Memories of My Father (Kolombiya)
93 aday adayı arasında, daha önce Oscar kazanmış bir yönetmenin imzasını taşıyan tek film bu. 1993 yılının Yabancı Dilde En İyi Film ödülü sahibi Güzel Çağ’ın (La belle epoque) yönetmeni Fernando Trueba, bu kez Kolombiya adına, önceki İngilizce adı Forgotten We’ll Be olan, Cannes seçkisinden bir yapımla yarışta. Filmi izlemek henüz bizim coğrafyamıza nasip olmadı ama fragmanlar fazlasıyla eski moda bir sinema vaat ediyor.

Güney Amerika faslını kapatırken, Peru’dan Canción sin nombre / Song Without a Name ile son bir sürpriz ihtimalini de kenara not edelim.


Olası Finalistler

  1. Quo Vadis, Aida? (Bosna Hersek)
  2. Another Round (Danimarka)
  3. Collective (Romanya)
  4. Sun Children (İran)
  5. Ağlayan Kadın (Guatemala)
  6. The Endless Trench (İspanya)
  7. Şarlatan (Çekya)
  8. I’m No Longer Here (Meksika)
  9. Dear Comrades! (Rusya)
  10. The Auschwitz Report (Slovakya)
  11. Broken Keys (Lübnan)
  12. Hope (Norveç)
  13. Babenco: Tell Me When I Die (Brezilya)
  14. Night of the Kings (Fildişi Sahili)
  15. Yabancı (Kosova)

Bu listeyi delmeye yakın duranlar:

  1. Never Gonna Snow Again (Polonya)
  2. The Man Standing Next (Güney Kore)
  3. Memories of My Father (Kolombiya)
  4. Stories from the Chestnut Woods (Slovenya)
  5. A Sun (Tayvan)

Finalistlerin 9 Şubat’ta açıklanması bekleniyor. 25 Nisan’da dağıtılması planlanan ödüllerin nihai adayları ise 15 Mart’ta belli olacak.

Kim kazanır?

Cüretkâr davranıp, Bosna Hersek’in ikinci Oscar zaferini şimdiden kutlamak istiyorum. Alternatifini de Danimarka değil, Romanya olarak görüyorum…

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.