Şu An Okunan
Panama Film Festivali: Amerika’nın Karnından Hikâyeler

Panama Film Festivali: Amerika’nın Karnından Hikâyeler

 

Bu yıl 4-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen Uluslararası Panama Film Festivali, güncel Orta Amerika ve Karayipler sinemasına ışık tutuyor.

Müge Turan

8. Uluslararası Panama Film Festivali 4-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. Başta Panama filmleri olmak üzere Orta Amerika ve Karayipler sinemasına odaklanan festival, endüstri odaklı söyleşi ve network etkinlikleri, özenle seçilmiş yarışma programı ve bu yıl ilk kez verilen FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Konfederasyonu) ödülüyle Panama şehrini sinemayla ve Latin Amerika sinema dünyasıyla buluşturuyor.

‘İbero-Amerikan Sineması’ bölümünde yılın İspanyolca filmlerinden bir seçki sunan festivalde asıl dikkat çekilmek istenen, Orta Amerika ve Karayipler’den çıkan on üç filmin yarıştığı bölüm. Bu yılki yarışmanın öne çıkan filmlerinden biri, Panama ile Kolombiya’nın birleştiği nokta olmasına rağmen karayolunun geçmediği, çok geniş bir araziyi kapsayan Darién Boşluğu’nu konu alan Tierra Adentro’ydu. Panama yapımı belgesel önce kamerayla tepeden baktığı ormanın içine girip ormanın dokusunu, topolojisini araştırırken, o ormana bağlı yaşayan farklı insanları tanıtıyor, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Uyuşturucu tacirlerinden ormanda kamufle olup onları yakalamaya çalışan askerlere, Darién’deki cangılı ve nehri aşarak sınırın karşı yakasına, Amerikan Rüyası’na kaçmaya çalışan Ganalı mültecilerden Hıristiyan misyoneri rahibeye, jaguarı gizli kamerasıyla fotoğraflamaya çalışan bir adama kadar arafta kalan bu habitatın insanlarıyla konuşuyor. Belgeseli özel kılan, öznelerinin hepsine aynı mesafede durması ve hem esrarengiz ve tehlikeli hem de koruyucu ve bilge bir yer olan bu toprak parçasını incelerken samimiyetin, korku ile merak arasındaki yakın temasta kaçılması gereken bir şey mi yoksa sığınılacak bir yer mi olduğu sorusunu sürekli hatırlatması. Filmin sonuna doğru anlıyoruz ki Çinli yatırımcılar o toprak parçasını satın almak üzereymiş. O zaman konu ikametten öte, ormana gelecekte kimin sahip çıkacağına geliyor. Kime aitti o orman ve kime ait olacak, oraya bağlı bu insanlar ne yapacak? Panama topraklarının ilk yöneticisi olan İspanyol kâşif Vasco Núñez de Balboa zamanından kalma kalıntıların da gömülü olduğu topraklarda bugün artık ekolojik kriz konuşuluyor. Filmin yine de bir mesajı varsa, o da ne olursa olsun doğanın hep geri geldiği. Kolaya kaçmadan, derdini sakin sakin anlatan bu belgeselin kendi şehrinde İzleyici Ödülü’nü kazanması, konunun sadece “birkaç ağaç” olmadığını kanıtlıyor.

Seçkide ilgi gören filmlerden biri de, geçen sene Venedik’te Kuir Aslan’ı kazanan Guatemala yapımı José’ydi. Bu mütevazı ama güçlü dram, annesiyle fakir bir hayat süren on dokuz yaşındaki başkarakterinin inşaat işçisi Luis’le aşk ilişkisini takip ederken hem kuir tutkusunu, aşk ve acısını nazik bir yerden izliyor, hem de kanunları suçun, şiddetin ve dinin yazdığı ataerkil bir kültürde bu aşkı sürdürmenin sınırlarını sorguluyor. Li Cheng’in yönettiği filmin öyküsünde alttan alta işlenen başka bir konu da Guatemala’daki ailelerin yarısından fazlasında annenin çocuklarını tek başına büyüttüğü gerçeği. Bir büfede çalışan José eşcinselliğini, oğlunu her şeyden sakınan koyu Katolik annesinden gizler. O yüzden José’nin diğer hayatı bir motel odasında geçer. Buluşup seviştiği Luis ilişkilerinden daha çok şey beklediğini, örneğin birlikte yaşamak ve açık bir hayat sürmek istediğini ilan edince José bunu kabul edemez, annesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkar. Bu basit ve evrensel hikâyenin güçlü tarafı zorlamalara, komplikasyonlara başvurmadan farklı mekân ve durumları göstererek José’nin keşif yolculuğunu atmosferik bir anlatımla incelemesi, bazı yerleri açık bırakması.

Bu yıl ilk kez verilen FIPRESCI Ödülü’nü kazanan diğer Guatemala filmi, Ana Bustamante’nin yönettiği La Asfixia da bir tür keşif hikâyesi. Ülkede devletle gerillalar arasında otuz altı yıl süren iç savaşta kaçırılan ve bir daha geri dönmeyen babası üzerinden kişisel bir yolculuğu kendi sesiyle anlatıyor yönetmen. Kendisi annesinin karnındayken yaşanmış bu olayı diğer ailelerle görüşerek, annesiyle yüzleşerek samimi bir yerden aktaran Bustamante’nin filminde, o döneme ait daha önce gösterilmemiş arşiv malzemesi de dikkat çekiyor.

8. Panama Film Festivali’nde İzleyici Ödülü’nü kazanan kurmaca film de yine kişisel bir hikâyeden yola çıkıyor. 1989’da Çernobil kurbanı Ukraynalı çocukların tedavi için getirildiği Havana’daki bir hastanede Rusça tercümanı olarak çalışan bir adamın hikâyesi. Bu adam, yönetmen kardeşler Rodrigo ve Sebastian Barriuso’nin babası. Sundance’in ‘Dünya Sineması’ bölümünde prömiyerini yapan ve başrolünde Brezilyalı yıldız oyuncu Rodrigo Santoro’nun oynadığı filmin anlatımı konvansiyonel, yer yer sıkıcı, hafif de duyguları ajite eden cinste. Dönemin Küba’sının kartpostallardan fırlama renk paletiyle, sahil ve sokaklarını göstererek bir tür nostalji de üretiyor. Ben, Küba’dan çıkan diğer filmi daha çok sevdim: Arturo Infante’nin absürd komediyle politik eleştiriyi iç içe geçirdiği ilk uzun metrajı El Viaje Extraordinario de Celeste García. Planetaryumda çalışan emekli öğretmen Celeste’nin sakin, sıradan hayatı Rus sandığı ama aslında uzaylı olan komşusundan aldığı özel bir davetle değişir. Bir gün Küba devletinin resmî açıklamasına göre uzun süredir ülkelerinde yaşayan dünya dışı varlıklar onu kendi gezegenlerine davet etme lütfunda bulunurlar. Celeste çevresindeki herkesi şaşırtarak bu daveti kabul eder ve gezegenler arası yolculuğa hazırlanmaya başlar. Film tüm bu hazırlanma sürecini incelerken kapitalist sistemin bireyleri olan çoğumuz için ayrı bir gezegen olan günümüz Küba toplumundaki çatışma ve arzuları yansıtıyor. Absürd mizahı ve politik eleştiriyi iç içe geçiren El Viaje Extraordinario de Celeste García izleyeni “mutluluğun veya özgürlüğün sırrını keşfetmek için kozmosun neresine gitmeli, kaç ışık yılı devirmeli?” sorusuyla baş başa bırakıyor.

© 2013-2020 Altyazı Aylık Sinema Dergisi / Altyazi.net'in içeriği dergi yönetiminden ve yazarlardan izin alınmaksızın kullanılamaz.